<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yankı Haber</title>
        <link>https://www.yankihaber.com/</link>
        <description>Yankı Haber</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Savaş ve ticaret </title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/savas-ve-ticaret-144</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/savas-ve-ticaret-144</guid>
                <description><![CDATA[Savaş ve ticaret ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün dünya üzerinde birden fazla noktada silahlar patlıyor, roketler havadan insanların üzerine yağıyor. Adına savaş demedikleri "operasyon, özgürleştirme" vs gibi kaçamak ve uydurma adlarla ancak kendilerini kandırabildikleri ifadelerle gizlemeye çalıştıkları düpedüz savaşlar yaşanıyor ve tarihin kara lekeleri olmaları şimdiden kesin olan faaliyetlerle kimileri kan dökmeye can almaya, zar zor elde edilmiş, bin bir fedakarlıklarla kurulmuş kentleri yok etmeye devam ediyorlar.&nbsp;</p>

<p>Savaşlar, savaş meydanlarında yapılırken güçlü ve donanımlı erkekler kılıç savurur, ok mızrak atarken yalnızca askerler ölürdü. Şimdilerde patlayan bombalar kentleri ve savaşamayacak sivilleri kadın ve hatta çocukları hedef gözetmeden öldürüp maalesef parçalıyor. Sadece bu da değil. Savaş kavramı ve zulüm etmek üzerine kurgulanmış davranışlar Nazi Almanyası misali insanları aç susuz ve tıbbi yardımlardan da mahrum bırakıp başka başka şekillerde ölümlere sebep oluyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;İnsanlık tarihinin geldiği üretim ticaret bilim ve teknoloji ile sağlanmış olan son noktadaki gelişmiş kentler ayrıca siber saldırılarda da felç ediliyor. Öyle ya savaşmak artık sadece ölüme ve yaralanmalara değil şehirlerde alışılmış günlük yaşamın düzen ve dengesinin bozulmasına da yol açıp insanlara farklı derecelerde eziyet verebiliyor.</p>

<p>Ticaret demişken dünya üzerindeki yedi kıtada okyanuslar ötesinde ve üçyüzden fazla egemen ve kabul edilmiş devlet arasında mal ve hizmetleri almak satmak, seyahat etmek ve ettirmek yani turizm amacıyla, kısaca ticaret yapıp para kazanmak için yoğun faaliyetler anlaşmalar sözleşmeler yapılmıyor mu? Amiyane tabirle hem bir taraflarını yırtacaksın hem de ticaret ve turizmi baltalayacak en kötü şeyi yapacaksın. İşte insanoğlunun tipik hali. Yapmak inşa etmek için uğraşıp didinir sonra bir hamleyle kolayca yok eder.&nbsp;</p>

<p>Hani kültür? Hani nerede kanunlar uluslararası kurallar, felsefeler inançlar sevgi, dostluk, kişisel gelişim gibi süslü laflarla ifade edilen insanlık halleri nerede?</p>

<p>Üç yıldır savaş halinde ve topraklarının büyük kısmı işgal altında olan, bir milyondan fazla evladını bu savaşta kaybetmiş bir devletin başkanını karşısına alıp "Takım elbisen yok mu? Sana yardım ettik para verdik hiç teşekkür ettin mi? Minnet duymuyorsun" diye sigaya çektiklerinde "Var. Hatta peruğımu takıp, yüzümü pudralayıp, rugan ayakkabılarımı giyip geldim. Bunu mu dilerdiniz? Bana bunları nasıl sorarsınız, bana nasıl böyle davranırsanız?" demeliydi.</p>

<p>Allah kimseyi namerte muhtaç etmesin demek istiyorum. Biz millet olarak benzer bir durum yaşamış ve işgal altındaki topraklarımızı devasa ordulardan kurtarmak, namusumuzu iffetimizi gururumuzu kurtarmak için Kurtuluş Savaşı vermiştik. Milyonlarca kilometre kare toprağımızı yine kurtaramadık fakat Anadolu dışında Trakya'da bir kaç şehre ancak sahip çıkabildik, milyonlarca vatan evladını toprağa verdik. Allah hepsinden tüm şehit ve gazilerimizden razı olsun. Mekanları cennet olsun Gazi Mustafa Kemal ve tüm silah arkadaşlarıyla birlikte.</p>

<p>Hayatta herşey para ve ticaret değildir. Çok daha önemli değerler vardır fakat kabul etmek gerekir ki o değerlerimizi koruyabilmemiz için yeri geldiğinde savaşabilmemiz ve düşmandan daha güçlü olmamız gerekir. İşte bunun için barışta ticaret ve üretim, bilimde gelişme, güçlü ortaklıklar ve doğru stratejiler kurmak önemlidir. Allah bu milleti namerte muhtaç etmesin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 13:43:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/umut-143</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/umut-143</guid>
                <description><![CDATA[Umut...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir yıl daha bitiyor, iyisiyle kötüsüyle 365 gün daha geride kaldı. Aslında yılbaşılarını da yaş günlerini de tersten okurum. Her ikisinde de sevinmekten öte giden bir yıla bakıp, kaybettiklerimi, kazandıklarımı gözden geçiririm, bir nevi hesap yaparım.</p>

<p>İnsanoğlu beşikten mezara olan bu yolculukta geçen her saniye kendi kıyametine biraz daha yaklaşırken bunu görmemeyi, hiç yokmuş gibi davranmayı seçer. Bu yaşayabilmenin, hayatı sürdürebilmenin, yarına bakabilmenin anahtarıdır.</p>

<p>Başına gelen negatif durumlarda mutlak sonu daha fazla hatırlarken, pozitif olaylarda hiç gelmeyecekmiş gibi davranmayı seçer. Yaşlandıkça çevresindeki insanları sonsuzluğa daha fazla uğurlar, yine de hayat yolunda yürümeyi sürdürür.</p>

<p>Onu bu yolculuğa devam ettiren ''Madem geldik dünyaya o zaman yaşayacağız'' düsturu değildir, onu ayakta tutan şey umuttur. Yarına olan umut. Ölüme daha da yaklaşacağını bile bile yarından bir şeyler bekler, ister, geleceği planlar.</p>

<p>Insanın sığındığı limandır umut, maddi, manevi, ulvi, dünyevi ne varsa beklenen o umuda yüklenir, geçen zamanın aslında umut edilene yaklaşmak için harcandığı varsayılır. Bugün olmazsa yarın denilerek, o umut korunur, beslenir, büyütülür.</p>

<p>Somut olaylara dayalı soyut bir beklenti, zehir ne kadar güçlü olursa olsun onu yok edecek panzehirdir umut. Yarı ölüm denilen uykuya yatttığında bile sabaha uyanmayı umut eder insan. Yeni bir gün, yeni bir başlangıçtır, yeni umutlar taşır,</p>

<p>Biliriz içten içe aynı yeni gün negatif olayları da getirebilir, ancak onu görmemezlikten geliriz, biz pozitifi besler, onun gelmesini umut ederiz. Hedefler için çabalarken bile bir noktada umudun payı hep vardır, en azından 'aksilikler uzun dursun' deriz.</p>

<p>2024'te böyle unutlarla doluydu, bazılarımız onlara kavuştu, bazılarımız hala bekliyor, iyi, kötü olaylar yaşadık. Ve artık ona da güle güle deme zamanı geldi. Zaten biz istesekte istemesekte gidecek, zamanı durdurmanın bir förmülü yok.</p>

<p>Şimdi tüm umutlarımızı yeni yıla 2025'e yükleyeceğiz. Bize getireceklerini bilmeden bohçasından iyiliklerin güzelliklerin payımıza düşmesini isteyeceğiz. Kendi kıyamatimize biraz daha yaklaşırken, onu es geçip 'bir yaş daha aldık' diyeceğiz.</p>

<p>Hep böyleydi, hep böyle olacak, insanoğlu umudunu korudukça daha mutlu yaşacayacak. Geçen saniyelere hayıflanmak yerine gelen günlere sevinecek. Geriye bakıp giden yıllara üzelmek yerine, gelecek yıla, yıllara yeni ve taze umutlar yükleyecek.</p>

<p>Umudunuz hiç bitmesin, 2025 umutlarınızın gerçeğe dönüştüğü bir yıl olsun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jan 2025 14:24:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Masum değiliz...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/masum-degiliz-142</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/masum-degiliz-142</guid>
                <description><![CDATA[Masum değiliz...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şarkıda dediği gibi masum değiliz hiç birimiz. "Durduk yerde nereden çıktı bu suçlama? Ben gayet masumum, hiç bir suça karışmadım bugüne kadar" diyorsunuz belki de.</p>

<p>Konu bu değil zaten.</p>

<p>İnsanlık tarihi savaşlar ve zulümlerle doludur. Tarih dersleri savaşları ve sonuçlarını anlatır zaten. Bildiğimiz bir gerçek.</p>

<p>Romalılar, Haçlılar, Osmanlılar, Vikingler, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları. Tarih dersleri ve kitapları bu milletleri ve savaşlarını anlatıp durur.</p>

<p>Ve maalesef günümüz dünyasında yaşayanlar da Rusya-Ukrayna, İsrail gibi büyük çatışmalara tanık oldu. Tarih gözlerimizin önünde yazılıyor farkında olmasak da.</p>

<p>Büyük İskender gibi, Napolyon gibi avrupalılar, Metehan, Timur, Babür gibi doğulu fatihler, Yeni Dünya'yı fethedip istila edenler hep kendilerince haklıydılar ve fakat çok büyük kıyımlara milyonlara varan ölümlere sebep oldular.</p>

<p>Japonların Mançurya Çin zulümleri, Almanların Yahudi katliamları ve esir kamplarında yaptıkları, günümüz dünyasında bu kez Yahudi bir milletin Fillstin topraklarında yaptıkları hatta Suriye'de Esed'in devlet eliyle kendi halkına ettikleri.</p>

<p>Fark nedir? Fark göremiyorum ya siz?</p>

<p>Zulmeden kan döken insanlar kendilerince hep haklıdırlar ve yapılanlar da gereklidir. Bir noktadan sonra da sistematik halde ve büyük boyutlarda işlenir insanlık suçları.</p>

<p>Peki neden nasıl olabiliyor?</p>

<p>İnsan denen bu garip yaratık insanlıktan mı çıkıyor?</p>

<p>Belki de mayamızda var kötülük. Eline fırsat geçince hangi dinden veya ırktan hangi eğitim seviyesinde olduğu pek de fark etmiyorsa eğer.</p>

<p>İşte sözün bu noktasında şarkıya geri dönme zamanı; ''Masum değiliz hiç birimiz.''</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jan 2025 14:21:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fotoğraf karesi</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/fotograf-karesi-141</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/fotograf-karesi-141</guid>
                <description><![CDATA[Fotoğraf karesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:large">Fotoğraf ışık yardımı ile iz bırakmaktır’’</span></p>

<p><span style="font-size:large">İzlerimiz hayatta ve dostlarımızın, sevdiklerimizin gönüllerinde olsun, diyerek başlayalım.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Film seyretmek, kitap okumak kadar keyifli bir eylemdir benim için fotoğrafa bakmak. Kime ait olursa olsun beni içine hapseder. Çekildiği zamanla baktığım zamanı birbirine çakıştırır benim için.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Osmanlı zamanında ‘Ateş yazması’ diye tanımlanmış. Ne güzel bir tanım, içeriği ve etkisi düşünüldüğünde daha gerçekçi.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Anılarımızın çoğu fotoğraf karesiyle ölümsüzleşiyor. Acı tatlı birçok anıyla kucaklaşıyoruz yeniden. Tabi riskli bir durum, bir çok anın yanı sıra, şu anda ebediyete intikal etmiş sevdiklerimiz hepsi yaşıyor o kareyle. Elimizde tuttuğumuz, gözlerimizin odaklandığı şey kağıt parçası değil, canlıdır artık, sımsıcaktır, elimizi bile yakabilir. O anın konuşmalarını, kokusunu duyarız kendimizi fotoğrafa bırakırsak.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Anı olmaktan çıkmış yaşanır olmuştur, aradan geçen zaman unutulmuş, şimdi ki anda, o zaman yaşanmaya başlamıştır, biz o ana taşınmışızdır.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Anılar, ışık hızından da hızlıdır.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Estetik açıdan beslenirken güzel bir fotoğrafla, savaşı anlatan şiddet ve acı varsa karede, ya da küçük çocuğun göz yaşlarını görüyorsak, yada bir annenin yalvaran bakışları işlemişse fotoğraflara, bir de bakışımızla buluşmuşsa… uzun yıllar belleğimizde kalır istemeden.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Acıyı bulaştırır fotoğraf, sevgiyi de.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Fotoğraf çeken telefonlarımız sayesinde her anımızı fotoğraflayabiliyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Bol bol fotoğraf çekelim , çektirelim. Annemizle babamızla, dostlarımızla, el ele bazen de sımsıkı sarılarak. Çevremizdeki savaşlara katliamlara inat, onları unutmadan ama bir gün son bulacakları umudu ile güldüğümüz fotoğraflar çekelim. Yeni yıl neler getirecek neler götürecek bilinmez, hayırlısını dileyelim.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Yeni yıl fotolarımızla iz bırakalım.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Yeni yıl sağlık mutluluk, ve şansla gelsin.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jan 2025 13:48:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlahi adalet...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ilahi-adalet-140</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ilahi-adalet-140</guid>
                <description><![CDATA[İlahi adalet...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığımız dünya haksızlıklarla, acılarla, adaletsizliklerle dolu değil mi? Kimilerinin çok rahat çok konforlu, huzur dolu kendi küçük dünyaları kimilerininse çamurda patinaj yapan tekerlek misali hep tekrarlanan, ezilen horlanan kendi küçük dünyaları var gibi. Nasıldı o söz? “doğduğun ev kaderindir” mi? Benzer şekilde “coğrafya kaderdir” diye de bir söz vardır.</p>

<p>Hani yanağından kan damlayan gürbüz Avrupalı çocuk ve kronik açlıktan dolayı bir deri bir kemik kalmış, karnı şişmiş Afrikalı çocuk farkı gibi.<br />
O kadar keskin uç örneklere de gerek yok aslında. İş yerinde hep angaryaya koşturulan insanlar vardır bir de şıkır şıkır kıyafetlerle masa başında oturup, patronlarla ya da amirleriyle içli dışlı pek rahat bir iş düzenine sahip olan insanlar vardır ki muhtemelen pek iyi bilirsiniz bunları. Rahatsız edici değil mi? Alın size günlük yaşamımızdan bir adaletsizlik örneği.</p>

<p>Bazen insanlar ölür doğal olmayan yollarla. Gencecik bir kadın ölür veya bir çocuktur. Neden dersiniz? Nasıl olabilir? Sebepler vardır bazen de sebepsiz yere binlercesi ölür gider savaşlarda. İşte o noktada bir umuttur bir tesellidir ilahi adalete inanmak.</p>

<p>Bütün bu kötülükler olup biter ama bir gün bunların hesabı çok yüce bir makam tarafından sorulur dersiniz. Yüreğiniz soğur. Sabretmeye dayanmaya güç bulursunuz.<br />
Evet bazı şeyler kaderdir, değiştiremeyiz, önüne geçemeyiz, sadece kabulleniriz ve sabrederiz ki yaşayabilelim, hayata ve yolumuza devam edebilelim. Bazı şeyler de vardır ki mevcut düzeni, imkanları, aklımızı, cesaretimizi kullanır değiştirmeye daha iyi daha güzel şartlar sağlamaya çalışırız. Evde aile içinde basit bir düzenleme veya apaçık bir düşman karşısında yiğitçe bir mücadele de olabilir.</p>

<p>Aslında iyiye güzele doğru bir yolculuktur yaşamak. Geçmişten ders almak cesaret almak ve ileriye yarınlara bakmaktır. Her şeyde mümkün olduğunca denge kurmaktır. Elinden geleni yapmak ve inanmaktır. İnanmış ve elinden geleni yapmışlara saygıyla ve minnetle..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 14:21:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>57 yıl...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/57-yil-139</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/57-yil-139</guid>
                <description><![CDATA[57 yıl...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Bir ömür düşünün, topu topu 57 yıl, bunun 24 yılı o cepheden öbür cepheye savaşlarla geçmiş. Osmanlı'nın tükendiği, bitap düştüğü, yurdun her yanının işgal edildiği dönemde Kurtuluş Savaşı'na kumandanlık etmiş. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Bir yandan da yeni Cumhuriyet'in, bağımsız bir ülkenin temellerini atmış, diğer yandan taba, kul olarak görülen bir milletten, eşit haklara sahip bir ulus inşa etmiş. Harf, kıyafet ve diğer devrimlerle başka bir dünyaya kapı aralamış. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Savaşta yendiği devletlere Osmanlı'dan kalan borçları öderken, diğer taraftan tarımdan, sanayiye, bilimden sanata her alanda yapılan yatırımlar ve başlattığı yeniliklerle ülkeyi kalkındırıp, hedefi en yükseğe koymuş.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Bunları gerçekleştirirken gül bahçelerinden değil, dikenli, mayınlı yollardan geçmiş, isyanlarla, başkaldırılarla uğraşmış. Hiç ama hiç yılmamış, bir kere bile geri adım atmamış, önüne çıkan her engeli aşıp, yoluna devam etmiş. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Tüm bunları da askerlikten sonra ömrünün sivil olarak geçirdiği15 yılına sığdırmış, son yılları da onu bizden alan lanet hastalıkla uğraşmış. Yataktan kalkamadığı günlere kadar çok sevdiği ülkesi için çalışmaktan asla ama asla vazgeçmemiş.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Her anında cephede bile okuma alışkanlığını hiç terketmemiş, tamı tamına 57 yıllık ömründe 3 bin 997 kitap okumuş, hem de çoğunluğu iyi derecede bildiği Fransızca, Almanca ve İngilizce dillerinden eserleri su gibi yutmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Ona bu da yetmemiş bunca işinin arasında bulduğu kısacık zamanlarda oturup iki almanca kitabı Türkçe'ye çevirmiş, biri halen kaynak kabul edilen geometri alanında olmak üzere gençliğe armağan ettiği Nutuk dahil 7 tane de kitap yazmış.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">O kısacık ömründe bunları gerçekleştirirken dünyayı da kendine hayran etmiş. Başka coğrafyalarda bağımsızlığın adı olmuş. Krallar, hükümdarlar, cumhurbaşkanları ondan feyz almış, onunla görüşmek için sıraya girmiş. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Sadece 57 yıllık bir ömre sığdırdıkları aslında akıl alır gibi değil, bedenen aramızda olmasa da emanet ettiği Cumhuriyet'te, devrimleri de, kurduğu ülke de dimdik ayakta. Ruhu damarlarımızda, fikirleri aklımızda, sevgisi gönlümüzde yaşıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:medium">Bugün onu bir kez daha anacağız. Ne kadar özlediğimizi, aradığımızı haykıracağız. Akıllarınca onu unutturmaya, silmeye çalışanlara inat, bağımsız bir ülkede özgürce yaşamamızı sağlayan gerçek ve tek lideri saygıyla selamlayacağız. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 08:12:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alamet...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/alamet-138</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/alamet-138</guid>
                <description><![CDATA[Alamet...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Ülkemizin şu anda içinde bulunduğu durum tam sisli puslu bir Ankara havası. Birileri yine bu güzel ülkenin içine etmek için o sisin dağılmaması uğraşıyor. Bahçeli'nin öncülüğünde terörist-bebek katili Öcalan'ı serbest bırakmak için oyun tezgahlanıyor. Sözde onun konuştuğunda silah bırakacak olan yasadışı örgüt PKK ise Ankara'nın göbeğinde TUSAŞ'a saldırıp 5 canımızı şehit ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Ekonomi yerlerde sürünürken, vatandaş enflasyon altında ezilirken, ülke cinnet geçirmek üzereyken birilerinin tek derdi yeni anayasa ve binlerce şehidimizin kanını hiçe sayıp bebek katilini özgür bırakmaya çalışmak. Hadi iktidarın derdi bu ya muhalafete ne demeli. Özel, iktidardan rol kapmak için kendi malıymış gibi şehit kanıyla kurulmuş olan ülkeyi Kürtlere vermeyi teklif ediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Delirmemek işten değil, ağzına geleni söylesen çare değil. Aslında rahmetli Cem Karaca ''Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete'' şarkısında çok güzel anlatmış içinde bulunduğumuz durumu. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong><span style="color:#000000">Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete</span><br />
<span style="color:#000000">Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete</span></strong></em></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>Amanieyynn</strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>Yol dediğin yol gibi<br />
Ulaşmalı bir yere<br />
Biz dön baba dönelim<br />
Geliyo'z aynı yere<br />
Bu döngü kısır döngü<br />
Başı var da sonu yok<br />
Dönüyo'm dönemiyo'm<br />
Sonunda bir cıgış yok</strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>Amanieyynn </strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong><span style="color:#000000">Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete</span><br />
<span style="color:#000000">Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete</span></strong></em></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>Amanieyynn</strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>Yerel ve genel seçim<br />
Seçin bakalım seçin<br />
Ki dön baba dönelim<br />
Aynı yere gelelim<br />
Çete çeteye çatmış<br />
Çete çete içinde<br />
Battık buruna kadar<br />
Cafer getir peçete<br />
Amanieyynn </strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong><span style="color:#000000">Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete</span><br />
<span style="color:#000000">Bindik bi' alamete gedeyoz gıyamete</span></strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong><span style="color:#000000">Amanieyynn</span></strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong><span style="color:#000000">Nush ile uslanmam ben</span><br />
<span style="color:#000000">Etmeli beni tekdir</span><br />
<span style="color:#000000">Tekdirden anlamazsam</span><br />
<span style="color:#000000">Artık hakkım kötektir</span><br />
<span style="color:#000000">Eskiden adam gibi</span><br />
<span style="color:#000000">Oturur meze yerdik</span><br />
<span style="color:#000000">Şimdi meze yer gibi</span><br />
<span style="color:#000000">Oturup adam yiyo'z gari</span> </strong></em></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>E o zaman siz buna müstehaksınız len...</strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Böyle diyor büyük Ozan; yıllar öncesinde durumu özetlemiş. Gözümüzün önünde oynanan bu oyunu görmez, sessiz kalırsak günün sonunda yaşayacaklarımızdan da yakınmamamız gerekiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Oysa Ulu Önder Atatürk, ''Nutuk'' ta bizi uyarmış;</span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Montserrat,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>''Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir''</strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Ve çareyi de söylemişti;</span></span></p>

<p><span style="color:#212529"><span style="font-family:Montserrat,sans-serif"><span style="font-size:small"><em><strong>''Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur''</strong></em></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">NE MUTLU 'TÜRK'ÜM DİYENE...</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Oct 2024 01:11:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzel günler göreceğiz...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/guzel-gunler-gorecegiz-137</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/guzel-gunler-gorecegiz-137</guid>
                <description><![CDATA[Güzel günler göreceğiz...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Sonbaharın güneşli ılıman geçtiği günlerdeyiz İzmir’de. Yurdun doğusunda karlı yollar ve şehirler televizyon haberlerinde görülmeye başlamış olsa da ben şahsen geçtiğimiz pazar günü denize bile girdim. Sakin huzurlu bir yaşam ne güzel değil mi?</span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Akşam haberlerinde ve sonrasında yayınlanan tartışma yorum programlarında ise hayatın gerçekleri hemen insanı nasıl bir dünyada yaşadığı gerçeğiyle yüz yüze getiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Üçüncü sayfa haberleri olarak bilinen cinayet vs.. türü haberler, yanıbaşımızda sürüp giden savaşlar ve ölümler. Trafik kurallarını ve hatta fizik kurallarını hiçe sayıp insan canını istemeden yok eden sürücüler, otopark meselesi gibi eften püften konular için birbirini darp eden vahşiler.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Hep güzel şeyler yazayım, iç karartıcı konulardan uzak durayım diyorum ama olmuyor sevgili okuyucu, olmuyor olamıyor. Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli güzel günler diye bir şiir okuyayım diyorum ama o şiir çoktan yazıldı ve okundu</span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Gitgide insan oğlu barışı, huzurlu yaşamı hakim kılar dünyada, sorunsuz konforlu şehirler kurar diye hayal ediyoruz ama olmuyor maalesef. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Bu Dünya’dan umudu kesip yeni dünyalar Marslar bulup yaşamak hayaliyle milyar dolarlar harcıyor kimileri de. Belki de onlar haklıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Çünkü bu güzel dünya baştan bozuk düzen, dikiş tutmaz gibi</span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">'İnsan insanın kurdudur' diyen söz de pek doğru görünüyor gözümüze. Halbuki savaşmak çok pahalı, savaşmamak, sadece iyilikler ve güzellikler için çalışıp üretmek, huzurlu bir dünya kurmak çok daha mantıklı. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Biz yine evrene bu yönde mesajlar gönderelim yani dua edelim de aklı selim insanlar dizginleri eline alıp insanlığa liderlik etsinler. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-size:small">Zira bir kaç çılgının neler yapabileceğini gözlerimizle görüyoruz.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Oct 2024 01:07:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>29 Ekim...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/29-ekim-136</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/29-ekim-136</guid>
                <description><![CDATA[29 Ekim...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:medium">Bundan 101 yıl mnce 29 ekim 1923'de ‘</span><span style="font-size:medium"><strong>Türkiye Devleti'nin yönetimi Cumhuriyet'tir’</strong></span><span style="font-size:medium"> kararıyla Devlet yönetimi kayıtsız şartsız millete geçmişti.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Tam bağımsız bir ülke olan Türkiye Cumhuriyeti; yeni bir anlayışla ve inançla, bağrında ki özgürlük ateşiyle Anadolu’yu yeniden şekillendiriyordu.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Cumhuriyet'in ilanıyla kararlaştırılan reform hareketleri ile toplumsal ve siyasal değişimdeki kazanımlar çağdaş yaşamımızın temelini niteliğindeydi.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Genç Cumhuriyet'le başlatılan kalkınma hamleleri tüm dünyayı şaşkınlığa uğratan bir hızdaydı. Türkün kararlılığı, yılmaz inancı, vatan sevgisi kendini bir kez daha ispatlıyordu. Gözünü, hedefini çağdaş yaşama çevirmiş bir ülke vardı, dünyaya meydan okuyordu genç Cumhuriyet.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Anadolu’nun gelişimini, egemen ve bağımsızlığını gösteren, üretim ve sanayiyi destekleyecek fabrikalar üniversiteler, bankalar sosyal yaşama ekleniyordu.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Ankara Hukuk Fakültesi, Merkez Bankası, Şeker Fabrikaları, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Uçak Fabrikası, Merinos Halı Fabrikası, Devlet Üretme Çiftlikleri bu amaçla kurulmuşlardı.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Kültür, Sanat Tarih ve Dil konularının toplum adına yeni kurulan Cumhuriyet adına önemi bilindiği için bu konulara da dikkat çekmek gelişim sağlamak adına Mustafa Kemal Atatürk gerekli çalışmaların yapılması için önder oldu. Türk Tarih Kurumu; Türk Tarihi'nin araştırılması, Türk Dil Kurumu ise dilimizin zenginliğinin yaşatılması amaçla kuruldu.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri o dönemdeki amacı ve inancı anlatıyor:</span></p>

<p>‘’<span style="font-size:medium"><strong>Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce onurlarını, sonra özgürlüklerini daha sonra bağımsızlık ve geleceklerini kaybederler’’</strong></span></p>

<p><span style="font-size:medium">Cumhuriyet rejiminde yaşayan bir kişinin güven ve gururu ile, İlelebet Cumhuriyet.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Oct 2024 01:05:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adalet...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/adalet-135</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/adalet-135</guid>
                <description><![CDATA[Adalet...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bireyden, topluma, insan ilişkilerinden, vatandaş-devlet hatta devletler arasında olması gereken kavram Adalet. Sözlü olduğu kadar gelişmiş toplumlarda yazılı kurallarla sağlanan bireye ve topluma huzur ve güven veren bir unsur Adalet.</p>

<p>Ancak iş yazılı kurallarla bitmiyor, esas olan uygulayıcılar, uygulanma şekli. İşte burada işler karışıyor. Doğada yabani hayatta geçerli olan ''Güçlü olan haklıdır'' desturu, yazılı kanunları eğip, büküyor, Adaleti terazisini yanlış yöne kaydırıyor.</p>

<p>Tüm dünyada 'Adalet'i temsil ettiği kabul edilen elinde kılıç ve terazili, gözleri bağlı kadın heykeli var ya işte böylesi zamanlarda o bile utanıyor. Çünkü ne terazisi, ne kılıcı, ne de tarafsızlığı temsil eden göz bandının bir önemi, bir değeri kalmıyor.</p>

<p>Geçmişte yüzlerce hatta binlerce örnek verebilirim ama sadece bu yaz yaşadığımız iki örnek bile biz de terazinin şirazesinin çoktan kaydığını hatta olmadığını ispatlıyor. Birincisi Çeşme'de bir cinayet işleyen Ümit Günay'ın, ikinsisi Dilan-Engin Polat çiftinin tahliyesi.</p>

<p>Birincisiyle ilgili aylar öncesinden AK Parti Milletvekili Osman Gökçek'e 10 milyon dolar rüşvet verildiği, 19 Ağustos'ta serbest bırakılacağı iddiası yazıldı, çizildi, söylendi. Ne oldu; Evet, cinayet zanlısı Ümit Günay, 19 Ağustas'taki mahkemede tahliye edildi.</p>

<p>Savcılık itirazıyla tekrar tutuklama kararı çıktı, şimdi aranıyor, aranıyorda hangi ülkeye kaçtıysa yakında kokusu çıkar. Hani rahmetli Ahmet Kaya'nın ''Başım belada'' şarkısında dediği gibi, ''Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça''.</p>

<p>İkincisi aslında daha da vahim çünkü çok boyutlu nerden kazandkları belli olmayan paraları alay eder gibi milletin gözüne sokunca birilerini kızdıran ya da hamileri olduğu öne sürülen Süleyman Soylu gücünü yitirince ''Enerjiiii''leri kesilmişti.</p>

<p>Büyük bir operasyonla gözaltına alındılar, tutuklandılar, mallarına el kondu. Milyarlarca lira kara paradan, yasadışı bahis parası aklamaktan, vergi kaçırmaktan, sahte fatura kesmekten yüzlerce yıl hapis cezası istendi. Ne oldu? Bir yıl dolmadan geçen hafta tahliye edildiler.</p>

<p>Dillendirilen kara para filan hak getire, yasadışı bahis meselesine giren zaten yok, kala kala sahte fatura ve vergi kalıyor. Ya zaten bunlarda suç mu? (ki Türk Ceza Kanunu'nda suç) denilerek bir güzel evlerine yollandılar, yakında mallarını da paralrını da faiziyle geri alırlar.</p>

<p>Olan benim güzel ülkemdeki ''Adalet'' e olur. Ona hala inanan, inanmaya çalışan insanlara olur. Hatta en kötüsü ne biliyor musunuz? 'Eğer güçlüysen, eğer paran varsa o zaman Adalet' i de istediğin gibi uygulatırsın'' söyleminin kabul görmesi, topluma yerleşmesi.</p>

<p>Ekonomiyi, geçim sıkıntısını, hatta şerazesi kayan Adalet'i bile vicdan sahibi işin ehli insanlarla kısa sürede düzeltebilir tekrar rayına oturtabilirsin, ancak kaybolan Ahlak'ı, insanı insan yapan en büyük erdemi kaybedersen, onu tekrar kazanmak bir nesil ister.</p>

<p>İşte biz bugünlerde bu noktadayız. Katil zanlısı Günay'da, bu işlerde sadece piyon olan Polat'lar da kötü birer örnek. Bir gün onlara da Adalet uygulanır. Ancak onların nezdinde toplum üzerinde yaratılan tahribat halka halka her geçen gün büyür ve bizi yutar.</p>

<p>Orada boğulmadan, Adalet'li günlerde buluşmak ümidiyle...</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 19:19:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hafif bir bulantı...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/hafif-bir-bulanti-134</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/hafif-bir-bulanti-134</guid>
                <description><![CDATA[Hafif bir bulantı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eski Türk filmlerinde genç bir bayan baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı şikayetleri bildirir veya “sen hiç iyi görünmüyorsun kuzum. Neyin var?” sorusuna buna benzer cevaplar verirse hemen onun hamile olduğu fikri izleyicide uyanır ve muhtemelen de hiç beklenmedik hatta uygunsuz bir gebelik olasılığıyla filmin hikayesinin iyice arapsaçına döndüğü görülürdü. Yani bu pek hoş olmayan bir şeylerin habercisiydi.</p>

<p>Halbuki mutlu bir çiftin iyi ve sağlam bir evliliğinde beklenen istenen bir gebelikte mide bulantısı gayet normal hatta içten içe insanı mutlu eden bir durumdur çünkü işin doğası budur. Abur cubur, bir tatlı bir tuzlu ne bulduysa yiyen bir çocuk da hafif ya da orta derecede mide bulantısı hissedebilir ve düşününce başta rahatsız edici üzücü de olsa çocuğun bolca yiyip içmesi mutluk vericidir.</p>

<p>Bense daha dün televizyon ekranına bakarken ansızın hafif bir bulantı hissettim. Ne bir gebelik olasılığı vardı ne abur cuburla midemi bozmuştum. Başta sebebini çözememiştim ama sonradan anladım ki bu bende bazen oluyor. Ne zaman mı ? Evden işe ya da işten eve giderken araç kullanıyorum ve yoğun trafiğin olduğu saatlerde ve yerlerde yan tarafta yaya kaldırımında hatta yayaların arasında motosikletlerin ilerlediğini gördüğümde oluyor.</p>

<p>Bir sahilde kumlara oturup denizin güzelliğini izlemek istediğimde o kumlara bakıp kumların içinde sigara izmaritlerini gördüğümde oluyor.</p>

<p>İşlediği suç ya da kabahat apaçık ortadayken insanların tutulup yargılanıp işlediği suçun karşılığı asla olamayacak sözde bir ceza alıp hayatına hiç bir şey yapmamış gibi devam edebildiğini gördüğümde oluyor. En çok da bu adaletsizlik, kanunların var olup etkisiz oluşu bu mide bulantısına sebep oluyor.</p>

<p>Umut kırıcı, kalp kırıcı üzücü bu ortam, insanoğlunun vahşi, umursamaz, saygısız hallerini görmek.<br />
Adalet denen aslında bir duygunun ifadesi olan o yüce o istenen, hayatı ve ölümü anlamlı kılan kavram yoksa, var gibi yapılıp eğilip bükülüp göz boyanıyorsa gerçekten mide bulantısına neden oluyor.</p>

<p>Bazen insanların kendi adaletini kendileri sağlamak gayreti içerisine girdiğini görüyoruz. Şaşırmamalıyız. Çünkü ümitsizlik insanı yaşayan bir ölüye çevirir. Hiç bir şeyin anlamı kalmaz.</p>

<p>Bir yeniden yorumlamaya, adaleti tesis etmek için köklü reformlara hatta devrim gibi bir takım değişiklere ihtiyacımız var.</p>

<p>Umut ediyorum ve diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 19:16:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okullar açılırken</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/okullar-acilirken-133</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/okullar-acilirken-133</guid>
                <description><![CDATA[Okullar açılırken]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Çocuklar bizim yaşarken gelecek zamana gönderdiğimiz canlı mesajlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">En önemli soru,gelecek mesajımızın ne olmasını istiyoruz !</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Bizden aldıkları bilgi ve görgüyle geleceği kurarken,nasıl bir hayatları olsun istiyoruz !</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Savaşlar,göçler,hızlı ve çarpık kentleşme ve getirdiği zorluklar,ekonomik politik krizler,terör,işsizlik,aile içi şiddet,eğitim ve öğretimdeki yetersizlik ve bunlara eklenecek yüzlerce konu başlığı,çocuklarımız büyürken karşılaştığımız zorluklar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Çocuk eğitiminin aileden başladığını çok iyi biliyoruz.Aile içi eğitim ile okulun eğitim ve öğretimi birleşince yarınlarımızı gözümüz kapalı emanet edeceğimiz gençlerimiz,ergenlerimiz daha uyumlu daha bilgili yetişiyor. Okul,aile işbirliği gözardı edilemiyecek,ihmale gelmeyecek,azami dikkat gerektiren bir konu.Yani çocuklarımız kadar hassas.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Çünkü yasalara göre ''Okulun amacı ve görevi Atatürk ilkelerine ve devrimlerine,laik demokratik sosyal hukuk devletinin ilkelerine uygun,öğrencinin eğitim gereksinmesini karşılayan bir öğretim yapmaktır.”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Okulların 9 Eylül'de açılması ile evlerde başlayan telaşın tadına doyum olmaz.Aileyi aynı amaç için harekete geçirir,aynı hayalleri kurmaya yöneltir.Oğlunun doktor ya da kızının bilgisayar mühendisi olmasını düşleyen ana baba gibi onların düşlerini paylaşan,kendine hedef seçen binlerce genç var.Aynı umutlarda birleşeceğimiz evlatlarımız çok olsun ve uzun yaşasınlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Bu öğretim yılında tüm gençlerimize zihin açıklığı,keyifle,bilgiyle,dostlukla geçecek başarılı bir yıl diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,serif"><span style="font-size:large">Yarınlar sizin. Yarınlara güzel mesajlar iletmek dileğimiz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 19:13:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yerel Güç...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yerel-guc-132</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yerel-guc-132</guid>
                <description><![CDATA[Yerel Güç...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aslında uzun zamandır dilleniyordu da hep olmaması temennisiyle savuşturulmaya çalışılıyordu. Ancak her zaman olduğu gibi ''söylenti''ler gerçek çıktı. İzmir'in yerel basında ki karektristik özelliğinin simgelerinden Hürriyet Ege ve Posta ekleri de kapandı.</p>

<p>Bu sadece orada çalışan mesleştaşlarımızın işsiz kalması değil aynı zamanda İzmir'in sesinin biraz daha kısılması anlamını taşıyor. Basın Tarihi'ne İzmir adına altın harflerle kazınmış ''Yerel Medya'' gücünün önemli bir unsurunun artık olmayacağını da tescillemiş oluyor.</p>

<p>Evet; son yıllarda dijital devrimin sonucu olarak internet medyası, sosyal ağlarla farklı bir alana evrilen dönüşüm özellikle yazılı basına büyük bir kan kaybı yaşatmaya başlamıştı, bu da bu kapanmanın sebeplerinden biri ancak tek başına değil.</p>

<p>Asıl sebep ekonomik, gelirlerin eklerin maliyetini karşılamaması. Bir dönem hem yetiştiğim Hürriyet'te hem de yöneticilik yaptığım Sabah'ta bunu bizzat deneyimledim. Eklerin ilk kapanışı da değil zaten hem Hürriyet Ege, hem de bir ekol olan Egeli Sabah'ta daha önce kapanma yaşadı.</p>

<p>Hem o zaman dijital medya daha emekleme dönemindeydi, yazılı basın için bir tehdit bile oluşturmuyordu, tek sebep ''Ekonomik'' ti. İzmir çok güçlü olduğu ''Yerel basın'' kozunu tarih içinde hep ekonomik nedenlerle kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor.</p>

<p>Daha önce geri dönüşler oldu ancak bu kez zor gibi görünüyor. Şimdi bu sonuçta çok büyük katkıları olan İzmir iş dünyası, STK'lar, siyasiler, belediye başkanları hepsi takkelerini önüne alıp bir düşünsün, ''Biz nerede hata yaptık'?' diye.</p>

<p>Bir sözümde Cemiyet'e, aylardır dillendirilen, ''Geliyorum'' diyen bu sonucu önlemek için ne yaptınız? İş Dünyası ile mi görüştünüz, siyasilerle mi konuştunuz, her gün başka bir nedenle düzenlediğiniz kutlamalara ara verip belediye başkanlarına mı gittiniz?</p>

<p>Ha pardon atlamayalım ''Basın Bülteni'' yayınladınız. O zaman devam, inşallah bu süreç ayrıcalıklı gazetenizle dilimlerini küçülttüğünüz ''Yerel gazete''lere sıçramaz. Onların yaşaması için ''Basın Bültenleri''nin ötesinde işlerle destek olursunuz.</p>

<p>Çünkü bu konuda en büyük görev size düşüyor...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Aug 2024 15:47:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kumdan kaleler...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kumdan-kaleler-131</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kumdan-kaleler-131</guid>
                <description><![CDATA[Kumdan kaleler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir yaz tatilinin ve çocukluk anılarının bir yerinde herkes bir kumdan kale yapmıştır muhtemelen. ''Hayır'' diyenler bile hafızalarını zorlasalar kaleye benzemese de bir denizkızı, bir ağaç figürü gibi bir şeyler yapmış olduklarını anımsayacaklardır. O serin suların sıcak kumlarla birleştiği yere ıslak kumu yığıp bir şeyler inşa etmenin, o serinliği hissetmenin, yanınızdaki bir çocuk, bir arkadaş belki bir yaz aşkıyla birlikte olmanın tadına doyulmaz hazzını umarım yaşamışsınızdır. Yoksa zaten hayatta biraz eksik bir haledesiniz demektir.</p>

<p>O eğri büğrü yapıya ne olur peki? Ya bir kaç güzel deniz dalgası ya da bir kaç hınzır ayak çabucak eski kum haline çevirir tabii ki.</p>

<p>Öte yanda Anadolu’nun pek çok noktasında karşımıza çıkan mermer sütunlar neyi anlatır? Neden yapılmış dikilmişlerdir? Ve bir kaç bin yıldır nasıl neden ayakta kalmaktalar? Arkeolojiye gönül vermiş, konuda bilgi sahibi dimağlara çok şey anlatmatır şüphesiz fakat bizim gibi amatör gözler ne görür o kalıntılarda? Mermeri el aletleriyle oyarak şekil veren ustanın sabrını mı, sanatını mı? Şehirlerin zenginliğini mi? Gösteriş meraklısı kralların ihtirasını mı?</p>

<p>Ya günümüz mimarisinin zirvesindeki, göğü delip geçen, bulutların üzerinden muhteşem manzaralar vaadeden kulelere ne demeli? Estetiğine, mühendislik başarısına, çeliği betonu camı birleştiren malzeme seçimine? Sizce hangisi daha kalıcı olacaktır? Mermer sütunlar mı yoksa bugünün gökdelenleri mi? Medeniyetin sembolü olmuş şehirler ve devasa yapılar. Gurur verici değil mi?</p>

<p>Peki ya medeniyetin insan hallerine ne demeli? Antik Mısır uygarlığının 4 bin yıl süren saltanatı, Avrupa’nın kanunlar ve kurallar sistemi, Türklerin 16 devleti ve binlerce yıllık tarihi birikimi, Çin ve Hint uluslarının tarihi. Bütün bunları üst üste koyup, aklı ve vicdanı da ekleyerek ne muhteşem bir medeniyet kurduk değil mi?</p>

<p>Aslında değil. Resmen çuvalladık.</p>

<p>Afrika’da açlık, kargaşa ve eşitsizlikler, Avrupa ve Kuzey Amerika kıtasında ırkçılık, Ortadoğu’da bitmeyen savaşlar, Güney Amerika kıtasında istikrarsızlıklar ve sosyal adaletsizlik normalin normali. Sıradan ve kanıksanmış. İnsanlık insanı insan olarak göremeyen, kendisine benzemeyeni ezmeyi yok etmeyi doğal ve gerekli gören bence tuhaf ve hastalıklı bir ruh halinde ama tedavisi yok maalesef.</p>

<p>Çelik ve mermer değil sadece ıslak kum bu medeniyet. Bazen dünya dışından gelip bizi gözleyen ve çekip giden başka başka varlıklar olduğu iddia edidir. Belki de gerçektir ve fakat “bu güzel dünyada insan denen tür ne saçma sapan şeyler yapıyor böyle?” diye düşünüp geldikleri gibi bizden uzaklaşıp gidiyor olabilirler. Acıklı ve umut kırıcı.<br />
Hollywood türü mutlu sonla bitirmeyi sevsem de ve daha doğru bulsam da umuda dair elde pek bir şey yok gibi.</p>

<p>Varsın klişe olsun; umudum gelecek kuşaklarda...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Aug 2024 15:42:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>30 Ağustos...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/30-agustos-130</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/30-agustos-130</guid>
                <description><![CDATA[30 Ağustos...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:large">Sanatın ve sanatçının beşiği yurduma, tüm sanatçı dostlarımıza ve sanatseverlerimize sevgi ve saygı ile başlamak istiyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Anadolu toprakları yaşanan bin türlü acı ve sevinçle sanatında anası olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatın dizginlenemeyen yönlerinden biri, yaşamın bizzat kendisi olması, hayatın her yönünden etkilenmesi, bizi bu etkiye ortak etmesidir. Bu ortaklık sırasında da izleyicisinde mutlaka bir bilinç ve farkındalık yaratmasıdır.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanat yaşanan bazı olaylara karşı tavır alır. Mesela savaşı sevmez barış gönüllüsüdür, ama savaşı anlatabilmek, savaşa , çekilen acıya dur diyebilmek için, konu olarak sıkça seçer.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Kurtuluş mücadelemizi anlatan bir çok resimden birini, Halil Dikmen'in 1933 de yaptığı yağlı boya bir tabloya birlikte bakmak istiyorum sizinle.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Resim cepheye teçhizat taşıyan kadınların bir anlık görüntüsüne ortak eder bizi. Sert yüzleri ile umutsuz ama savaşmaya, savaşan askerlere yardıma kararlı hatta bu uğurda her şeyden vazgeçmeye adanmış bir tavırdadırlar. Çoluk çocuk, çıplak ayak yollara çıkmışlardır. Özgürlük gelecek günlerde ve çok çaba gerekir bilincindedirler. Yoksul çaresiz ama bilinçli kadınlar. Özgürlük bağımsızlık kararlılığı vardır solgun yüzlerinde.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Gidecekleri yere çabuk ve eksiksiz ulaşmak azmini hissederiz. Deriz ki; bu kadınlar menzillerine varacak yüklerini indirecek yenilerini getirebilmek için hızlarını kesmeden devam edecekler…. </span></p>

<p><span style="font-size:large">Arkada ki dağların yalçın kayalıkları ağaçsız çıplak görünüşleri ve kıyafetlerdeki pastel renkler savaşın acımasızlığını ne güzel anlatır. </span></p>

<p><span style="font-size:large">Kurtuluş savaşımız topyekün tüm ulusumuzun canını ortaya koyduğu büyük bir mücadeledir. Dedelerimize büyük annelerimize isimli isimsiz tüm kahramanlarımıza ve onları yetiştiren bu topraklara borcumuz büyük.</span></p>

<p><span style="font-size:large">30 Ağustos Zafer Bayramı'mızın 101. Yılı'nda Büyük Önder Mustafa Kemal ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, dünya tarihinin en büyük kahramanlık destanını kanları ile yazdıkları için şükran ve minnet duyuyoruz.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Ebediyete kadar saygı ve sevgiyle...</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Aug 2024 15:39:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıskaç...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kiskac-129</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kiskac-129</guid>
                <description><![CDATA[Kıskaç...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>22 yıldır ülkeyi yöneten ve son yerel seçimlere kadar girdiği her seçimden birinci parti olarak ayrılan AK Parti, dolayısıyla MHP destekli iktidar, 31 Mart seçimlerinde yerel yönetimlerin çoğunu ve de birinciliği kaybetmenin sancılarını halen yaşıyor.</p>

<p>İlk ayları ''Uyarıyı aldık, ders çıkaracağız'' söylemleri, bir iki kabine değişikliği, bugünlerde halen popülerliğini koruyan ''Normalleşme'' gösterileriyle geçirdi. Hem dışta hem içte oluşan gündemlerle de yavaş yavaş yerel seçim hezimetini unutturmaya çalıştı.</p>

<p>Gündem uzun süre CHP'nin başarısı ve bu başarının iktidara nasıl evrileşebileceğiyken, usta işi manevralarla ve de ülkenin acı gerçeği ''Enflasyon ve geçim'' endişesinin öne çıkmasıyla artık pek konuşulmaz oldu. İşte bu noktada iktidar oyunun ikinci safhasına geçti.</p>

<p>AK Parti ve MHP'den hatta CHP'li başkanlardan koltukları devralan yeni başkanlar, ilk üç ayı ciddi borç yükü, ödenmemiş maaşlar, işçi ve memur eylemleriyle geçirip, kara kara ne yapacaklarını düşünürken bunun üstüne tuz-biber olacak darbe iktidardan geldi.</p>

<p>Erdoğan, partisinin grup toplantısında ''Yok öyle 25 kuruşa simit'' diyerek Maliye Bakanlığı'nın belediyelerin borçlarını tahsil edeceğini söylemesiyle ilk hareket Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'dan geldi, belediyelerin SGK'ya 96 milyar borcu olduğunu açıkladı.</p>

<p>Bakan Işıkhan bu arada en borçlu 5 belediyenin (Ankara, İzmir, İstanbul, Adana, Şişli-Toplam 18.2 Milyar TL) CHP'li başkanlarca yönetildiğini, hatta toplam borcun yüzde 67.7'sinin yine CHP'li belediyelere ait olduğunu vurgulamayı da ihmal etmedi.</p>

<p>Buradan başlayan polemik hala sürüyor, muhalefet tarafında karar siyasi denilirken, diğer yanda ekonomik kriz yaşayan vatandaşın çoğunluğu iktidarı haklı görüyor. Ancak iktidarın kendine yakın şirketlere sağladığı avantajları, borçlarını tek kalemde silmelerini unutuyor.</p>

<p>Aslında iktidar, çok akıllıca bir taşla iki kuş vurmak istiyor, bir yandan hazinenin açığını bir nebze olsun azaltmayı hedeflerken, ''Borç tahsil etme'' gibi haklı bir gerekçeylede belediyeleri bildiğiniz kıskaça alıyor. Onları hareket edemez, iş yapamaz hale getirmeyi düşünüyor.</p>

<p>Tabii ki bundan en çok etkilenecek olan CHP'li belediyeler, İller Bankası'ndan gelen paranın kesinti yüzünden azalmasıyla sorunları daha da büyüyecek. Bırakın işe yarar proje yapmayı, kalıcı eser üretmeyi, maaşları öder, günü idare edebilirlerse ne ala.</p>

<p>Zaten attıkları her adımda iktidarın nefesini enselerinde hisseden, yapacakları işlerde, projelerde izin için bakanlıkların kapısında bekleyen muhalefetteki belediyeler, şimdi de ayakta kalabilmek, mali disiplini sağlayabilmek için bin takla atmak zorunda.</p>

<p>Özellikle; Erdoğan, iki el sıktı diye siyasetin normalleştiğini zannedenler, buna çocuk gibi sevinenler bilsin ki bu daha fragman asıl film önümüzdeki aylarda başlayacak, İktidar ''normal normal'' belediyeleri mengene gibi kanırta kanırta sıkacak.</p>

<p>Yani; Yandı gülüm keten helva...</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Jul 2024 21:59:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Teknoloji güzel şey</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/teknoloji-guzel-sey-128</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/teknoloji-guzel-sey-128</guid>
                <description><![CDATA[Teknoloji güzel şey]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden bunlar yoktu, televizyon vardı radyo vardı, internet bile yoktu. İnternet olmayınca sosyal medya diye bir şey yoktu. Bugün 20 yaşın altındakiler bilemezler tabii ama eline küçük bir telefon alıp ekranına bir iki dokunuşla çevrede olup bitenleri görüntü ve sesleriyle anlık kaydedip bir kaç kez daha ekrana dokunup neredeyse tüm dünyaya yayınlamak yoktu.</p>

<p>Ne günlerdi ama? Koca bir devlet başkanına (eski başkan ve yeniden aday) kurşun yağdıran yirmi yaşında bir genci göremez bilemezdik. Muhtemelen de o genç adam benzer şeyler, silahlı şiddet vs izleyerek büyümüş ve kim bilir hangi düşüncelerle o noktaya gelmişti? Bunda teknolojinin etkisi yok muydu?</p>

<p>Gökyüzünde hedefine doğru yol alan yüksek teknoloji ürünü füzeleri, benzer teknolojiyle donatılmış karşı savunma sistemlerinin onları havada avlayıp yok etmesini de canlı yayınlarda izler olduk. Tabii kimi füzeler hedeflerine ulaşıp şehirleri tahrip edebildi insanları yok etti. Bunları da canlı yayınlarda izledik.</p>

<p>Bize pek uzak olmayan bir bölgede bir kaç ay içerisinde 40 binden fazla insan çoluk çocuk demeden katledilirken yine teknolojik silah sistemlerinde, uydu destekli insansız keşif araçlarında, lazer güdümlü füzelerde “başarıyla” kullanıldı.</p>

<p>Ölen çocukların ellerine normal dünyada olduğu gibi telefonları tabletleri veremesek de gülüp oynarken, doğum günü pastalarını üflerken videolarını göremesek de kan ve toz toprak içerisinde can verirken ya da zaten yıkılıp tahrip edilmiş hastanelerine bir umut, taşınırken çekilen görüntülerini kahrolarak, gözyaşlarıyla izledik.</p>

<p>Yaşasın teknoloji ve sosyal medya.</p>

<p>Bunlara bu dünyada yaşayan insanların bir kısmı lanet ede ede dillerinde tüy biterken bir de baktık ki aynı dünyanın aynı insan türünün bir kısmı da tüm bu cinayetleri çok takdir ettiğini çok beğendiğini yine teknoloji sayesinde canlı yayınlarda görür olduk. Çok değil daha bir iki yıl önce yine yakın bir coğrafyada benzer manzaralar yine ölüm yine kan ve saldırganlık karşısında bu insanlar çok farklı tepki vermiş, saldırgan ulusun sporcu ve sanatçılarını dahi ülkelerine sokmamış, ekonomik sosyal siyasal ambargolar uygulamışlardı. İnsan olmak böyle bir şey demek ki. Aynı şeye bakıp bambaşka bir şey görmek ya da düşünmek ve inanmak.</p>

<p>Teknoloji doğru kullanıldığında güzel şey doğrusu. Okyanusun kilometrelerce derinine dalıp oradaki milimetrik canlıyı da gördük, dünyadan uzaya doğru çıkıp dünya çevresinden dünyamızı da. Ben şahsen her iki yolculuğu da bilgi ve teknik açıdan zihnimde asla çözemesem de sonuçta doğa yani fizik kanunlarının işlediğine ve biz anlayamasak da değişmez doğrularla var olduklarına inanıyorum, kalpten kabul ediyorum. Fakat insan denen bu türün hangi ruh hangi inanç hangi fikir yapısıyla böyle cani, böyle zalim, böyle vahşi olabildiğini hiç ama hiç anlayamıyorum</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Jul 2024 21:56:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şiddet...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/siddet-127</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/siddet-127</guid>
                <description><![CDATA[Şiddet...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:large">Binlerce senedir var olan, milyonlarca can yakan, feryat figan karşı konulmaya çalışılan, şiddet için, sorunun çocukluk yıllarında aranması gerektiğini belirtiyor uzmanlar. Ve kirli temiz, mutlu mutsuz, saklı açık, özel genel bütün anılarımız deşiliyor. Bilinç altımızın en derinlerinde nedeni aranıyor, bulunanların da işe yaradığına tam olarak emin değilim. Tabi konunun uzmanı da değilim. Ben sadece ara ara şiddete maruz kalan bir insanım. Çevremdeki bu konunun mağdurlarını gören biriyim. Ve ben hepsi için acı hisseden bir anneyim.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Eğitimle, bilgiyle, vicdanla ya da insan olmanın erdemiyle üstesinden gelemiyoruz. İçimizde herkes den sakladığımız, kendimize bile yalanlara sararak itiraf etmediğimiz gerçeğimiz, haklı olduğumuz düşüncesinin arkasında bekliyor. Bekleyen korkularımız, bencilliğimiz. Eylemlerimizin görünmez yüzleri. Ve tabi bu saklanmış yanımızın tezahürü şiddet. Kanıksanmış doğal kabul edilen şiddet..</span></p>

<p><span style="font-size:large">Bir çok şekle girebiliyor, fiziksel olabiliyor mesela, sözel olabiliyor ya da. İftira şekline gireni var. Adam kayırıcılığı, adam satıcılığı ise argoda dil bulmuş şekli. Yalanlarla şerbetlendirilmişi, gizli saklı yapılanı, kibarca alenileştirilmişi…….. var işte, saymakla bitmez.. </span></p>

<p><span style="font-size:large">Her yerde yaşıyoruz bunları kaçış kurtuluş yok. Bizden hızlılar yakalamakta. Eğer kadın ya da çocuksanız saklandığınız en kuytulara ansızın sızarlar,’ bir gün mutlaka, ansızın gelebilirim..’ demeden, ayak seslerini duymazsınız.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Diyorum ki; dur kardeşim soluk al, sorunun ben değilim… kendinsin. Doymak bilmeyen iştahın, kibrin, uyku yüzü göstermeyen korkuların. Dur ve soluk al. Kendine karşı kendini koruyamıyorsan eğer, ikimizi de yaratan Tanrı'ya şükret ve yalvar (tabi inançlıysan). Yalvar ki başkasına zarar verdiğin için hissettiğin hastalıklı kibirden uzak tutsun bağışlasın seni.</span></p>

<p><span style="font-size:large">İçimiz de ki şiddete yenilmeyeceğimiz bir dünyaya….</span></p>

<p><span style="font-size:large">Şiddeti kanıksamadığımız bir dünyaya….</span></p>

<p><span style="font-size:large">Şiddeti unuttuğumuz çocuklarımıza bulaştırmadığımız bir dünyaya…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Jul 2024 21:52:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaos...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kaos-126</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kaos-126</guid>
                <description><![CDATA[Kaos...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu köşenin takipçileri, bugünlerde artık sokağa taşan işçi ve memur eylemlerinin, yaşanan kargaşanın ipuçlarını Nisan'da ki ''Koltuk'' ve Mayıs'ta ki ''İcraat lazım'' yazılarımızda verdiğimizi hemen söyleyeceklerdir, merak edenler dönüp okusunlar.</p>

<p>Aslında uzun bir zamandır sakalımızda var ama yine de laf dinleyen yok. Bayraklı'da başlayıp, Çiğli'ye ardından Büyükşehir'e sıçrayan ateş dar alandan kısa paslaşmalardan çıkıp, sokağa döküldü. Memurlar, Sosyal Destek Tazminatları'nda yapılam kesintiye kazan kaldırdı.</p>

<p>Hemen hemen tüm başkanlar koltuğa oturur oturmaz borçlardan ve kadro şişkinliğinden bahsedip enkaz devraldıklarından dert yandı. Bunların üzerine işçi çıkarıp, mevcuttakilerinde maaş ve geçmiş alacaklarını ödeyemeyince protesto ve eylemlerle karşılaştı.</p>

<p>İşe; borç ve şişirilen kadrolar açısından bakıldığında başkanlar haklı densede onları bu zor duruma sokanlar da AK Parti'den geçen Bergama, Bayındır, Kiraz ve Kınık hariç hepsi mensubu oldukları aynı partinin CHP'nin öz be öz evlatlarıydı.</p>

<p>İlk önce ''pankart asarız, hepsini kapının önüne koyarız'' naraları atsalarda bir kaçı hariç buna teşebbüs dahi edemediler, Genel Merkez'den gelen ''sesiniz fazla çıkıyor'' uyarısıyla kuyruklarını kıstırıp, ''Başa geleni çekmeye'' soyundular.</p>

<p>İşin özü bu figan feryatta da çok haklı değillerdi, nedeni de aday olmak için bin takla atarken borcu da, kadro şişkinliğini de adları gibi biliyorlardı, koltuğa oturuncaya kadar gıklarını çıkarmadılar. Oturunca 'Ben yapmadım, o yapmış'' edebiyatına sarıldılar.</p>

<p>Bu modalyonun bir yüzü diğer yüzünde ise sendikalar var. Onlarda işin diyolog kısmını kısa kesip, daha başkanlık yapmayı yeni öğrenenlere ''Eylem'' raconu kestiler. Sanki şişen kadrolarda, bir gün ödenemeyecek hale gelecek maaş zamlarında onların hiç suçu yokmuş gibi.</p>

<p>Örneğin memurların SDT kesintisi meselesi. Hükümet bunu mecbur kılmamış, üstüne üstlük vermek isteyen belediyeyede bir üst sınır koymuş. Gelgelelim AK Partili hiç bir belediye SDT ödemesi yapmazken, CHP'li başkanlar gaza gelip, üst sınırı da aşmış.</p>

<p>İzmir Büyükşehir'de olduğu gibi de Sayıştay 2022 ve 2023'te üst sınır aşan kısım için zimmet çıkarmış. Yani bugün koltukta oturan Cemil Tugay'da buna devam etse bir o kadar daha zimmet çıkacak, hem de işin yasal tarafı yargılanmaya kadar varacak.</p>

<p>Gel gelelim, Tugay üst sınırı geçen oranı yasaya uymak için kesince bunu ne memurlara ne de onları temsil eden sendikaya anlatamamış.Yani şu anda işin yasal tarafına bakarsanız Tugay haklı. O, Soyer'in üst sınırı aşması yüzünden yaşıyor bu sorunu.</p>

<p>Memur tarafından bakarsanız ise iki yıldır cebine giren paranın bir bölümü ''Bu yasal değil'' diyerek kesilmiş. Yani aslında talepleri yasal değil, ancak ''Soyer verdi, sen neden vermiyor, kesiyorsun''diyorlar, sendikayı da arkalarına alıp, sokağa çıkıyorlar.</p>

<p>Seçimin üzerinden daha 2.5 ay geçti, yaşananlara bak. Bu ateş böyle yanmaya devam ederse halimiz harap. Başkanlar eylemlerden, borçlardan, alacaklılardan, hacizlerden kafalarını kaldırıp hizmet filan yapamayacaklar, olan yine vatandaşa olacak.</p>

<p>Bu gidişle CHP'de iktidar hayalini rafa kaldıracak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Jun 2024 19:15:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel günler...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ozel-gunler-125</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ozel-gunler-125</guid>
                <description><![CDATA[Özel günler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayramlar özel günlerdir keza ''Babalar Günü'' de çok özel bir gündür. Sıcak mutlu huzurlu bir aile ortamında babasıyla büyümekte olan çocuklar için ne mutlu. Bunun tersi bir durumu söz konusu bile etmeyelim. Orta yaşa gelmiş, yıllar önce babasını kaybetmiş biri içinse anılarla avunulacak bir gündür.</p>

<p>Babamızdan neler neler öğrendik, sonraki nesile aktarabileceğimiz çok değerli hayat dersleri, aile kavramı ve başka pek çok değer. Şimdi bakıyorum da insanlar eskilerden öğrenmek yerine yemek yapmayı bile internetteki videolardan öğrenmeyi tercih ediyorlar. Büyüklerimizin bilgi ve tecrübeleri bir zamanların cilt cilt ansiklopedileri gibi gözden düşmüş.</p>

<p>Yılın; annelere babalara bazı mesleklere adanmış günlerinin ticari bir yönü var şüphesiz ama “anı yaşa” diye özetlenen fikir bize mutluluk ve huzur içinde sevdiklerimizle birlikte geçirdiğimiz zamanın değerini bilmeyi öğütlüyor. Çünkü hayat gerçekten kısadır ve yarın değil bugün bitmeden kime ne olacağı belirsizdir. Saatin tik takları gibi düzenli vuran kalbiniz o düzenden azıcık saptığında yaşadığınız şaşkınlık ve korku bu gerçeği size çok güzel hatırlatır.</p>

<p>Kurban Bayramı telaşı da bizim çocukluğumuzdan beri güzel anılar bırakmıştır. Kurban paylaşmak içindir, malından feda etmektir, etleri kıymaları derin dondurucuya istifleyip bir yıl sonrasına kadar yemek için hayvan satın almak değildir. Yakın veya uzak ihtiyacı olan kim var diye araştırıp paylaşmak, evimize gelene ikram etmektir.</p>

<p>Özel günler özenli olmayı da gerektirir diğer günlerin sıradanlıklarından çıkıp kılık kıyafetimize de özen göstermeyi gerektirir. Aşırıya gösterişe kaçmadan tabii ki.</p>

<p>Bir de yeme içme düzenimiz var. Tatlı tuzlu yağlı, börek çörek derken üç beş gün içinde sonradan pişman olacağımız bir değişikliğe uğramadan bu özel günleri geçirebilmeliyiz. Uzun sağlıklı bir ömürde nice özel güzel günler dileğiyle.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Jun 2024 19:12:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanatın Gücü</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/sanatin-gucu-124</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/sanatin-gucu-124</guid>
                <description><![CDATA[Sanatın Gücü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:medium">Sanatın konusu olmayan, ya da sanatın içinde yoğrulup pişirilmeyen, acısını, hüznünü sanatın içine sızdırmayan, neşesini sanatın şerbeti yapmayan hiçbir olay yok.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Sanatın, ülkeleri ve dünyayı sarsan olayların neden ve sonuçlarını irdelemek, anlatmak, etkilerini belirlemek gibi toplumsal bir sorumluluğu da var.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Bir çok olay sanatın kanatlarının altında çağını aşar. Sanat sayesinde insanı ilgilendiren her acı yer ve zaman fark etmeden bizi içine alır, yüreğiniz burkulur. Çünkü; Sanat bilgi vermenin ötesine geçer, bizi o sevince o acıya ortak eder. İliklerimize dek işler.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Savaşlar toplumsal olayların en çarpıcı en vahimi en acıklı olanı kuşkusuz. Kuşkusuz etkileri en yıkıcı ve uzunu. Çağları değiştireni hatta. </span></p>

<p><span style="font-size:medium">Sanatçılar yaşanan bu acılara karşı tavır geliştirmek, haklının, halkın yanında ve sesi olmak dikkatlerin acilen yoğunlaşacağı noktayı işaret etmek ister. </span></p>

<p><span style="font-size:medium">Sanat gözlemci olarak kalmaz demiştik, sanatçı da sorumlu tutar kendisini. Hep haykırmak ister ‘’ SAVAŞA HAYIR… VAHŞETE HAYIR… HAYIR…..HAYIR…’’</span></p>

<p><span style="font-size:medium">İstanbul Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül ,bu hassasiyetle bir program hazırlamış. </span></p>

<p><span style="font-size:medium">Program süresince: İstanbul Diyanet Gençlik bünyesindeki gönüllü gençler ‘Gazze’li Gençlere Özgürlük’ temalı bir sergi, tiyatro gösterisi ve panelle Gazze de yaşanan insanlık dramını paylaştılar. Devlet Tiyatroları Sanatçısı Sedat Savtak’ın yazıp yönettiği tiyatro metninden bir parça paylaşmak istedim sizlerle…</span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Esselamu Aleyküm Gazze</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Barış sizin üzerinizde olsun Gazze</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Barış…. Barış… Barış…</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Gökyüzünüz olsun, toprağınız olsun, bereketiniz olsun. İlla….</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Bir tarafta</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Anlatamadıklarımız, konuşamadıklarımız</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Göremediklerimiz, dokunamadıklarımız var…</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Kan kırmızı kurdele bağlı bağrımızda.</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Bir tarafta</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Ölümleri süsleyenler var, acılarla beslenenler</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Ah…. Doğumları öldürenler var….</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Kan kırmızı kurdele bağlı bağrımızda.</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Bir tarafta…</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Silahlara tapanlar, zulümlere zulüm katanlar</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:medium"><em><strong>Bağırları dağlayanlar var….</strong></em></span></p>

<p><em><span style="font-size:medium"><strong>Kan kırmızı kurdele bağlı bağrımızda…</strong></span><span style="font-size:medium">.</span></em></p>

<p><span style="font-size:medium">Emeklerine sağlık, Düşünüp tasarlayanın, metni yazıp yönetenin ve inançlı barış elçisi gençlerin… Varlıklarınız, yaptıklarınız savaş acısını dindirmese de merhem oluyor.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Diliyorum, gençlerin BARIŞ haykırışları çığ gibi büyüsün, büyüsün… ta ki dünyayı sarıp sarmalayıp savaşları yok edene kadar. Savaşı insanlık tarihinden silene kadar.</span></p>

<p><span style="font-size:medium">Ne denir Sanata da sanatçıya da bin nefes….</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Jun 2024 19:07:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İcraat lazım...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/icraat-lazim-123</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/icraat-lazim-123</guid>
                <description><![CDATA[İcraat lazım...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hani, bir önceki yazımızda 'Koltuk' tan onun büyüsünden bahsetmiştik. Çiçeği burnunda başkanlarımız 1,5 aydır o koltuklarda oturuyor. Aklı selim, ayağı yere basanlar şimdilik doğru ilerliyor ancak çoğunluğu bocalıyor, hata üstüne hata yapıyor.</p>

<p>CHP Genel Merkezi'nin genelgelerine, uyarılarına rağmen akrabalarını çeşitli makamlara atayan mı istersiniz, eşe, dosta, hısma dağıtan mı istersiniz, siyasi erklerin yedi sülalesini bir yerlere yerleştiren, bol keseden paye veren mi istersiniz, yedi tekmili birden.</p>

<p>Tarihinde uzun yıllar sonra bir seçimden birinci parti çıkan, yerelde iktidar olan CHP'nin bu başarıyla 2028 genel seçimlerinden de galip çıkmasının tek yolu, şu anda o koltukların sahibi belediye başlanlarının performanlarından geçiyor.</p>

<p>Gel gör ki daha seçimin üstünden iki ay bile geçmeden hata üstüne hata yapıyorlar. Hepsi ağız birliği etmişçesine enkaz edebiyatı yapıp, borçlardan, istihdam fazlalığından, kasanın boş olmasından yakınıyorlar, oturup, kalkıp bunu konuşuyorlar.</p>

<p>Başka illerde hadi bir önceki başkanlar Cumhur İttifakı'ndandı, AK Partili, MHP'liydi. Amma velakin İzmir'de şu anda CHP'nin 28 belediyesinin 4'ü Cumhur İttifakından, biri kayyumdan alındı. 4' ilçede aynı isimler devam etti, değişen 19 ilçede ise eski başkanlar da CHP'liydi.</p>

<p>Bu durumda yeni CHP'li başkanların borç bırakmakla, iş bilmemekle itham ettiği başkanlarda dava arkadaşları. İşte bu durum vatandaşında kafasını karıştırıyor. Ortada ''iki CHP'mi var?'' sorusu yaratıyor. Kendilerini kurtarmak adına, eski başkanları yakmalarını anlamıyor.</p>

<p>İşin daha da tuhafı vatandaşta, partililerde daha adaylıkları kesinleştiği andan itibaren talip olduğu belediyenin inciğini, cıncığını bilen başkanların seçim döneminde bundan bahsetmeyip, daha koltuğa oturur oturmaz, geçmişe beddua okumalarının izahını yapamıyor.</p>

<p>Kısaca toparlarsak, şu anda vatandaşın AK Parti iktidarına verdiği tepki oylarıyla başı göğe yükselen CHP, eğer bu süreci 2028'de iktidarla sonuçlandırmak istiyorsa, başkanları zaptü rap altına almalı, onların bir an önce bu halden kurtulup icraat yapmalarını sağlamalı.</p>

<p>Yoksa: yandı gülüm keten helva...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 May 2024 22:07:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlette devamlılık</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/devlette-devamlilik-122</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/devlette-devamlilik-122</guid>
                <description><![CDATA[Devlette devamlılık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'Uzak çok uzak bir galakside' diye başlayan bir sinema serisi var ya biz de öyle başlayalım anlatmaya. Cumhuriyet, sultanlık ve daha nice farklı şekillerde yönetilen devlet geleneği yüz yılları bulan bir devlette, yerel yönetimler değişir ve iddialı kişiler “Biz çok güzel yaparız bu işi. En iyi hizmeti biz yaparız halkımıza. Çalmayız, yemeyiz” diyerek yönetime talip olurlar. Seçilirler. Koltuklara otururlar ve ne görürler? Aynı iddialı sözlerle yetki alıp o koltuklarda oturmuş olanların sözlerinin tam tersini yaptıklarını.</p>

<p>Haftalar aylar geçmiş olmasına rağmen çoğu yerel yönetimde bir karmaşa bir belirsizlik hakimdir. Kimin ne iş yapacağı hatta yarın nerede işe başlayacağı belli değildir. Tabii bütün bunlar gözlerimizin önünde bildiğiniz şehir ve kurumlarda değil, 'uzak çok uzak bir galakside' olmaktadır.</p>

<p>Ülkede sadece bir bakanlığa bağlı taşra teşkilatlarında (81 il) müdür adıyla ve kadrosuyla binlerce görevli vardır. 3-4 yıl ortalama görev yapıp değiştiği düşünülürse (kimisi de bugün burada iki yıl sonra başka bir binada üç yıl başka binada uzun yıllar müdür koltuğunda) ve her yeni müdürün ilk iş olarak makam odasının mobilyalarını yenilediğini biliyor görüyorsak, o ülkenin insanlarının devlet malına, yetim hakkına, makama ve göreve olan bakış açısını varın siz düşünün.</p>

<p>Ondan sonra da 'Devlette devamlılık esastır' diye büyük büyük sözler edilir. Devlette neye devam edildiği ortada. Tabii o uzak uzak galakside olup bitiyor tüm bunlar.</p>

<p>Şimdi tasarruf tedbirleri açıklandı. Kemerleri sıkmak gerekiyor. Sıkacağız ama birazcık. Sadece 'dostlar alışverişte görsün' diye. Çünkü ben bir kez müdür oldum ya, başkan seçildim ya, diğer sıradan insanlardan farklıyım ya bir yolunu bulurum. Konforum için ne gerekiyorsa yaparım.</p>

<p>Bir arkadaşımın sözüydü “ hep emeğin içini yer bunlar” derdi. O hesap.</p>

<p>Aman siz üstünüze alınmayın. Bunlar 'uzak çok uzak bir galakside'' yaşanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 May 2024 22:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bandırma Vapuru</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/bandirma-vapuru-121</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/bandirma-vapuru-121</guid>
                <description><![CDATA[Bandırma Vapuru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gün karanlıkla buluşup gecenin koynuna sokulduğunda, nice gizler saklanır. Aydınlık günlerin ilk adımı bazen birbirinin aynı olanlara benzer.</p>

<p>Aynı gece yaşanıyor, her zamanki seferini yapıyor gibidir. Sessizdir, fısıltıyla bile anlatmaz derdini yaşlı vapurumuz.</p>

<p>1919 da Bandırma Vapuru'nda eminim böyle bir gece yaşandı. Sessiz ama kararlı. Sakin ama gözü pek. Huzursuz ama korkusuzdu yolcuları.</p>

<p>Bu gecenin yarınlara açılan kapısı hayırlara vesile olacaktı. Tüm bunları bilmeden sessizce suları yarıyordu gemimiz.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı'nın zorunlu olduğuna inanan, Anadolu halkını bu zorunluluğa inandırmaya karar vermiş yolcular taşıyordu Bandırma Vapuru. Bozuk pusulasıyla savaşıyordu Karadenizin azgın sularıyla.</p>

<p>Sadece bir ulusun kaderini değiştirmekle kalmadı yolcuları, dünyaya örnek oldu. Bağımsızlık ateşini bir çok ülkede defalarca yaktı yolcuları. Dünyaya örnek oldu.</p>

<p>1.Dünya Savaşı'nda İngilizlerin saldırısına uğramış ama sağ kalmayı başarmış yorgun gemimiz.47,7 metre boyunda 192 tonluk bir gemi. Ama yükü dünyaya bedel, özgürlük taşıyor, yavaş yavaş ilerliyor karanlık sularda. Gemimiz yavaş ama yolcuların kalbi ruhu bağımsızlık ateşiyle tutuşuyor, aceleleri var, bir an önce birlik olmalı ve kurtuluş savaşı başlamalı. Daha kat edilecek yollar, atlanacak zorluklar var. Biliyorlar hem de canları pahasına.</p>

<p>''Yarın yola çıkıyorum, hesapta gidip dönmemekte var. Başaramazsam sizi de öldürürler ben de ölmüş olurum'' diyerek annesi ve kardeşiyle helalleşiyor MUSTAFA KEMAL.</p>

<p>Sana ve silah arkadaşlarına minnettarız Atam. Saygı ve şükranla anıyoruz sizi her nefes alışımızda.</p>

<p>Ebedi bir sevgiyle saygıyla.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 May 2024 22:03:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koltuk...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/koltuk-120</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/koltuk-120</guid>
                <description><![CDATA[Koltuk...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Seçimler bittti, CHP; tarihinde nadir olaylardan birini gerçekleşirip 14 Büyükşehir, 21 İl, 337 ilçe ve 48 belde olmak üzere 420 belediye başkanlığını kazandı. AK Parti'ye 22 yıllık iktidarı süresince en büyük yenilgiyi tattırıp, hem 'koltuk', hem oy oranı bakımından ikinci parti yaptı.</p>

<p>Beklenmedik bu zafer, umulmadık yenilginin en büyük nedenlerinden biri yerlerde sürünen ekonomi, frenlenemeyen enflasyon ve iktidarın kibrine karşı vatandaşın tepkisi olsa da bu CHP'nin başarısını gölgelemez ve artık vatandaşın CHP'yi iktidar namzeti olarak gördüğünü tesciller.</p>

<p>Bizim&nbsp;köşemizi okuyanlar, 31 Mart'ın siyasetin yeniden şekillenmesinin son virajı olduğunu ve yeni bir senaryonun sahneye geleceğini, her ne kadar yerel seçim olsa da 31 Mart'ın Erdoğan sonrası genel siyasetin şifrelerini göstereceğini söylediğimizi hatırlar.</p>

<p>Bu bağlamda, özellikle koltuğa oturan CHP'li 420 başkana büyük görev düşüyor. İzmir'de olduğu gibi çoğınluğı siyasetin yeni yüzü olan başkanlar, görev süreleri süresince yapacakları icraatlarla bu gidişatın nereye doğru olduğunu tayin edecek.</p>

<p>Eğer bu süre boyunca yaptıkları proje ve işlerle vatandaşın gönlüne girebilirlerse, onun hayatını bir nebze de olsa rahatlatabilirlerse, Genel Başkanlar Özgür Özel'in tembihlediği gibi kibirden uzak durup,tevazudan ayrılmazlarsa, iktidarın yolunu açarlar.</p>

<p>Ama o koltuk, ah o koltuk var ya, hani yüzlerce, binlerce insana hükmetmenin, on binlerce insanın ''Başkanım'' demesinin o büyüsü var ya, işte onu sindirmek çok kolay iş değil. Bir de bunun üzerine rant baronlarından, akçeli işlere bulaşmaktan korunmak hiç kolay değil.</p>

<p>Yani aslında hangi partiden olursa olsun koltuğa oturan herkesin doğal olarak yapması gereken bu davranış biçimi, şu anda CHP'li başkanların omzunda bir görev, bir sorumluluk oldu. Yapacakları her yanlış bireyselden çıkıp, partiye direk olarak eksi yazacak.</p>

<p>Yine de bir kenti yeniden yaratan Yılmaz Büyükerşen ve icraatlarıyla bir dönemlik sürede vatandaşın gönlünde taht kuran Mansur Yavaş, tam olarak icraatlarıyla olmasa da siyasi hamleleriyle vatandaşın umudu olan Ekrem İmamoğlu örnekleri önlerinde duruyor.</p>

<p>Kahraman olmakla, tarihin tozlu sayfalarında kaybolmak için 5 yıllık bir süreleri var. Bunu iyi değerlendirenler CHP'ye iktidar yolunu açanlar listesinde yer alırken, başaramayanlar o yola engel koyan, zarar verenler listesine girip, lince uğrayacaklar.</p>

<p>Tercih onların;&nbsp;ancak vatandaşın teveccühü&nbsp;ile oturdukları&nbsp;'koltuk' u kendilerinin zannedip çok güvenmesinler...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Apr 2024 13:34:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşayan tarih İstanbul...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yasayan-tarih-istanbul-119</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yasayan-tarih-istanbul-119</guid>
                <description><![CDATA[Yaşayan tarih İstanbul...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramı öncesi bir grup arkadaşımızla bir günlük İstanbul turu yaptık. Ben şahsen çok severim İstanbul’u. Gezmek için güzel ama yaşaması zahmetli derler ya ben güzel yanlarından bahsetmek istiyorum. Özellikle de tarihi yapılarından ve geçmişinden.</p>

<p>Bir cuma gecesi İzmir’den otobüsle yola çıktık ve sabaha karşı tarihi yarımadanın kalbi Sultan Ahmet Meydanı'na vardık. Büyük Ayasofya Camii'nde sabah namazı kılmak muhteşem bir deneyim diyebilirim çünkü cami İstanbul İstanbul olmadan yani 1453’te Fatih fethetmeden neredeyse bin yıl önce temeli atılmış bir yapı. Hala ayakta olması, yüzlerce yıl öncesinden kalmış duvar resimleri insanı büyülüyor. Biz ona sahibiz ama aslında tüm insanlığın sahip olduğu bir değer O.</p>

<p>Sultan Ahmet Camii ve Alman Çeşmesi, ta Mısır’ın firavunlar döneminden bir anıt olan Dikilitaş, Mimar Koca Sinan’ın “kalfalık eserim” dediği Süleymaniye Camii ve daha nice muhteşem eser yürüyüş mesafesinde.</p>

<p>Osmanlı imparatorlarına ev sahipliği yapmış ve hatta Peygamberimizden hatıra kalan pek çok değerli eseri barındıran Topkapı Sarayı gezmekle bitmez. Oradan on dakikada varabileceğiniz Kapalı Çarşı ve Mısır Çarşısı başlı başına tarih.</p>

<p>Çok tecrübeli ve dinlerken çok şey öğrendiğimiz rehberimiz anlattıkça Osmanlı, Doğu Roma imparatorlukları ve daha nice medeniyetlerin bize ne çok eser bıraktığını görüp bilmek bir tarih sever olarak beni mest etti.</p>

<p>Romalılar'dan kalmış olan Yerebatan Sarayı, ki o dönem şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılmış bir yeraltı su deposu aslında, mimarisi de neredeyse bin yıl önceki sanatçıların mermeri oyarak yaptıkları eserleri de görülmeye değer.</p>

<p>Emir Sultan Camii ve Süleymaniye’deki mezar taşlarını bile atalarımızın adeta birer sanat eseri gibi şekillendirdiğini görüyorsunuz. Benim burada adını andığım sadece bir kaç eser ama tarih ve sanat, incelikle işlenmiş, düşünülmüş, tarihe ve gelecek kuşaklara bırakılmış sayısız eser mevcut.</p>

<p>Daha sonra akşam saatlerinde İstanbul Boğazı’nda tekneyle gezmek ve iftarımızı İstanbul Boğazı’nın nefis atmosferinde yapmak da unutulmaz bir anı oldu. Bu bir gezi yazısı değil. 'Ne güzel gezdik' diye bir anlatı da değil. Güzel ülkemin uzun ve güçlü tarihini hatırlatmak ve henüz görmemişseniz görmenizi hatta bir kaç gün ayırıp tadını çıkarmanızı tavsiye etmek istedim. İyi bir rehberle birlikte geziniz çok daha verimli olacaktır bunu da unutmamak gerekir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Apr 2024 13:26:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anneler Günü...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/anneler-gunu-118</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/anneler-gunu-118</guid>
                <description><![CDATA[Anneler Günü...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:large">'Cennet anaların ayakları altındadır'', diyerek peygamberimiz analara en büyük payeyi vermiş, analarımızın kutsal varlıklar olduğunu belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Anneler Günü geleneğinin ilk çağlardan beri kutlandığını, Antik Yunan da Kibele adına yapılan ilk bahar şenliklerinin bu geleneğin ilk başları olduğu söylenir. İlk çağlardan beri annelerin değeri anlaşılmış, 'ne güzel' diyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Bir ABD'li kızın annesi için 1908 de başlattığı Anneler Günü kutlamaları günümüze kadar gelişerek, biraz da zamana uyarak bu güne kadar gelmiş.</span></p>

<p><span style="font-size:large">'Anneler bir gün mü hatırlanır, kutlanır?' sorusuna 'isteyen istediği kadar kutlamalı' diyerek devam ediyorum. Ve diyorum ki Anneler Günü dışındaki gün kutlamaları bana zoraki ve tüketim garantili gelir. </span></p>

<p><span style="font-size:large">Aynı şekilde anne ve çocukları arasındaki bu kutlamanın herkesin herkesi kutlaması şeklinde bayrama döndürülmüş biçimini de sevmem. Çocukla annesi arasındaki bağın seslendirilmiş halidir bence bu kutlama, ve çok özeldir.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Annelerin tek isteği yada en hoşuna gideni evlatlarından duyacakları yürekten gelen sevgi sözleridir. Hediye yarışı bu büyüyü bozar, maddeleştirir.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Bizi karşılıksız sevdiğine, bizim için ömrünü tüketmeye hazır olduklarına eminizdir. Sığındığımız sıcak bir limandır, sabırlarında güven ve cesaret veren sakinleştiren bir büyü vardır. Küçük bir çocukken ağrıyan yerimiz anne öpücüğüyle şifa bulur.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sevgiyi şevkati, sabrı öğrendiğimiz analarımız size her zaman ihtiyacımız var.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Daha sıkı sarılın bizlere…. Daha sıkı….</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Apr 2024 13:22:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son seçim</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/son-secim-117</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/son-secim-117</guid>
                <description><![CDATA[Son seçim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir mitingte 31 Mart Yerel Seçimleri'ni kast ederek ''Bu son seçimim'' dedi. Mevcuttaki yasalara göre 2028'te yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olamamasına atıfta bulunarak.</p>

<p>Aradan geçecek 4 senede Erdoğan'a 3. kez aday olabilme yolu açılır mı açılmaz mı? 31 Mart'tan sonra daha da alevlenecek olan yeni Anayasa tartışmaları bir sonuca varır da burada o yolun taşları döşenir mi, şimdiden tahmin etmek zor olsa da, bu imkansız değil.</p>

<p>Yani kısacası görünürde 31 Mart, Erdoğan'ın son seçimi olsa da, gerçekte son olup olmayacağı birazda yeni Anayasa'da belli olacak. Ancak her şeyin ötesinde Erdoğan mental olarak aktif siyaseti bırakmayı, kendini emekli etmeyi düşünüyor olabilir, yaşarsak göreceğiz.</p>

<p>İşin bu kısmını bir kenara bırakırsak 31 Mart, sadece Erdoğan için değil bugün siyaset sahnesinde olan bir çok aktör için gerçekten son seçim olacak. Sandıktan çıkacak sonuçlar bazılarını sahneden tamamen silerken, bazılarını da başrol olarak parlatacak.</p>

<p>Bazılarının Genel Başkan olarak girdikleri son seçim olurken, bazılarına ise 'Genel Başkan'lık yolunu açacak. CHP'de ''Geliyor, gelmekte olan'' söylemi ete kemiğe bürünürken, aynı ya da benzeri durumlar diğer partilerde de yaşanacak, yaşanmaya başlayacak.</p>

<p>Bir yandan siyaset yeniden dizayn edilirken diğer yandan son 25 yıla damga vurnuş olan Erdoğan sonrasının hesapları yapılacak. Ülkeyi 22 senedir aktif olarak yöneten çok güçlü bir siyasi figürün sahneden çekilmesinin yaratacağı boşluk, yeni aktörlerle doldurulmaya çalışılacak.</p>

<p>Hatta bu hummalı çalışmalar hızlı yol alırsa 2025-2026'da olası bir erken seçime davetiye çıkacak. 31 Mart sonuçlarıyla başlayan tasfiye hareketi, erken bir genel seçimle tamamlanacak. Demem o ki 31 Mart'ta sadece belediye başkanları değil, siyasetin yeni aktörleri de belirlenecek.</p>

<p>Velhasıl Erdoğan için olur mu bilmem, ama bazıları için kesin son olacak...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Mar 2024 16:12:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dolu dolu bir ay</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/dolu-dolu-bir-ay-116</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/dolu-dolu-bir-ay-116</guid>
                <description><![CDATA[Dolu dolu bir ay]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:large">Evet; Mart ayı yoğun bir ay. Anlamı yitirilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 13 Mart bence dünyanın en güzel marşı olan İstiklal Marşı'mızın kabulü. 18 Mart Çanakkale Zaferi'miz. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü. Hepsi hatırlanmayı, düşünülmeyi, konuşulmayı, hak eden konular.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Ben bugün 27 Mart Dünya Tiyatrolar günü üzerinden seslenmek istiyorum yazımla.Sanat eseri içinde can bulduğu toplumun tüm özelliklerini, yaşam felsefesini, bilim ve teknoloji de ki gelişmişliğini göz önüne serer. O toplumun örf ve adetlerini tanıtır, bu tanıtımı kimi zaman sahip çıkarak kimi zaman yadsıyarak yapar.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanat eserini sadece yaratıldığı ülke yada sanatçı üzerinden okuyamayız. Çünkü o eserle anlatılan, dikkat çekilen konu evrenseldir. İzleyiciyi etkileyen de bu evrensel oluştur.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatın özündeki İNSAN'ı bulmak onu fark etmektir önemli olan.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatın özündeki insan tüm çıplaklığı ile ortadadır, her tür duygusu, eksikliği, yetisi, tutkusu, becerisiyle sanat eserinin konusu olur. </span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatta tasarlanmış, süzülmüş imbiklenmiş bir durum vardır, Eserin yaratılmasındaki amaçtan gelen bir özdür bu. Amaçsız bir sanat eseri yoktur.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatın eğitim içindeki yeri yüzyıllardır kabul edilmiş, bu yüzden de sanat ve sanatçı devletlerin koruması altına alınmış. Tabi tersi olduğu sanatçının sansürlerle boğulduğu dönemlerde azımsanmayacak kadar çok dünya tarihinde.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatın toplumları kaynaştırın, yakınlaştıran, dost kılan kısmından çokça faydalanmalıyız. Sanatın ve sanatçının evrensel olduğunu, kültür mirası olduğunu kabul etmemek sanatı anlamamak demektir.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Savaşlara dur demek sanatla mümkün. Ama savaş zoruyla sanata dur demek mümkün değil. Sanat eserlerini yok ederek ülkelerin öz hafızasını yada ortak hafızasını yok etmekte mümkün değil. Sanat dağ çiçeği gibi yeşereceği yere karar vermek mümkün değil her zaman.</span></p>

<p><span style="font-size:large">Sanatla yoğunlaşacağımız günler diliyorum. Ruh ve gönül bahçeniz sanatla donansın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Mar 2024 16:08:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne harika bir dünya</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ne-harika-bir-dunya-115</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ne-harika-bir-dunya-115</guid>
                <description><![CDATA[Ne harika bir dünya]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>O güzel şarkıda dediği gibi. Ne harika ne güzel bir dünya. Çağla badem çıkmış seyyar arabalarda satılıyor. Papatyalar hatta erik ağaçları çiçek açmış. Yani bahar gelmiş memleketimize. Bugün güzel şeylerden, umuttan, parlak gelecekten bahsedelim. ,İç karartıcı konuları açmayalım değil mi?</p>

<p>Savaş mı var, insanlar mı öldürülüyor yaşına bakmadan hem de? Açlığa mahkum edilmiş milyonlar mı var gözlerimizin önünde? Yaşamı medeniyet diye diye adaletsiz eşitliksiz, zulüm üreten bir yapıda mı kurmuşuz? Havayı denizi okyanusları kirletip plastiğe mi boğmuşuz?</p>

<p>Dünyadan ümidi kesip Mars’ı mı gözümüze kestirmişiz? Yok daha neler? Bahar geldi ya mutlu olmalıyız. Umut dolmalıyız. Ne harika bir dünya?</p>

<p>Bizce Ramazan ayı. İki milyar civarı müslüman için gerçekten özel günler bunlar. Duygulanıyor, yüce yaratıcının bizleri gözlediğine ve bütün kötülüklerin ve kötülerin elbet bir gün hesabının sorulacağına olan inançla mutlu oluyoruz.</p>

<p>Ölümlere inat bir papatyanın bir kırmızı gelinciğin güzelliğiyle yaşamı ve yeniden var oluşu kutluyoruz. İnsanoğlu'nun her şeye rağmen yaşamaya üretmeye devam edebilmesini sağlayan unutmak özelliği var bir de. Unutup yolumuza devam ediyoruz.</p>

<p>İki hafta sonra seçim var. Kentlerimizi önümüzdeki beş yıl yönetecek liderleri seçeceğiz. Her şey eskisinden çok daha iyi çok daha güzel olacak. Bu umutla seçmek aşamasında elimizden geleni yapacağız. Seçtiklerimiz de kentlerimizin ihtiyacı olan nice güzel hizmetler yapacaklar.</p>

<p>Kimi büyük şehirlerde bir adım ileriye gidip ellerine teslim edilen maddi imkanları doğrudan nakit veya iş kuracaklara uygun şartlarda kredi olarak dağıtacaklar. Güzel fikirler değil mi? Sonra da “Ne harika bir dünya” şarkısını söyleyeceğiz hep birlikte.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Mar 2024 16:02:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dönüşüm…</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/donusum-114</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/donusum-114</guid>
                <description><![CDATA[Dönüşüm…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hemen aşağıda yer alan kupür de gördüğünüz yazımızı 26 Ocak tarihinde yazmıştık.&nbsp; Hatta yazının girişinde bu tarihi de belirtip, CHP’nin İzmir adaylarını açıklamadan önce yazılmış olduğunu da teyit etmiştik. Denileni, konuşulanı değil, geleni, gelecek olanı söylemiştik. </span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.yankihaber.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202024-02-23%20at%2012_53_32.jpeg" style="height:394px; width:400px" /></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Maksadımız kendimizi övmek, ‘’Bak nasıl bildik’’ demek değil. Tam aksine CHP’de Özgür Özel’in koltuğa oturmasıyla başlayan ‘’Değişim’’ denilen sürecin aslında ‘’Dönüşüm’’ olduğunu bununda 31 Mart’taki yerel seçimlerle tescilleneceğini anlatmaktı derdimiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bilim kitaplarında iki kavram arasındaki fark ‘’Değişim; belli bir süreç içinde yer alan değişikliklerin tümü, Dönüşüm ise olduğundan başka bir biçime ya da duruma girme hali’’ diye açıklanır. Biri değerlerini koruyarak gelişmeyi, diğeri başka bir biçime girmeyi anlatır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">CHP’nin kongreyi kazanan ancak koltuğa tam anlamıyla sahip olamayan Özel’in dilinden düşürmediği ‘’Değişim’’ aslında ‘’Dönüşümün’’ ayak sesleri. En az üçe bölünmüş partideki güç dengelerinin arasında ‘’Pinpon topu’’na dönen Özel’in gitmekte olduğu istikamet.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Başkan adaylarıyla sahneye çıkan ‘’Değişim’’ içinde intikam, koltuk kavgası, gelecek kaygılarını barındırsa da özünde içi tam doldurulamamış, nedenleri, niçinleri, gerekçeleri, yöntemleri, hedefleri ortaya konmamış büyük bir laftan, bir balondan ibaret. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kadın aday artışı, adayların yaş ortalaması gibi basit göstergelerle açıklanmaya çalışılan, sonucunda iktidar hedefleyen bir partiye neler kazandıracağı, bunun vatandaşa, ülkeye neler katacağı, bugüne kadar CHP’de olmayan neyi sağlayacağı ise tam bir muamma.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki seçimin havasından, suyundan böyle içi boş ama kendisi kocaman anlatılıyor, belki de ‘’Hele şu 31 Mart bir geçsin, sonra bakarız çaresine’’ deniliyor. Da öncesi, sonrası hiç fark etmez, CHP değişmiyor, dönüşüyor. Kurucu değerlerinden hızla uzaklaşıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kağıt üzerinde bunların kalmış olması, kalacak olması bir şey değiştirmeyecek. Görünen köy, kılavuz istemiyor. Seçim sonrası hesaplar şimdiden yapılıyor, içi boş ‘’Değişim Rüzgarı’’nın yaratacağı tahribat süreci daha da hızlandıracak, yıl bitmeden olağanüstü kongre kaçınılmaz olacaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oradan çıkacak sonuç ne olursa olsun ‘’Değişim’’ miadını tamamlayıp, ‘’Dönüşüm’’ resmen başlayacaktır. Bunu görmemek için kör, ayak seslerini duymamak için sağır olmanızda gerekmiyor. Sadece olan biteni tarafsızca tahlil etmeniz yeterli.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vallahi söz; Yaradan ömür verirde o günleri görürsek, ‘’Biz demiştik, demeyeceğiz’’…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Feb 2024 00:44:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şiddet  ‘geliyorum’ demiyor...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/siddet-geliyorum-demiyor-113</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/siddet-geliyorum-demiyor-113</guid>
                <description><![CDATA[Şiddet  ‘geliyorum’ demiyor...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Şiddetin, vahşetin her türlüsünü okuyoruz ya da seyrediyoruz, tabi içimiz burkularak, biraz da korkarak. Korkuyoruz çünkü her an şiddet mağduru olabiliriz, bir türüne de olmaktayız da geçiştiriyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Şiddet tanımlanırken muhatap kişinin ruhsal veya bedensel zararına neden olacak güç ve baskıya işaret ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Aile içinde kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddete&nbsp; sadece şiddeti yaşadıkları zaman içinde değil bir ömür boyu bunun acısını çektiklerini biliyoruz. Şiddet uygulayanların da çocukluğunda şiddet mağduru olduğunu söylüyor psikologlar. Yani çocukluk acılarını tüm yaşamımızda çekiyoruz ve ÇEKTİRİYORUZ. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Duygusal şiddet içine düştüğümüz bir deniz gibi. Islanmamak mümkün değil, biraz yüzme biliyorsak ya da başımızı suyun üstünde tutabiliyorsak şanslı hissediyoruz kendimizi. Aşağılamak, küfür etmek, tenkit, bağırmak, küçümsemek, alay etmek, duygusal şiddete giren davranışlar. Oysa bütün gün her yerde yaşadığımız, tanık olduğumuz durumlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Çocukluk yaşında yaşanan ya da tanık olunan şiddetin o yaşlarda zihinsel ve duygusal olarak baş edilmenin çoğu zaman mümkün olmadığını, çocuğun korkusunu, üzüntüsünü farklı davranışlarla ortaya koyduğunu biliyoruz. Tırnak yemek, altını ıslatmak, tabiata zarar vermek mesela. Örnekler binlerce maalesef.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Hızlı bir geçişle şiddetin taklit edilebilir, öğrenilebilir&nbsp; tarafına geçmek istiyorum.&nbsp; Ve demek istiyorum ki çocuklarımız sadece biz aile büyüklerinden değil, gördüğü her şeyden kişiden bir şeyler öğreniyorsa tehlikenin büyüklüğünü fark edelim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Evimizde büyük bir tehlike var. TV programlarının bazıları. Filmlere&nbsp; dizilere takılıyoruz şiddet içeriyorlar diye. Oysa o dizideki ya da filmdeki sanatçıyı başka dizide de izlediğimiz için bunun film olduğunu, kurgu olduğunu biliyoruz. Ama gerçek ana babaların, çocukların, gelin ve kaynanaların saatlerce TV den birbirini suçlamaları bağırmaları, aşağılamaları gerçek algısı yaratıyor. Şiddet ‘geliyorum’ demeden gelip salonumuzda bizimle oturuyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Sevgili anneler eviniz huzurlu bir yuvadır öyle olması içinde çabalıyorsunuzdur eminim. Başkasının çatışmalarını kötü enerjilerini seyrederek bile olsa evinize çekmeyin, çocuklarınıza izlettirmeyin. Şiddetin bu türüne ‘’DUR’’ deyin. En azından bunu başarabiliriz.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Feb 2024 00:43:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Allah’ım kör et beni…</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/allahim-kor-et-beni-112</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/allahim-kor-et-beni-112</guid>
                <description><![CDATA[Allah’ım kör et beni…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kışın son günleri, İzmir’de hava neredeyse bahar. İşe giden bir dostumuz yoğun trafikte araba kullanırken az ilerisindeki bir otomobilden beyaz biçimsiz bir şeyin yola bırakıldığına şahit oluyor. Hava güzel, arabada müzik güzel, işe gidiyor neşesi yerinde ve fakat bu saçma eylem canını sıkıyor. Kornaya basıp, camı indirip, kaşlar çatık, işaret parmağıyla o sürücüyü uyarsa mı? Ne değişecektir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir önceki gün iş dönüşü arabasında bir iş arkadaşıyla yine trafikte gördüğü manzara zaten onu ve arkadaşını dumura uğratmıştı. İrice bir motosiklet ve üzerinde iri bir adam trafiğin tersi yönünde ve fakat yoldan refüjle ayrılmış, yayalara ait olduğu açıkça belli daracık bir alanda hızla ilerlemekteydi. Manzara adeta metal kafes içinde birbirine çarpmadan ustalıkla turlar atan gösteri motorlarını anımsatmaktaydı. O motorlar birbirine çarpmamaya hazırlıklı ve antrenmanlıdırlar da yaya olarak o yolu kullanacak herhangi bir insan bu duruma hiç hazırlıklı olamaz bu kesin. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Trafikte neler oluyor bunu hemen her gün görüyoruz, bu çirkinliklere istemeden şahit oluyoruz, yeni bir şey değil ki. Buradaki sorun insanların bilerek bu saçmalıkları yapması. ‘’Allah’ım kör et beni’’ diyesim geliyor. Türk sinemasının klasiklerinden&nbsp; Arabesk filminde o tuhaf sözleri olan şarkıyı söyleyen Şener Şen ustaya selam olsun. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazen de hayat ve kader hiç beklemediğimiz anda bazılarımızı ummadığımız, hayal dahi edemediğimiz şekilde alıp götürür. Dağlar gibi toprak kütleleri insan eliyle yığıldıkları yerden kopup gelir ve bizleri dehşete düşürür. O insanların yaşadıkları mı ailelerinin ve sevenlerinin yaşadıkları mı daha korkunçtur, asla bilemeyeceğiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bunu da doğrudan olmasa da hesapsız beceriksiz uygulamalarıyla yine biz insanlar kendimize yapmadık mı? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve şehirlerimizin şeklini siluetini değiştiren, artık onlar olmadan bir kent bile düşünemediğimiz yerden kaç yüz metre yüksek binalarımız var. Şeytanın avukatlığını yapmak gibi olacak belki, asla olmasını ve tanık olmayı da dilemem ama o koca binalarda bir felaket yaşanması ihtimalini şimdiden düşünmek beni korkutuyor. Yok diyelim hiç bir olumsuzluk yaşanmadı, 40-50-100 yıl ayakta kaldılar. Sonra ne olacak? Eskiyip köhnediğinde veya o günün ihtiyaçlarına, beğenisine uymadığında ne olacak? Kartondan yapılmadılar ki. İnsan eliyle yapılmış bir şeylerin veya eylemlerin yine insanlara acılar yaşattığına tanık olacağız muhtemelen. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çok mu kötümserim? Size iyi bir haber vereyim o zaman. Bu olumsuzluklar, acılar eziyetler size ve bize olmaz dostlarım, hep başkalarına olur. Yanlış ve kötü bir şey gördüğünüzde ne insanları uyarın ne de düzeltmeye uğraşın. Annemin dediği gibi ‘’Koy verin gitsin. Yaşadığımız kadar mı yaşayacağız? “</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 14:40:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hangi yöne ?         </title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/hangi-yone-111</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/hangi-yone-111</guid>
                <description><![CDATA[Hangi yöne ?         ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan büyüdükçe akıl ediyor, iyiyi kötüyü anlıyor ya, doğruyu yanlışı biliyor ya, doğru davranmaya, iyi olmaya çalışıyor normalde. Çevresine duyarlı bir insan çevresine de uyum sağlıyor böylece, yoksa bir uyumsuzluk olacaktır. Hatalı veya kabahatli duruma hatta bile bile yanlış yaparsa suçlu duruma düşecektir. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Büyüyüp yaşamda tecrübe kazandıkça daha az yaşamışa daha az bilene ya da genel geçer doğruların dışında davranana uyarıda bulunmaya başlıyor. Toplum düzeni bir yerde bu uyarılarla sağlanıyor. Toplum normları yazılı olmayan kurallar, adetler görgü kuralları gibi şeyler oluşuyor. Toplumun kültürü ortaya çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Basit örnek belki; yolda önünüzde yürüyen bir küçük çocuğun elindeki bir gıda ambalajını umarsızca savurup attığını gördüğünüzde o küçüğü uyarırsınız. Mazsınız, uyarmazsınız, uyaramasınız. Uyarmaya kalkarsanız belki de siz suçlu gibi bir duruma da düşebilirsiniz. “Benim çoçuğumu eğitmek sana mı kaldı?” diye bir soru cümlesi duyabilirsiniz.&nbsp;</p>

<p>İki gün önce tuhaf bir şeye şahit oldum. Küçük bir çocuk eline bir çekiç almış, sokakta yol kenarındaki bir ağacın gövdesini çekiçle dövüyor. Önce ağacın kabukları döküldü sonra ağacın gövdesinde bir çukur açılmaya başladı. Çocuk çok eğleniyor. Dayanamadım ve çocuğun yanına gidip uyardım.</p>

<p>Yaşadığımız toplumda bir duyarsızlık bir umursamazlık veya bir ilgisizlik mi desem, çekinmek mi desem sebebini tam olarak bilemediğim çözemediğim yanlışı durdurmaktan geri durmak hali var. Göz göre göre kabahatler işleniyor ama hiç kimse müdahale etmiyor. Çok değil yirmi kadar yıl önce belki 2000’lerden önce diyelim bu toplumda daha samimi daha içten bir tavırla gördüğü yanlışı düzeltmek çabası vardı. Benim gözlemim bu yönde.</p>

<p>Mahalle ve aynı binada oturan insanlarda daha fazla komşuluk ilişkileri vardı ve bu, insanları bugün olduğundan çok daha fazla yanlış olumsuz ve suça yönelik davranışlardan geri tutuyordu.&nbsp;</p>

<p>Kameralı cep telefonlarının ve sosyal medya ile duyguları, anları ve amatörce yapılmış içerikleri sadece çevreye değil dünyalara yaymak mümkün oldukça ve 90’lı yıllardan itibaren kişisel özgürleşmenin, “ben yapamadım yaşayamadım evladım yapsın yaşasın” tarzı düşüncenin yaygınlaşmasıyla aile kavramının aşınmaya başlaması da bu güzel toplumun geleneksel değerlerinin dikkate alınmaz olması sonucunu doğurdu.&nbsp;</p>

<p>Bu fikri savunmaktan ifade etmekten çok üzgünüm ama gittikçe mevcut kanunların daha az uygulandığını, suçun ve suçlunun cezasız kaldığını, insanların vicdanlarını kanatan çok ağır suçların yeterince cezalandırılmadığını, ceza verilip sonra iptal edildiğini hatta kimi para cezalarının sonradan kişilere iade edildiğini gören toplumda adalet duygusu da aşınıyor. Buna yanıbaşımızda operasyon vs adı altında sivilleri göz göre göre katledip, güzelim şehirleri dümdüz edip hiç bir şey olmamış gibi yoluna hayatına devam edenleri gören toplumlar ve kişilerde oluşan hayal kırıklıklarıyla umutsuzluk iklimini de ekleyin. Bu dünyayı ben mi düzelteceğim (düzeltemem) düşüncesiyle iyice duyarsız hale geliyoruz. Acı ama gerçek.&nbsp;</p>

<p>Peki ne olacak bu ülkenin dünyanın ve gelecek nesillerin hali? Bilemem ama umarım birileri ya da bir düşünce akımı ortaya çıkar ve bu kötü gidişi geriye çevirir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 20:48:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emeklilik zamanı...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/emeklilik-zamani-110</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/emeklilik-zamani-110</guid>
                <description><![CDATA[Emeklilik zamanı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Dünya Sağlık Örgütü giderek artan yaşlı nüfusu için Sağlıklı yaşlanma programları oluşturmuş.</span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Amaç aktif ve nitelikli bir yaşlılık döneminin geçirilmesini sağlamak ve yaşlılık yükünün azaltılması.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Yaşlılık katlanılması zor, zor olduğu kadar kaçınılmaz bir dönem. Sağlıklı bir yaşlılık dönemi dilemek; ekonomik olarak kimseye muhtaç olmadan yaşamayı dilemek anlamında artık. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Bedenen güçsüz olmanın yanında bir de zor geçinmek korkusu genç insanı bile etkiliyor.&nbsp; Çalışmaya başlarken emekli olunca…. diye düşünmeye de başlıyoruz…. Emekli olmak büyük korku ve yaşlanmanın önüne geçti artık.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Oysa &nbsp;yaşlılık; dinlenme zamanı, zürriyetinin gelişimini izleme tadını çıkarma zamanı. Dingin hırslardan arınmış, gelecek kaygısının azaldığı, neyin kendisi için iyi neyin zararlı olduğunu anladığı, en önemlisi de tevekkülle kabul edildiği bir dönem. Günlük karmaşadan uzaklaşıp ayaklarını uzatarak kitap okuma zamanı, film izleme zamanı, gençlikte fırsat bulamadığı hobilere yönelme zamanı. Torunları sevme zamanı. Olayları&nbsp; hoş görüyle karşılama zamanı. Senelerce verilen emeklerin alınma zamanı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Emeklilerimizin halini gördükçe, yakarışlarını duydukça, ürperiyoruz, ayaklarının altında ki yer sarsılmış gibi&nbsp; duruyorlar.&nbsp; Güçsüz ve çaresiz emeklilerimiz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Evet tüm canlılar yaşlanıyor değişmeyen tek bilgi; yaşlanıp bir gün bu dünyayı terk edeceğimiz. Yaşlı dünyamızın yaşlanan çocuklarıyız. Her bahar yenilenen, çiçeklenen ruhumuza.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Her maaş zamları döneminde Ramayana Türküsü filmi gelir aklıma.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Film Japonya da dağların arasında kıtlığın yoksulluğun zor doğa şartlarının etkin olduğu bir köydeki yaşamı anlatır. Yoksulluğa çok çalışmak çare olmaz, çare&nbsp; evden bir boğazın eksilmesidir. Kıt olan yiyecekler genç ve işe yarar biri tarafından tüketilmelidir. Bunun içinde 70 yaşına gelenler Ramayana dağına götürülüp bırakılır daha doğrusu ölüme terk edilir. Acı ve hüzün dolu bir filmdir aslında.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:16.0pt">Korkutur beni bu film bir gün emekliler için biz de bir dağ arar mıyız diye.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 20:45:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değişim…</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/degisim-109</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/degisim-109</guid>
                <description><![CDATA[Değişim…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tarih 26 Ocak 2024 Cuma. Neden belirttik derseniz, söyleyeceklerimizin not düşüldüğü tarih belli olsun. Adayların belirlenmesi &nbsp;‘’Yılan Hikayesi’’ne dönüşen CHP’de yaşananlara dair fikrimizin bu gece yapılabilecek açıklamadan bağımsız olduğunun bir kanıtı görülsün. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kongrede ‘’Değişim’’ diyerek gelen yeni yönetimin aslında isimlerin değişmesinden başka CHP’nin kronik hastalıklarından hiç birini bırakın tedavi etmeyi, ilaç bile olamadığının en net tezahürü bu aslında. Maksat; ‘’Madem artık biz varız, o zaman bizimkiler gelsin.’’</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hani nerede partiye bağlılık, hani nerede parti disiplini, hani nerede liyakat, hani nerede başarı? ‘’Ya bunların ne önemi var, boş ver sen bunları. Sen adam bizden mi yoksa eskilerden mi onu söyle’’ anlayışının tam karşılığı bu yaşananlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Göreceksiniz; şu anda mevcut Büyükşehir dahil 25 başkanın yüzde 90’ı değişecek. Başarılı olup olmadıklarına bakılmaksızın. Şu anda geçerli olan tek kriter ‘’Bizden mi?’’ . Değilse ‘’Alın kellesini, koyun bizden birisini’’. Sanki kellesi alınanlar AK Partili.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hani Fransız Devrimi’nin önemli simalarından Danton’a affedilen bir söz var. Arkadaşlarıyla düştüğü fikir ayrılığından sonra yargılanıp, idam edilen Danton; "İhtilal Satürn gibidir, kendi evlatlarını yer." diyerek özetlemiş bu yaman çelişkiyi tam 244 yıl önce.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşte; her ne kadar devrim olmasa da CHP tarihinde bir dönüm noktası sayılabilecek bir kongrenin ardından ‘’Değişim’’ diyenler, bugüne kadar aynı idealler uğruna kol kala, omuz omuza yürüdükleri insanlara ‘’Danton’’ muamelesi yapıyorlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İzmir hazır asker, kremalı pasta ya, seçimde çantada keklik, hadi biraz da biz gölgelenelim. Geçmişteki hesaplaşmalar, bugünkü bölüşmeler, yarın ki hedefler hepsi bir arada gelin defteri dürelim. Partiymiş, idealmiş kimin umurunda. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yani İzmir’e de, İzmirli’ye de reva görünen bu. Bir zamanlar siyasetin piri rahmetli Demirel, ‘’Saksı koysam seçilir’’ diyerek işi özetlemişti. İşte CHP’nin de İzmir’e bakış açısı bu. İzmir nasıl olsa kale, İzmirli’nin müzmin muhalefeti de malum, gerisi boş. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu arada olası adaylara bir sözümüz yok. Tabii ki onlarda o koltukları en az mevcutlar kadar hak ediyorlardır, hatta daha liyakatlı olanlarda vardır. Bizim eleştirimiz yönteme, bizim eleştirimiz havada kalan ‘’Değişimin’’ altını doldurmak için günahsızların kurban edilmesine.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derseniz ki ‘’sana ne?’’ işte orada bizimde işimiz bu naçizane. Yoksa ne kalan, ne giden babamızın oğlu değil bu da böyle biline. Bizi bilende bilir; ‘’Doğruya doğru, eğriye eğri’’ deriz. Zaten bu yüzden sizlere ‘’10. Köyden’’ bildirmekteyiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Liyakatın; ‘Değişim’e kurban edilmediği&nbsp; günlerde görüşmek dileğiyle…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 20:44:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Liyakat...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/liyakat-108</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/liyakat-108</guid>
                <description><![CDATA[Liyakat...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İzmir; kadim kent. Bilinen tarihte 8500 yılı aşan geçmişiyle bu topraklarda hüküm sürmüş. Yüzyıllarca ticaretin merkezi olmasının da verdiği destekle çağdaşlığa, çok sesliliğe, özgürlüğe ev sahipliği yapmış. Anadolu’nun Batı’ya açılan penceresi, yüzü olmuş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu özellikler her dönem ona farklılık kazandırsa da iş siyasete gelince ‘’Kaybedenler Kulübü’’ nün başkentliliğini yapmış. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde hemen hemen ilk 20 yıl haricinde genel anlamda iktidarlarla yıldızı pek barışmamış, hep aykırı kalmış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Soyut anlamda bu özellik ondaki özgürlük ve çağdaşlık özelliklerini pekiştirirken, somut anlamda hiçbir dönemde ülkeye kazandırdıklarının, verdiklerinin karşılığını alamamış. Bölgesinin lider kenti olmayı sürdürse de her geçen gün kan kaybetmeye de devam etmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir zamanlar kıyaslandığında ona göre köy-kasaba şablonuna uyan iller iktidarların desteğiyle beş, on kat büyüyüp modernleşip gelişirken, İzmir onların çok gerisinde kalmış. Özellikle 21 yıllık AK Parti iktidarı döneminde bu makas belirgin şekilde daha da açılmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İktidarın bakış açısıyla bir türlü barışmayan İzmirliler’in sığındığı liman olan CHP bu süreçten en karlı çıkan taraf olurken, aynı karlılık kente yansımamış. Yerelde hüküm süren CHP’li başkanların çoğu günü kurtardığından modernleşme ve gelişme hızı kaplumbağalaşmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merkezi iktidarın üvey evlat muamelesine CHP’nin ‘’Küçük olsun, benim olsun’’ anlayışı eklenince hem ekonomik hem kentsel anlamda kaybeden İzmir’in, ülkenin 3’ncü büyük kenti olma özelliğini sadece aldığı göçle her yıl artan nüfusu korumuş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Önümüzde 31 Mart’ta yine yerel seçim var. İktidar her zamanki gibi İzmir’i CHP’nin elinden alma hesapları yapıyor. Büyükşehir, olmadı daha çok ilçede kazanmak istiyor. Yakın zamanda genel başkan değişikliği yaşayan CHP’de ise kelimenin tam anlamıyla bir hesaplaşma var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İmamoğlu’nun maddi manevi desteğiyle koltuğa oturan Özgür Özel, kongrede Kılıçdaroğlu’nu destekleyen İzmir’i, dolayısıyla Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer’i ve neredeyse tamamına yakın ilçe belediye başkanlarını cezalandırmak, kendi adamlarına yer açmak istiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Madalyanın diğer yüzünde yerel seçim sonrası oluşacak güç kavgasında da elini sağlama almaya çalışıyor. Pandemi ve depremle&nbsp; (Tüm başkanlar için geçerli) sınanan 5 yıllık sürede geçer not alacak performans gösteren Soyer’i değiştirmek için kırk takla atıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tüm bunları yaparken her nedense İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir için geçerli olmayan anket, mülakat, ön seçim gibi yöntemleri sahaya sürüp bir yandan zaman kazanırken, diğer yandan kafasındaki, gönlündeki değişime kılıf hazırlıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yanılmıyorsak bu süreç Şubat’a kadar sürer belki arada gaz almak için birkaç ilçe açıklanır. Bu gidişatı değiştirebilecek tek şey İzmirliler’in seslerini yükseltmeleri ve bu kentin CHP’nin oyun alanı olmadığını, yanlış ya da ithal adaylar durumunda cezayı keseceğini hatırlatması. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yoksa iktidarlarla barışamama nedeniyle sürekli kan kaybetmeye devam eden İzmir, yerelde de bedel ödeyecek, bir 5 yıllık süreyi daha günü kurtararak geçirecek. Başarısız olanlar tabi ki liyakatli adaylarla değişsin ama kimse hesaplaşma ve adamcılığa kurban edilmesin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mutlu yıllar, 2024’te sağlık, huzur ve şans bizlerle olsun…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 19:22:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni bir ben…</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yeni-bir-ben-107</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yeni-bir-ben-107</guid>
                <description><![CDATA[Yeni bir ben…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yeni yıla az kala yeni umutlar, yeni hedefler ve yeni bir “ben” konulu yazı yazılıp okunmayacak da ne yazılıp okunacak ki? Hani şu yeni yıl öncesi tüm bir yılın muhasebesini yapıp gelecek planları yapılacağı konusundaki bilindik yazı. Bu yılbaşında da ‘’Spora başlayalım, şekerli ve hamur işi yemeyi keselim’’ gibi hedefler koyalım. Yeni tur yeni şans, daha önce başaramadığımız ne varsa bu yıl başaracağız türünden güzel niyetler ve umutlar besleyelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Umut demişken Ukrayna gibi güzel bir ülke vardı bir zamanlar ya ne oldu ona? Ve bizim din kardeşlerimiz olmaları yanı sıra çocuk kadın yaşlı demeden sivil halkı kırılıp açlığa ve hastaneleri işlemez hale getirilip bu yolla ayrıca ölüme mahkum edilen 2.5 milyon insanın yaşadığı bizce Filistin kimilerince kendilerine vadedilmiş topraklar vardı. Orası ne oldu sahi? İnsan bu insanlık halini görüp de nasıl umutlardan güzel yarınlardan bahsedebilir? Hayat bu mudur? Her an bir çılgın çıkıp tepemize bomba yağdırabilir mi? Neden olmasın? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ya da neden olsun ki? Şu güzelim dünyada gül gibi geçinip gitsek ve var olan doğal zenginlikleri her bir insan evladının yararına refah ve mutluluğuna kullansak? Huzur ve güven içinde yaşamak ne büyük nimet ve ne büyük mutluluk değil mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yeni yıla girerken sahip olduğumuz değerlerin zenginliklerin toplum olarak bir bütün olarak bir arada huzur içinde yaşamanın değerini bilelim. Başta ailemiz ve yakınımızdaki insanlar sonra karşılaştığımız temas ettiğimiz herkese eskisinden daha çok hoşgörüyle davranalım mümkünse. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bakımız ben de yine umutlardan, hayallerden, hedeflerden dem vurmaya başladım safça. Naifçe diyelim en azından. Böylesi daha iyi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir kaç ay sonra yerel yönetimler seçimleri yapılacak. Kentlerimizi çok daha iyi yönetecek kişileri ve kadroları seçeceğiz belki de. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kentlerimizde trafik düzeni değişecek ve işe veya başka herhangi bir yere gidip gelirken sinir harbi yaşamayacağız ya da. Yine safça bir düşünceye mi kapıldım yoksa gerçekten de bu 2024 yılının insanları olarak gündelik hayatı bir işkence olmaktan çıkarabilir miyiz? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Para ya da güç (ikisi de aynı şey) hırsıyla hareket etmek yerine halka hizmet Hakk’a hizmet mantığıyla hareket edebilsek keşke. Herkes böyle düşünüp ulvi bir amaç edinmeyebilir bunu kabul ediyorum. Fakat buna yakın bir değer her insanın aklında ve yüreğinde yer bulabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tüm dünya toplumu olarak her şeyi daha doğru ve güzel yaptığımız iyiye ve güzele doğru gittiğimiz günler olması dileğiyle.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 19:19:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Merhaba yeni yıl.</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/merhaba-yeni-yil-106</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/merhaba-yeni-yil-106</guid>
                <description><![CDATA[Merhaba yeni yıl.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Merhaba yeni yıl, merhaba yeni umutlar, merhaba yeni dilekler, merhaba…..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bütün dünyanın aynı gün ya da gecede aynı amaçta birleşiyor olması ne güzel, bir durum değil mi? Ne büyük bir sinerji yaratıyoruz. Tüm dünya iyi dileklerin etrafında birleşiyor, kimi kendisi ve ailesi için kimi tüm dünya için.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Sağlık, mutluluk, barış, savaşsız bir dünya diliyoruz. Bol para ve şans diliyoruz. Ortak bir amaçta, sene de bir gün bile olsa buluşmak, birçok amaç içinde buluşulabileceği,&nbsp; ortak amaçların çoğaltılabileceği umudunu veriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Tüm dünya,&nbsp; silahsızlanma, ekolojik&nbsp; sorunlar, savaşlara hayır demek ve benzerleri için bir gün farkındalık yaratsak, yediden yetmişe herkes tüm dünya katılsa. Ama yılbaşı dilekleri gibi yürekten inanç ve umutla olsa, her sene aynı gün yapılsa, kararlılık ve azim eklesek bir de…. ( Bu yılbaşı dileklerimin arasına bunu da almalıyım.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Başlangıcı ilk çağlara dayanan bu tür kutlamalar tabi ki her toplumun kendi coğrafi, dini, kültürel özelliklerini taşırdı. Ama toplumsal gelişmeler, kültürlerin birbirini etkilemesi ile ortak bir dil oluşturulmuş, aynı takvimin kabulü ile ortak tarih belirlenmiş ve bu günkü şeklini almış.&nbsp; Sene başlangıcının 1 Ocak olarak tanımlanmasıyla ile o günü kutlamaya yani ‘’yeniye merhaba, hoş geldin’’ demeye başlanmış. Amaç eskiyeni, eksik olanı, olumsuzluğu, talihsizliği geride bırakmak, yeni gelen yıldan medet ummak…. Yılbaşı kutlamaları sanırım böyle oluşmuş, çok da iyi olmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Noel ve yılbaşının farkı veya aynı oluşu inancı sürekli tartışma yaratan bir konu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Noel’in ve yılbaşının birbirine yakın tarihleri, bu konulardaki bilgi eksikliği; ön yargılar, hoşgörüsüzlükle sarmalanınca, yanlış anlamalara ve anlatımlara yol açıyor. İyi niyetli dilekleri unutup, kırıcı, incitici olabiliyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir dönemde, biraz zaman ayırıp araştırma yapsak; Noel’in Antik çağlarda 25 Aralık’ta kutlanan kış festivallerinden doğmuş bir pagan festivali olduğunu, dini bayram olarak Roma İmparatorluğu zamanında Hristiyan dininin kabulü amacıyla düzenlendiğini öğrenebileceğiz. Üstelik Noel, Hz İsa’nın doğum günü olarak kutlanmasına rağmen Hz İsa’nın doğum tarihinin doğruluğunun tartışmalı olduğunu da görebiliriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İslamiyet öncesi Asya Türkleri’nin yaz kış yapraklarını dökmeyen ve hayat ağacı olarak kabul edilen akçam ağacını süsledikleri biliniyor. Bu süslemeler renkli &nbsp;çaputların ağaca bağlanması,&nbsp; ağacın yakınında yakılan ateşin etrafında dans edilmesi, ağacın altına hediyeler konmasının yanı sıra, o gün&nbsp; şık elbiseler giyilerek akrabalarla özel yemekler yenilmesi, büyük ziyafetler verilmesi şeklinde oluyormuş. Nardugan Bayramı adı verilen bu bayramın içeriği sevgi, dostluk, iyi dilekler. Kutlamaların Türkler’den Sümerliler’e geçmiş olduğu, oradan da Avrupa’ya yayıldığı kabul gören bir görüş. Yılbaşı kutlamalarının biçimsel yapısı yani ağaçların süslenmesi hediyeler, ziyafetler, dilekler Nardugan Bayramı’nın günümüze yansımış şekliymiş. İşte bu, kültürlerin birbirini etkilemesinin güzel bir örneği…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Doğal bir gelişim olarak bu kutlamalarda zamana, yeni anlayışlara, moda heveslere, tüketim çılgınlığına yenilmiş durumda. Çaputlar yerlerini rengarenk yaldızlı süslemelere, ışıklara bırakmış. Doğada ki bir ağacı da süslemiyoruz artık. Yapay ağaçları evimize aldık. Yemekler de akrabalarla yenmiyor belki arkadaşlarla çalgılı çengili bir yerde kurtları dökmeye ya da TV karşısında oburca yemeye bırakmış yerini.. Bir dönem tam gece yarısında dansözlerin TV de boy göstermesi merakla beklenen, anlamını ve nedenini hiçbir zaman tam anlamadığım bir eğlenceydi.&nbsp; Gece tam 12 de bir yandan TV de tüm hünerlerini sergileyen dansöze bakıp, bir yandan birbirimize mutlu seneler diliyorduk. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Zamanın neden olduğu her tür değişikliğe karşın saat 12 de aynı heyecanda aynı dileklerde buluşmak, umutlarımızı barıştan, sağlıktan sevgiden yana kullanmak çok insani geliyor bana.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Bu yılbaşında da kendim ailem ve herkes için, dünya için, bolluk bereket sağlık ve şans, en önemlisi de savaşsız barış içinde bir dünya diliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Yeni yılımız kutlu olsun.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 19:10:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahramanımız</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kahramanimiz-105</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kahramanimiz-105</guid>
                <description><![CDATA[Kahramanımız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Babam kahramanlarla dolu masallar anlatırdı elektriklerin kesildiği gecelerde, karanlık duvarlara bakarak canlandırmaya çalışırdık büyük bir çabayla. Bir dudağı yerde bir dudağı gökte dev anaları derdi….. Sığdıramazdım hayali görüntüsünü küçük odaların beyaz duvarlarına. O yaşlarda tek kahramanım babamdı. Her şeyi bilen her şeyi yapabilecek güçte ve bizi sonsuz seven, fedakarlıklarının sınırı olmayan……</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Büyüyünce değişti mi?&nbsp; Hayır, asla değişmez pekişir, akılla birleşir ya da akıllanır bu duygular. Ana baba olmanın sorumluluğu ve erdemiyle cevap verir. Baba kahramanınız değişmez, bir gün sizi bırakıp ebediyete intikal eder ama değişmez, eksik kalırsınız ama kahramanınız sizinle yaşar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Gerçek kahramanların izdüşümleri olan kurgu kahramanlarla yol alırız uzunca bir süre… Okumaya başlayınca çeşitlenirler, çoğalırlar, birinden birine sürüklendiğiniz bile olur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Moda olduğu yıllarda, ben ‘’Zagor mu; Yoksa Teksas mı daha kahraman ve iyi ?’’ karar veremezdim. Neden bir seçim yapmalıyım bilmeden. Ama onlara inanırdım, vazgeçemezdim. İyi olanın kazanacağına olan inancımız gibi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Her yaşın ayrı kahramanı var.. Onlar bizler gibi yaş almıyorlar, bizse onlarsız büyüyemiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Türk masallarındaki Nasrettin Hoca ,Keloğlan, Ali Baba ve Haramileri, Köroğlu, Bayındır Han, Deli Dumrul….. liste çok uzun ve çok çeşitli. İçinde kayboluyor insan, büyük bir keyifle okudukça okuyası geliyor, maceradan maceraya sürükleniyoruz beraberce. Yıllar geçtikçe anlıyoruz ki bu kurgu kahramanlar yaşadığınız toprakların suyuyla havasıyla insanıyla kökleniyor yeşerip dal budak salıyor. Hoşgörüyü, yardımseverliği, sağduyuyu, pratik zekayı, hakkaniyetli oluşunu, vatanı için canını vermeye hazır oluşunu yaşamış atalarından, gerçek kahramanlardan alıyorlar. Hepsinde Anadolu’muzun rüzgarının, yağmurunun, yalçın kayalıklarının, hırçın denizlerinin, derin vadilerinin karakterlerine sinmiş özellikleri var, tıpkı gerçek kahramanlarımız gibi. Çünkü onları biz yaratıyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Roman ya da destan kahramanlarının kahramanlıkları kabul edilebilir mantıktadır yani mantığa uygundur. Oysa bizim yaşamış kahramanlarımızın kahramanlık öyküleri şaşırtır bizi, çocuğunun üstündeki örtüyü taşıdığı mermilerin üzerine kar kış demeden seren Şerife Bacı inanılmaz gelir, hayretimizi zorlar mesela…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Fedakarlıkta sınır tanımayan, kendinden, ailesinden bile vazgeçmiş kahramanlarımızın iradesi kararlılığı ve enerjisiyle, etkilenir güç buluruz. Tarihte yer almış tüm kahramanlarımız bize köklerimizin gücünü hatırlatır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">100. Yılını kutladığımız Cumhuriyet Bayramı’mızda bir kez daha Kurtuluş Savaşı’nın önemini bu savaşın kahramanlarını andık anmaya da devam ediyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Ulusal kahramanlarımız yüzlerce hatta binlerce. Biz bunların tek vücutta toplanmış ismi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘e şükranlarımızı bildiriyor ve bizim ebedi kahramanımızsın, ebediyete kadar diyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Atam seni saygı sevgi ve özlemle anıyoruz… </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Nov 2023 08:28:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hüzün Mevsimi...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/huzun-mevsimi-104</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/huzun-mevsimi-104</guid>
                <description><![CDATA[Hüzün Mevsimi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kuzey yarım küre ve bu diyarda kasım ayı sonbahar ayıdır. Hazan mevsimi derler ya hüzün mevsimidir. Sararan yapraklar bir bir ve bazen beşer onar düşer. Daha bir kaç gün önce şimdi nerede olduğunu hatırlayamıyorum ama peş peşe yapraklar düştüğüne şahit oldum da ‘’bu tam sonbahar’’ dedim kendi kendime. Çok romantik bir görüntüydü doğrusu. Halbuki hava tam yaz sıcağı bugünlerde. Ne yağmur yağıyor doğru düzün ne soğuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Melankoli ve biraz da depresyon yapıyormuş sonbahar. Öyle diyor insan duygularını gözlemleyen, inceleyen bilimin insanları. Ve hep kaybettiklerini hatırlıyor insan bu günlerde. Ölümlüyüz belirli bir ömürle sınırlıyız tabii ki. Biliyor ve kabulleniyoruz bu gerçeği de hüzün ve özlem duyuyoruz hatırlayınca. Aslında sevgimizin işareti bu. O burukluk, hatta nemli gözler sevginin işareti. “Ayrılık da sevgiye dair” dediği gibi şairin, özlemek de sevginin içinde ve o sevilene bağlılığın bir parçası hala. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve bugünlerde bize çok da uzak olmayan bir diyarda nice canlar nice hayatlar, umutlar yok oluyor, kayboluyor gözlerimizin önünde. O giden canların da sevenleri, özleyenleri, hatırladıkça gözyaşı dökenleri var ve olacak elbette. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Can aziz, can kutsal. O canı var eden Yüceler Yücesi bir ömür takdir ediyor fakat insanlar kim oluyor? Hangi hakla ve cüretle cana kıyabiliyor? Sebebi amacı o bu veya şu olsun. Para pul, güç veya devlet millet yararına olsun. Nasıl kıyılır bir cana? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şu dünyada Habil ve Kabil’den bu yana ki onlar kardeştiler, ölenler ve öldürenler var bunu biliyoruz. Belki çocukça bir saflık olacak ama asla bir cana kıyılmayan bir dünya diliyorum ben. Hiç bir sebebi mazereti kabul edemiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dünyamızın hem coğrafyasının hem kaynaklarının hem de insanoğlunun üretim gücünün herkese yeteceğini düşünüyorum. Hırsla, açgözlülükle, vahşi içgüdülerle hareket edilmeyecek huzurlu bir dünya ve yaşam düzeni olabilir diyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gerçekleşmesi imkansız bir hayal belki bu ama hedef bu olmalı. Her can güzel uzun ve huzurlu bir ömür sürüp huzur içinde bu dünyayı terk edebilmeli.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hüzün mevsiminin sizler ve herkes için huzur mevsimi olmasını diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Nov 2023 17:22:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hançer</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/hancer-103</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/hancer-103</guid>
                <description><![CDATA[Hançer]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">CHP’de kongre bitince ‘ Ortalık toz duman biraz dağılsın neler olduğunu’ yazalım demiştik. Ancak çiçeği burnunda Genel Başkan memleketi Manisa’ya gelmek için İzmir’e uçunca tabii ki hareket devam etti. Havaalanındaki ‘Kral öldü, yaşasın yeni kral’ görüntüleri durumu net anlattı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İzmir özeline gelmeden kongreyi değerlendirirsek, Kılıçdaroğlu &nbsp;için CB adaylığını açıkladığı gün başlayan kaybediş geçtiğimiz hafta sonu o salonda son buldu ve ‘Piro’ bir ilki daha başararak 12 yenilgisine, bir de Kurultay yenilgisi ekleyerek siyasi hayatını noktaladı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve Ekrem İmamoğlu destekli Özgür Özel yeni Genel Başkan seçildi. Ya da diğer bir deyişle koltuğa Özgür Özel otursa da gölge genel başkan İmamoğlu oldu. CHP’deki parçalı yapı daha da parçalı bir hal alırken üstüne üstlük çift başlı bir hale dönüştü. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2028 de Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen,&nbsp; o güne kadar da yol kazası yaşamadan, elindeki büyük gücü de bırakmadan yürümeye çalışan İmamoğlu bu sonuçta en büyük kazanan. Özel ise onun izin verdiği ölçüde Genel Başkanlık yapacak zat-ı muhterem. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ha tabii ki Özel’i delegeler seçti.&nbsp; Ama ilk turda da oylarını Özel’e verenler değil. Rüzgarın yön değiştirdiğini görüp ikinci turda o rüzgarla yelkenleri şişiren delegeler. Diğer bir deyişle ‘’yola çıktığını, yolda bulduğuna’’ bir nedenle tercih eden delegelerce koltuğa oturtuldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu çok parçalı, çok başlı bir o kadarda kaygan yapıda Özel ne kadar başarılı olacak. Partide ne kadar ‘değişim’ sağlayacak. Bu vatandaşa ne kadar yansıyıp, sandıkta CHP’nin oylarını arttırabilecek yaşarsak göreceğiz.&nbsp; Bunun içinde ilk sınav 2024 Mart’ında.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O süreci izleyeceğiz, biz şimdi İzmir’de kopacak depreme gelelim. Malumunuz İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer olmak üzere CHP’li belediye başkanları&nbsp;açıkça Özel’i destekleyen Karşıyaka, Güzelbahçe,Gaziemir ve Selçuk hariç Kılıçdaroğlu tarafındaydılar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eğer ikinci turda taraf değiştiren 172 delege içinde İzmirliler yoksa ya da varsa da bu Soyer ve Özel arasındaki bir uzlaşıyla olmamışsa yandı gülüm keten helva. Siz bakmayın havaalanındaki samimi görünen pozlara. Daha kılıçlar çekilmedi ki. Önce zafer kutlamaları bir bitsin. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Örneğin Özel’in Halk TV’de söylediği ‘’Adana, Mersin ve İzmir Çiğli’den gelen ekip değişikti, tezahüratları bile bizimki gibi değildi’’ sözleri gibi açıktan veya çeşitli kanallardan kamuoyundan uzak mesajlar muhataplarına ulaşsın, o zaman kelleler uçmaya başlayacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şu anda görünen tablo çok iç açıcı değil. Soyer başta olmak üzere çoğu başkan 2024 adaylığı için topun ağzında. Yine de siyaset uzlaşı (Pazarlık) sanatıdır ve siyasette bir gün çok uzun bir zamandır. Bundan dolayı kesin kaybedenleri görmek için biraz daha beklememiz lazım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kazananlar ise belli. Özel’i desteklemelerinin farklı nedenleri de olsa belediye başkanlarından Cemil Tugay,&nbsp; Mustafa İnce, Halil Arda ve Filiz Ceritoğlu Sengel&nbsp; ile PM’ye en yüksek 5’nci oyu alarak seçilen milletvekili Deniz Yücel. Yeni dönemin de aktörleri olacak gibiler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Siz, Özel’in yine dün&nbsp;Manisa’da ‘İzmir il başkanıyla, Manisa il başkanı arasında fark yok’’ dediğine bakmayın, siyasette hesap görmezsen, hesap görülen olursun.&nbsp; Uzlaşı da elini daha güçlendirinceye kadar zaman kazanmak için yapılır, anlaşmalar Katolik Nikahı değildir.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Seçimden bu yana siyasette ki durgunluk en azından CHP’deki değişimle biraz hareketlendi. Bu cenahta birkaç ay aksiyon yaşayacağız. Ha CHP açısından ne değişecek derseniz. Merkez sağa doğru olan kayış hızlanacak. Erdoğan sonrasının senaryosuna hazırlanacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yani belki CHP seçmeni için Özel’in gelmesi bir nebze olsun umut vermiştir. Ancak hem liderlik vasıfları bu konuda hep eleştirilen Kılıçdaroğlu’na benzeyen, hem boynunda İmamoğlu prangasını taşıyacak olan Özel, bana aynı heyecanı vermedi.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İzleyip, göreceğiz…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Nov 2023 17:42:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlelebet Cumhuriyet...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ilelebet-cumhuriyet-102</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ilelebet-cumhuriyet-102</guid>
                <description><![CDATA[İlelebet Cumhuriyet...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evet; Bypass’tan sonraki altı haftalık nekahat dönemini de kazasız belasız atlattık. Kontrollerde iyi çıkınca keyfimiz yerine geldi. Her ne kadar bir süre daha hoplayıp, zıplayamayacak olsam da gidişat iyi. Eh o zaman sahalara dönmenin de zamanı gelmiş oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Daha önceki yazılarımızda söz verdiğimiz gibi bir süre yerel seçimle meşgul olacağız. İzmir’i mercek altına alırken, tabii ki Ege başta olmak üzere sonuçları itibariyle birçok taşı yerinden oynatabilecek İstanbul ve Ankara’yı da es geçmeyeceğiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türkiye genelinde AK Parti iktidarının bir türlü elde edememesinden dolayı her seçimde özel bir yeri olan İzmir’de bu kez bazı ilçelerin el değiştirme olasılıklarını daha yakından inceleyeceğiz. Nedenlerini, kalan sürede yapılması gerekenleri tek tek sıralayacağız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öncelikle İZSİAD’ın bir gazeteci aracılığıyla duyurduğu meşhur Ankara ziyaretiyle başlayalım. Bir dönem danışmanlığını da yaptığım için aktörleri de yakından tanırım. Sevgili Başkan Hasan Küçükkurt’un bu konulardaki samimiyetine de inanırım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nabız yoklama belki tam istenilen, beklenilen şekilde sonuçlanmasa da dışarı yansıyan ve görüşmenin ardından gelen günlerdeki gelişmeler şu son seçimlerde kaderimizi belirleyen oy oranı gibi CHP’nin İzmir adayının yüzde 50+1 Tunç Soyer olacağı yönünde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ya da Soyer’in kaderi Kılıçdaroğlu’nun kongreden zaferle çıkmasına bağlı da diyebiliriz. Şu anda 56&nbsp;kongre delegesinden 45’ten fazlasının Soyer-Aslanoğlu yörüngesinde ve Kılıçdaroğlu’ndan yana oy kullanacağını varsayarsak Soyer’in de elinin güçlü olduğunu görebiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Burada ki en büyük handikap olarak Soyer’in, Seferihisar döneminde elde ettiği ve ilk adaylık sürecinde de büyük faydasını gördüğü sempatinin geçen sürede kaybolmuş olması, ardından da tabii ki İYİ Parti ile diğer muhalefet partilerinin aday çıkarmaları geliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Soyer’e karşı belki şu anda partiden çok büyük itiraz gelmiyor. Merkezde Rıfat Nalbantoğlu ve yerelde Şenol Aslanoğlu’nun gayretleriyle de artık örgüte de hakim görünüyor. Fakat oturduğu koltuğun gücünü isteyenlerde boş durmuyor, dört bir koldan saldırıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Senin fikrin ne derseniz Kılıçdaroğlu, büyük olasılıkla galip çıkacağı kongrenin ardından Soyer’le bir dönem daha devam edecektir. Ancak ilçelerde ipleri Soyer ve ekibine çok bırakmayacaktır. Parti içi dengeleri koruyarak ilçelerde daha çok inisiyatif kullanacaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merkez ilçeleri daha sonraya bırakırsak, çevre ilçelerle ilgili görüşlerimizi söyleyelim. Aliağa’da mevcut başkan Serkan Acar MHP adayı olarak kalır gibi görünüyor ancak bu kez CHP aday seçiminde hatalı davranmazsa işi zor görünüyor, CHP adayına göre koltuk el değiştirebilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bayındır’da AK Partili Uğur Demirezen bir dönem daha aday olacak gibi duruyor. Fakat Aliağa gibi onun da yeniden seçilmesi CHP adayının kim olacağına bağlı. Ocak gibi hem isimleri hem de şanslarını değerlendiririz. Ancak sonucun bıçak sırtı olduğu ilçelerden biri.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bergama aynı Bayındır gibi CHP’nin elinden AK Partiye geçen ilçelerden, mevcut başkan AK Partili Hakan Koştu, 4.5 yılda soyadı gibi koştu, ilçeye bir çok şey kazandırdı. Ancak hem kendi partisinden, hem de CHP’den koltuk için hazırlanan çok, bu nedenle işi zor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Beydağ’da uzun yıllar CHP’de siyaset yapmanın mükafatını son seçimde aday olmak, ardından koltuğa oturmakla alan Feridun Yılmazlar, bir dönem daha aday olacak gibi. Çok sürpriz olmazsa hem CHP’den bir kez daha aday olur, hem seçimi kazanır diyebiliriz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dikili’de geçen dönem sürpriz sayılabilecek şekilde CHP’den aday olup koltuğa oturan Adil Kırgöz için sanki bu kez tehlike çanları çalıyor. Başkanlık süreci bir dönemle sona erecek gibi görünüyor. Hem parti içi yaşananlardan, hem dört yıldaki performansı buna işaret ediyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kınık’ta tecrübeli siyasetçi olan ve başkanlıkta üçüncü dönemle ustalık diplomasını almak isteyen Sadık Doğruer var. Doktor başkanın son dönem bile olsa 2024 Mart’ında AK Parti’nin adayı olacağını düşünüyoruz. Sağlığı izin verirse de seçiminde kazananı olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geldik Kiraz’a. İzmir’in kadın başkanlarından biri olan eski MHP’li yeni AK Partili Saliha Özçınar doğal aday. Babasının mirası, ailesinin genişliği, iki dönemdir başkanlığı onu güçlü kılıyor. Eğer, AK Parti’nin ‘’Mental yorgunluk’’ kontenjanına girmezse aday olur ve kazanır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ödemiş’te eğer Soyer farklı bir tercihle masaya oturmazsa Mehmet Eriş, son bir kez de olsa adaylığı göğüsler gibi. Son dönemde Büyükşehir destekli projeler ve yatırımlar seçimde CHP’nin elini güçlendirdi. Koltuğa oturmak için tek sorun adaylığı kapmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Selçuk’ta da kadın siyasetçilerin temsilcilerinden Filiz Ceritoğlu Sengel, CHP adayı olma yolunda şanslı. Başarılı bir 4.5 yıl geçirdi. Sadece Selçuk için değil, Türkiye’ye örnek olacak projeler gerçekleştirdi. Hem aday olur, hem aradaki oy farkını açar gibi görünüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İzmir’in en güzel ilçelerinden biri olan Tire’de ise işler karışık. 2019 seçimlerinden Millet İttifakı’nın adayı olarak koltuğa oturan İYİ Partili Salih Atakan Duran’ın bu kez işi kolay değil. Partisinin adayı olacak gibi görünüyor. Ancak seçim çantada keklik değil. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yazının son ilçesi ise Torbalı. 2019 seçiminde kazanan CHP’li İsmail Uygur’un geçtiğimiz yıl vefatının ardından Meclis’ten seçilen CHP'li Mithat Tekin, 2024 adaylığını istese de zor gibi. Torbalı; CHP’de adayın değişeceği ilçelerin arasında ilk sıralarda geliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">30 ilçeden 11’ini değerlendirdik. Dışardan içeriye merkeze doğru yolculuğa devam ederiz. Özellikle Çeşme,&nbsp; Foça, Menemen, &nbsp;Menderes ve Kemalpaşa ‘ya daha büyük bir mercek tutmak lazım. Hem adayların hem koltukların el değiştirme olasılığı yüksek ilçeler bunlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazılarınca unutturulmaya çalışılsa da asla unutulmayacak olan </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Oct 2023 12:37:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aslan, gelincik ve diğerleri</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/aslan-gelincik-ve-digerleri-101</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/aslan-gelincik-ve-digerleri-101</guid>
                <description><![CDATA[Aslan, gelincik ve diğerleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hikayemiz Afrika’nın geniş düzlüklerinde başlıyor. Bir Afrika yerlisi olan Mbongo kahvaltısını etmiş, kabilesine ait olan geniş araziye tepeden bakan bir noktada bir ağaca sırtını dayamış vahşi yaşamı izlemektedir. Kuşlar özgürce uçmakta, zebralar filler yayılıp otlamakta, antiloplar bir yandan bir yana koşturup oynamaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derken bir aslan sürüsü sahneye çıkar. Takım halinde organize bir halde hareket ederek adeta bir senfoni orkestrası düzeniyle avlanıp bir Afrika antilobunu önce yere dakikalar içinde de midelerine indirirler. Koca sürüde bir antilop kaybı nedir ki? Aksi halde aslanlar da açlığa mahkum olacaklar, yavrularını besleyemeyeceklerdir. Mbongo doğanın işleyişine hayran kalır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yer ülkemizin doğusunda bir dağ köyü. Sabah namazını kılıp kahvaltısını eden Mehmet, hayvanlarıyla ilgilenmek üzere ahır ve kümese doğru yönelir. Kümese yaklaşınca korkunç bir manzara görür. Yirmi kadar kümes hayvanından en az on-on iki tanesi parçalanmış etrafa saçılmıştır. Yılların hayat tecrübesiyle bu kötülüğü Mehmet’e ve hayvanlarına yapanın ancak bir gelincik olduğunu bildiğinden, gelinciğe bildiği bütün küfürleri yüksek sesle savurur. Neticede bu hayvanın doğası budur. Parçalayıp, kimisini boğup kimisinin kanını içip beslenip çekip gitmektedir. Mehmet o vahşi fakat bir o kadar da güzel hayvanı düşünür, parlak tüyleri, delici bakışları, keskin dişleri gözünün önüne gelir, her ne kadar kümesindeki hayvanlar telef olmuşsa da “Onu da Rabbim öyle yaratmış. O neylerse güzel eyler” der ve hayatına devam eder. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yer İtalya’nın başkenti. Georgia kahvaltısını etmiş, kahvesini keyifle yudumlarken televizyon ekranında dünyada olup bitenleri izlemektedir. Ekranda görülenler uzak çok uzak bir yerde toz duman içerisinde bir binanın yıkılışı, insan denen iki ayaklı memeli canlıların( insan mıydı yoksa başka bir tür müydü bunlar?) o yıkıntılar arasında kimisinin can çekişmesi, kimisinin yavrusunun parçalanmış bedenini kucağına alıp acı içerisinde haykırmasıdır. Tuhaf karmakarışık bir ortamdır görülenler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Georgia kahvesini bitirir, “Oraya gitmeliyim” der kendi kendine. “Oraya gitmeliyim ve bunu yapanları başaranları kutlamalıyım” der. Telefona uzanıp sekreterine uçağının ve o yolculukta kendisine eşlik edeceklerin derhal hazırlanmaları talimatını verir. Televizyon ekranına dönüp izlemeye devam eder. Bu iki ayaklı memeli türün kendi türüne yaptıkları Georgia’yı hiç şaşırtmamış aksine izledikleri gayet hoşuna gitmiştir. İnsan denen tür böyle vahşi kan dökücü bir şeydir işte. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsanoğlu aynı manzaraya, aynı nesneye veya olaya bakar fakat çok farklı düşünür çok farklı duygular yaşar. Bir canlıyı kimi sever, kimi korkar, kimi afiyetle yer. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimisi onur olarak gördüğü bir şey için canını feda eder, kimisinin hiç umurunda olmaz. Kimisi doğru kimisi ise aynı şeyi çok yanlış bulur, savaşılır ölünür, öldürülür. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Fakat insan denen varlık savaşmayı da ölmeyi ve öldürmeyi de onurla sadece zorunlulukta yapmalıdır. Aslanlar gibi gerçekten gerektiğinde ve insana yaraşır şekilde. Gelincik gibi boğup parçalayıp mundar edip atmak saçmak şeklinde yapmamalıdır. İnsan diğer tüm canlılardan farklı olarak düşünebilme muhakeme edebilme özelliklerini kullanmalı gerçekten insan olmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Oct 2023 12:33:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet Bayramı</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/cumhuriyet-bayrami-100</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/cumhuriyet-bayrami-100</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yaz bitti, rehavet ve tatil de bitti. Sonbaharın ilk günleri ilk soğuklar ilk yağmurlar biten tatili başlayan yeni çalışma dönemini hatırlattığı için karışık duygular yaratır bende. Biten yaza üzülürken, başlayan sezonun sevinci heyecanı sarar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düğün mevsimi de bitti,&nbsp; geç kalmış bir nikah törenindeydim dün. Eşini erken yitirmiş Hakim bir bayan arkadaşım küçük kızını evlendiriyordu. Gelinin ve annesinin zarif ve şık oluşlarının ötesinde kendilerine olan güvenleri, hayata karşı dik duruşları, varlıklarının bilincinde ve gururunda oluşları törenin tümüne yansımış her saniyesini sarmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tabi ki Hakim anne, öğretmen ve doktor olan iki kızı bütün bu güçlerini Cumhuriyet kadını olmaktan alıyor. Okumuş ve Hakim olmuş bir anne önce vatandaş, sonra kadın olarak Anayasal haklarının ve Medeni Kanun’un kendilerine sağladığı imkanların farkında, bunları gururla yaşadığı gibi, kendisinin ve kızlarının kanunlarla korunduğunun, güvencesinin de bilincinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ne mutlu Cumhuriyet’le yaşayan biz kadınlara.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Evet; bu az bir kazanım, az bir güvence değil, kanunların seni koruduğunu bilmek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düşünelim; 1924 de Tevhit-i Tedrisat Kanunu çıkmasaydı, eğitim laikleştirilmeseydi öğrenim görmek, meslek sahibi olmak bulutların ötesinde bir hayal olarak kalacaktı kadınlar için.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kurtuluş Savaşı’nda erkeklerle el ele omuz omuza, gücünün yettiğince savaşmış, özgürlük için mücadele etmiş Türk kadınına sen evine dön, geri çekil ,işin bitti, denilebilir mi? Kaldı ki eski Türk devletlerinde kadının yeri erkeğiyle hep yan yana iken.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Demokratikleşme ve modern Türkiye’nin yaratılması çabalarına kadınında katılması, önce kadınların eğitimine önem verilmesi, kadın erkek ayrımının yasalar önünde kalkması Cumhuriyet’le sağlanmış. Temel hak ve özgürlükler güvence altına alınırken hiçbir alanda kadın ihmal edilmemiş, erkeklerle eşit haklara sahip olmasına bilhassa dikkat edilmiş. Bu konuda Cumhuriyet’e ne kadar şükretsek azdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hakim anne kızını güvenle evlendiriyordu, biliyordu ki kızının üstüne kuma gelmesi, kızının ailede şiddete maruz kalması yasalar sayesinde mümkün değil. Kızı eş ve çocuklardan oluşan çekirdek ailenin tek annesi. Ayrıca çok iyi biliyordu ki, kızı evlenme boşanma, velayet, mal edinme konularında eşiyle eşit haklara sahip.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teşekkür edelim 4 Ekim 1926 da Türk Medeni Kanunu’nu hazırlayan ve kabul edenlere, binlerce teşekkür, evet binlerce.. Kendimiz için, annemiz için, kızlarımız ve tüm kadınlarımız için binlerce teşekkür… Evliliğin getirdiği tüm sorumluluk ve hakların eşler arasında eşit olarak paylaştırılması gerektiğini savunmak 1926 da eminin çok zordu. 2023 de bile zor, çok şükür kanunlar koruyor kadınları. Cumhuriyet’in getirdiği kanunlar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hakim anne rahat, kızı kocasının bir sözüyle sokakta bulmayacak kendini. ‘ Boş&nbsp; ol ‘&nbsp; sözünün&nbsp; tek taraflı keyfiyetinden korkmasına gerek yok artık. Çok yaşa Cumhuriyet…. Sen çok yaşa…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yazımıza Cumhuriyet’in kadınlara sağladığı eşitlik üzerinden başladık ama yasalarla bireyin devlet karşısında söz sahibi olması ve Cumhuriyet yönetiminin Anayasal haklarımızı, insan haklarımızı koruma altına alması en önemli özelliklerinden biri değil mi sizce de? Hukukun üstünlüğünü savunan bir yönetim olması, din, dil, ırk hatta cinsiyet ayrımları yapılmadan tüm hakların eşit olarak kullanılması Cumhuriyet sayesinde. Bir kez daha çok yaşa Cumhuriyet.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biz Türk Milleti damarlarımız da ki asil kandan gelen bir anlayışla biliyoruz ki, bize yakışan, bizim mevcudiyetimize, ruhumuza özgürlük tutkumuza yakışan tek rejim Cumhuriyet’tir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet’tir açıklaması yapılmış Erzurum Kongresi’nde. O kongrelerin heyecanını düşünüyorum, yapılacak ne çok iş aşılacak ne kadar çok müşkülat var. Ama kararlı olmak Cumhuriyet için savaşmak iradesinde hepsi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">‘Yeni Türkiye anayasasına göre Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yasama ve yürütme yetkisi milletin temsilcisi olan Meclis’te toplanmıştır.’ İşte bizi bu günlere taşıyan karar bu. Cumhuriyet’in kurucularına, bu kararı alanlara şükran borçluyuz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">29 Ekim 1923’te Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyet’tir denmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bizde sonsuza kadar CUMHURİYET kalacaktır diyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Oct 2023 12:25:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kader...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kader-99</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kader-99</guid>
                <description><![CDATA[Kader...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">33 yıllık meslek hayatımda öyle olaylar gördüm, tanık oldum, yaşadım ki insana ait hiçbir şey beni şaşırtmazken,&nbsp; her anın iyi-kötü olaylara gebe olduğunu da bilirdim. Ancak bilmediklerim, ya da en azından zincirleme olabileceğini tahmin etmediklerimde varmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşte geçtiğimiz Ağustos ayı benim için tam böyle bir zaman dilimi oldu. Süreç sevdiğim kadınla hayatlarımızı birleştirme kararı almamızla başladı. İmza atmak içinde sonbaharı bekliyorduk. Bu arada rutin kontroller için Kardiyoloji doktoruna bir randevu aldım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tahliller, EKG derken, iş eforlu teste, oradan da anjiyoya geldi. O ana kadar iki damarda tespit edilen tıkanıklığın stent takılarak hallolacağı düşüncesiyle girdiğim anjiyodan bypass kararıyla çıktım. Ve doğal olarak o an itibariyle planlar ve gelecekle ilgili beklentilerde değişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ameliyat, arkadan nekahet dönemi sonbahar planlarını alt-üst edince bizde evlilik tarihi öne aldık ve 26 Ağustos’ta sevgili doktorum Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nden Doç. Dr. Serkan Ertugay’ın da gönülsüz izniyle ‘’Evet’’ dedik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sıra ameliyata geldi. Ayın 28’inde demir yüklemesinin ardından Ertugay Hocamın teklifi LAD damarı girişinde yüzde 93’lük tıkanıklık olan kalbi daha fazla bekletmeden üç &nbsp;gün sonra bypassı yapmak oldu. Ama içimdeki belirsiz sıkıntıdan bir iki işi bahane ederek iki hafta süre istedim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ertugay Hoca haklı olarak ‘’Risk’’ faktörünü hatırlatsa da benim talebim üzerine ameliyatı 14 Eylül’e kaydırdı. Aslında tüm bu pazarlığın boşuna olduğu ise sadece 5 dakika sonra anlaşıldı. Memleketim olan Bursa’dan gelen bir telefon içimdeki sıkıntının nedenini aydınlattı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çok sevdiğim Devlet Tiyatrosu’ndan emekli ağabeyim Özcan Pala kalp krizi sonucu vefat etmişti. Hem de böyle bir rahatsızlığı olduğunu bilmeden, benim bypass sürecimi konuşurken onunda doktora görünmesi anlaşmamızın gereğini yapamadan hayatını kaybetmişti. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu satırları yazdığım 8 Eylül’e kadar cenaze ve sonrasındaki işlerle ilgili 10 günde üç Bursa seyahati yaptım. Kendimi bir kenara bırakıp abimin son yıllarda bebek gibi baktığı 84 yaşındaki annemi teselli ettim. Onun bundan sonraki yaşamı için bir dizi düzenleme yaptım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kalbim hala dayanıyor,&nbsp; inşallah beş gün daha dayanacak ve bypass olacağım. Yaradan ömür verdiyse &nbsp;bunu da atlatacağım. Ancak bana Yeşilçam dönemi Türk filmlerindeki inanılması zor melodramları yaşatan, bir gün güldürüp, ertesi gün ağlatan Ağustos’u hiç unutmayacağım.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Doğal olarak ben böyle bir Ağustos geçirince ülkede neler oluyor zaten bir kenara bıraktım, İzmir’i &nbsp;bile takip etmekte zorlandım. Yine de CHP’deki delege seçimleri, ardından ilçe kongrelerinde yaşananları tabii il kongresinde yaşanacakları es geçmedim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Size öyle dedikodular, iddialar anlatabilirim ki küçük dilinizi yutabilirsiniz. 2024 için tekrar aday olduğunu deklare eden Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer’in yol haritasını çizip çizip tekrar sildiğini sananların Soyer’in kalemleri 10 yıl önce fırlattığını bilmediğini ispatlayabilirim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Daha önceki müttefik İyi Parti’nin aday çıkarma kararının en çok Yeşil Sol Parti’nin ekmeğine yağ süreceğini CHP adayıyla nasıl pazarlıklar yapılacağını neredeyse Büyükşehir’de çalışmayan doğu kökenlileri bulmak için neden mum yakmak gerektiğini açıklayabilirim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ancak şu anda polemiğe girmek için vaktim yok, ben bir bypass olup, hayırlısıyla kalbimi yenileyeyim bakın o zaman size neler neler anlatacağım. Hatta her seçimde üç ay önceden yaptığımız ve yüzde yüz doğru çıkan kim gidecek kim kalacak açık arttırmasını öne bile çekeceğim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çünkü bu kez hava çok puslu değil. Her ne kadar Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bile yerel seçimi görüp görmeyeceği kesin olmasa da İzmir’de kellesi gideceklerin infazı hükme bağlandı. Ha önümüzdeki her hangi bir ayda Ağustos’a özenirse o zaman işimiz zor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dualarınızı eksik etmeyin…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Sep 2023 10:50:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adalet mülkün temelidir</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/adalet-mulkun-temelidir-98</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/adalet-mulkun-temelidir-98</guid>
                <description><![CDATA[Adalet mülkün temelidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk yargı sisteminin temel araçlarından olan mahkeme salonlarının duvarında, mahkeme başkanlarının ardında koca harflerle yazılı olan bu cümle çok tanıdık bildik değil midir? İfadedeki “mülk”ten kasıt devlettir. Kısacası “adalet olmayan ülkede devleti ayakta tutamazsınız, devlet düzeninin temeli adalettir” der bizlere. Özlü ve insanın içine işleyen bir ifade. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yüz yıllık Cumhuriyet ve geçmişimizdeki yedi yüz yıllık Osmanlı devleti tecrübesi, daha da geriye gidilirse iki bin yıllık 16 Türk devleti. Biz bugünlere böylesi bir birikimle gelmişiz. Ve hatta yüzümüzü batıya dönüp Avrupa’nın medeni hukuk kişisel haklar özgürlükler sisteminin çerçevesini çizen kanunlar, anlaşmalar sözleşmeler alıp yargı sistemimize katmışız. Üniversitelerde hukuk, sosyoloji kürsüleri kurmuş, doktora tezleri, makaleler yazmış, paneller, çalıştaylar düzenlemiş, sigorta sistemleri, çalışan haklarını savunan sendikalar, sivil toplum kuruluşları, dernekler kurmuşuz. İşleyen bir yargı ve adalet sistemimiz var mı acaba?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bir de şöyle özlü bir söz vardı sanki; Geç gelen adalet, adalet değildir. Bence adaletsizliğin ta kendisidir.&nbsp; Yargı sistemimizin dosya sayısı ve davaların sonuca ulaşmasında geçen sürenin değil aylar yıllar alması, ceza davalarında mağdurların beklediği ve umduğu cezalar ile açıklanan cezaların alakasızlığı, kimi suçlarda kişinin beş yıllık süre içerisinde başka suç işlemez ise sanki hiç suç işlememiş gibi olması bu ülkede adalet diye bir şey yok duygusunu yaşatmaktadır. Belki de tüm bu absürd durumlar insanları kendi adaletini kendi elleriyle sağlama düşüncesine götürmektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sokakta tartışıp birbirini vuran, para mevzusunda anlaşamayıp konuyu motosikletli tetikçilere havale eden, sosyal medyada birbirine küfür edip sonra işyeri basan, (o kişiler ayrıca tabancanın tüfeğin tetiğine de basıyorlar) , eski veya güncel karısını sevgilisini canı istediğini öldüren bu insanlar, bu toplumun içinden çıkan, her gün haber bültenlerini işgal eden bu insanlar ve olaylar şüphesiz ağır aksak ve kusurlu adalet sistemimizin eseridir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hızlı ve etkili, suça orantılı cezalandırma olmak zorundadır. Aksi halde mülk ve toplum huzurumuz tehlikededir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Sep 2023 10:47:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gerçekler acıdır</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/gercekler-acidir-97</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/gercekler-acidir-97</guid>
                <description><![CDATA[Gerçekler acıdır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öncelikle şunu belirteyim, bu bir ‘’Bak nasıl bildik, biz haklı çıktık, en büyük biziz’’ tarzında bir övünme yazısı değil, tam tersine ‘’Körün gördüğünü’’ görmeyip, tedbir almayıp, siyasetine, stratejisine söylemlerine, doğru yön vermeyenleri son bir kez uyarma çabasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu ülkenin bir sevdalısı, hem yaşamında hem meslek hayatında daha iyi daha güzel daha güçlü, adaletin egemen olduğu bir Türkiye için çabalayan bir insanın, gelecek kuşaklar adına arzu ettiği ‘’Değişim’’ i avuçlarının içinden kaçıranların becerisizliklerine sitemidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçtiğimiz ay 23 Nisan tarihli Yankı Haber Gazetesi’nin manşetinde System Araştırma şirketinin Türkiye genelinde yaptığı anketi ‘’Kararsızların Seçimi’’ başlığıyla yayınlamış ve konusunda uzman olan şirket sahibi Çetin Çetinkaya’nın analiz ve uyarılarına yer vermiştik. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seçime tam 20 gün vardı (Muharrem İnce çekilmemişti)&nbsp; ve ankette çıkan en çarpıcı sonuçlardan ilki CB seçiminin ikinci tura kaldığı, ikincisi Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nın önde çıktığı, üçüncüsü ve en önemlisi de seçimin kaderinin yüzde 10 civarındaki kararsızların elinde olduğuydu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizde; hem dostuma güvendiğim hem de konusunun uzmanı olduğuna inandığım için Çetinkaya’nın analizlerini ciddiye alıp ‘’Dost acı söyler’’ diyerek ( yankihaber.net sitesinden okuyabilirsiniz) o günlerde erkenden ‘’Zafer sarhoşluğu’’ yaşayan muhalefete ‘’Görünen Köy’’ ü anlatmaya çalışmıştık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve 14 Mayıs’ta sandıktan çıkan sonuçlar System Araştırma’nın anketini yüzde yüz doğruladı. Erdoğan ve Cumhur İttifakı önde çıktı, MHP barajı rahat geçti, İYİ Parti yüzde 10’da HDP daha altta kaldı, bir diğeri DEVA, GELECEK, SAADET ve Demokrat parti, yüzde 2 bile oy kazandırmadı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Taaa en başından beri sokak sokak, ev ev gezip seçim çalışması yapan Cumhur İttifakı’na karşı ülkenin en az yarısının kullanmadığı sosyal medyadan seçimin kazanılacağını zanneden Millet İttifakı’nın şimdi ‘’Yok oyları çaldılar, yok kaydırdılar’’ goygoycularına çok kulak asmayın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seçim gecesi 2018’de olduğu gibi bir kez daha sandığa sahip çıkmayı başaramayan, ıslak imzalı tutanakları çok övündükleri sistemlerine bile zamanında giremeyen muhalefet, bugün yani 18 Mayıs’ta eğer bu söylemi ispatlayabilecek olsa, ülke şu anda çalkalanırdı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yapılan itirazların her seçimdeki gibi sonuçlara olacak etkisi, CB seçiminde yüzde 0.5 oynatmaz, milletvekilliğinde ise en fazla bir iki vekil partiler arasında yer değiştirir. Aslında sonuçtan onlarda adları gibi eminler, büyük harfle yazayım da daha iyi anlaşılsın ‘’BECEREMEDİLER’’. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">‘’Dost acı söyler’’ yazımızda dediğimiz gibi 21 yıllık iktidarın en güçsüz, en zayıf olduğu bir zamanda bile kazanamadılar. Nedenleri ise çok basit, seçmene güven veremediler, bu ülkenin çoğunluğunun hassasiyeti olan milliyetçilik, din ve beka konularını içi boş söylemlerle çözmeye kalktılar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarihinin en kötü ekonomik durumunu yaşayan ülkede, yüzde yüzü aşan enflasyonla boğuşan insanlarına vaat ettikleri ‘’Daha iyi bir geleceğe’’ inandıramadılar. Ne işçisi, ne çiftçisi, ne memuru, ne esnafı inandı, ne de emeklisi 15 bin liralık ikramiye vaadine kandı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hak, hukuk, adalet dediler ama HDP seçmenine yönelik ‘’Demirtaş ve Kavala’’ nın özgür kalmasını istiyorsanız, bize oy verin’’ sözlerinin bir o kadar bu konuda çok hassas olan milliyetçi kesimi üzdüğünü fark etmediler, ‘’Dimyat’a pirince’’ giderken ‘’evdeki bulgur’’ dan oldular. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Taa en başından, 6’lı masa kurulduğundan, aday belirlemeden başlayarak toplumun güvenini zedeleyecek o kadar çok hata yaptılar ki nerdeyse maça zaten 1-0 yenik başladılar. Birde bunun üzerine oluşturulan seçim stratejisinde gelmekte olanı görmeyip yanlış kurguladılar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu konuda anlatacak, söylenecek, ortaya konulacak o kadar çok şey var ki değil birkaç makale roman bile yazılır. Ama önümüzde hala bir seçim var. Belki 28 Mayıs’a kadar hatalarını düzeltip, ters esen rüzgarı arkalarına alarak, 14 Mayıs’ta yapamadıklarını bu kez başarabilirler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz gene bir dost olarak linç yeme pahasına ‘çok zor’ olduğunu söyleyelim. Gerçek anlamda bir mucizeye ihtiyaç olduğunu belirtelim. 33 yıllık meslek hayatımızda yaptığımız gibi eğilmeden, bükülmeden, asla yandaş olmadan hak adına, halk adına doğruyu deklare edelim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlar (Her iki tarafa hitaben) hala besledikleri şak-şakçı gazetecilere, anketçilere, menfaatçilere inanmaya, körü oynamaya devam etsinler. Biz gene doğrudan ayrılmadan, söylemeye, uyarmaya, gerçekleri gün gibi ortaya koymaktan vazgeçmeyelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">28 Mayıs’ta sonuç her ne olursa olsun sandıktan çıkan ülkemize hayırlı olur inşallah…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 May 2023 15:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demokrasi budur</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/demokrasi-budur-96</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/demokrasi-budur-96</guid>
                <description><![CDATA[Demokrasi budur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Böyle bir başlıkla giriş yapınca ‘hep bildiğimiz beylik laflar gelecek’ diye düşünüyorsunuz. ‘Seçim olur, millet bir şeye karar verir, öyle veya böyle buna saygı duyulmalıdır’ tarzı laflar bekliyorsunuz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kolay ve sıkıcı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demos kratos-Halkın egemenliği. Halk ne derse o olur falan filan. Aslında olay tam olarak böyle olmuyor. İnsan her şeyi tek olarak kendi içinde yaşıyor. Duygularını dışında olup bitenler etkilese de her şey kişisel algı ve duygulara yol açıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konuyu biraz daha açayım. Günü gelir, seçim yapılır. Herkesin kendince bir kararı ve oyu vardır. Kararsızlar şu oranda bu oranda dense de kanımca hiç kimse kararsız değildir ve sadece soranlara kararını açıklamak istememektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplumun verdiği oyların seçim kanunlarının uygulanmasıyla ortaya çıkan sonucunu yaşamaya başlarız. Hatta daha ilk günden kişide ya bir şaşkınlık, ya öfke, ya hüzün ya da bir sevinç oluşur. İşte bu duygular tamamen bireyseldir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demokrasi vs. dense de kişilerin kendi içinde yaşadıkları duygular bambaşkadır. Belki hiç istemediğimiz bir kadro bizi temsil edecek yetkiyi almıştır. İnsanların inançları, hayata bakışları çok farklı olduğundan bazen ortaya çıkan sonucu hazmetmek, kabullenmek güçtür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama maalesef demokrasi budur. Hem iyi hem de kötü tarafı çoğunluğun kararının uygulanmasıdır. Keşke başkalarının değil de sizin ne istediğiniz veya dilediğiniz sorulup uygulanabilseydi değil mi? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fakat size ya da bize kimse sormaz. Üç ya da beş yılda bir “gel oy ver, gerisine karışma” derler. ‘Bir oy çok önemli. Senin oyun var ya, işte o çok gerekli’ derler, ‘Demokrasi’ derler, ‘Halkın iradesi’ derler. Derler de derler. Sonra bir bakarsınız ki neredeyse hiç bir şey sizin kafanızdaki veya düşlerinizdeki gibi değil. Tamamen farklı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güzel haber dünyanın hiç bir yerinde kişilerin tam olarak istediklerinin uygulanmadığı, temsilcilerin ve hatta bir kaç vizyoner liderin karar verip uygulamaya soktuğu sistemlerin, politikaların tüm toplumun hayatını doğrudan etkilediğidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunun neresi güzel? ‘Her şey bizim değil başkalarının kontrolünde’ diyorsunuz. Haklısınız. Buna da ironi diyorlar. Televizyon ekranlarının önüne oturup haberleri ve olup biteni izleyip, kabullenmekten başka bir seçeneğimiz de yok aslında. Alın size demokrasi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 May 2023 15:39:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bandırma Vapuru</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/bandirma-vapuru-95</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/bandirma-vapuru-95</guid>
                <description><![CDATA[Bandırma Vapuru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">İnsanlık adına uğraş vermek vatanın uğruna canından vaz geçmek, içinde yaşadığın çağın değişimi gelişimi için var gücünle, hatta gücünün ötesinde çalışmak ne yüce kavramlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Savaş yılları her zaman en çarpıcı örneklerle doluyor. Bu anlamda tarihte yerini almış kişi ve olayları yok saymak mümkün değil ama biz hızlıca 1919 Bandırma Vapuru’na geliyoruz, ona kenetleniyoruz. 114 yıl geçmiş yaşayana zor dile kolay.&nbsp;Bandırma Vapuru eski belki kırık dökük, ama umut dolu yolcularıyla tarihteki yerini alıyor. Suları yara yara ilerliyor ağır ama haşmetli. ‘Keşke bende o gemide olsaydım’ diye hayıflanıyoruz. 1914-1918 arasında süren savaşın sonunda Avrupa’nın siyasi haritasının, güç dengelerinin değişmesi ile , bir çok devlet yıkılmış yada parçalanmış, yeni ülkeler kurulmuş. Kurtuluş Savaşı’nı zorunlu kılan bir paylaşım başlamış Anadolu üzerinde. Kahrolmuş Anadolu insanı, yitik çaresiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">İşte tam bu dönemde Bandırma Vapuru ile karşılaşıyoruz. Karşılaşıyoruz ama yükünün önemini bilmeden, sıradan bir vapur olarak başlıyor seferine, böylece yol alıyor, tarih neden ondan böyle bahseder farkında değil. O günlerde Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımının taşıdığı kişilerle atılacağını bilse daha mı hızlı giderdi? Yada o bozuk pusulasını tamir ettirir miydi ? Büyük olasılıkla ‘Evet’ yapardı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bilseydi yolcularının bir ulusun kaderini değiştireceğini, yenik düşmüş yorgun ulusa, sahip oldukları iman gücünü hatırlatacaklarını, yurt ve vatan sevgisinde birleştireceklerini. Gelecek günlere, özgürlük inançlarına hep beraber ölmek pahasına sahip çıkmak gereğinin, bununsa ancak birlikte hareket etmekle mümkün olduğuna inandıracaklarını… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bilseydi eğer Bandırma Vapuru bunları Karadeniz’in dalgalarına anlatırdı usul usul… Derdi&nbsp; ’’ yüküm dünyaya bedel haydi benimle beraber dalgalanın.’’ Yunuslar müjdeci çıkardı eminim. Karadeniz daha bir deli çırpınırdı belki, belki fırtınaların en güçlüsü ses verirdi, kim bilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">1878’de Britanya da inşa edilmiş. İngiliz ve Yunan bayraklarıyla yolcu ve mal taşımış. 1910’dan sonra İdare-i Mahsusa tarafından satın alınmış ve Bandırma adı verilmiş. 47,7 metrelik Bandırma Vapuru 192 tonluk bir gemiymiş. Üstelik 1.Dünya Savaşı’nda Şarköy de İngiliz denizaltısının saldırısına uğramış ama sağ salim kurtulmuş. Kurtulmuş çünkü çok önemli bir görevi var 19 Mayıs’ta. Göreve çıkacağı günü sabırsızlıkla ama usulca belli etmeden dikkat çekmeden beklemiş. O Günlerde Samsun,&nbsp; limanıyla Anadolu’ ya açılması nedeniyle stratejik bir konumda. Buradaki Rum Pontus çetelerine karşı bir ayaklanma şüphesiyle İstanbul’dan bu duruma son verilmesi halkın sakinleştirilmesi istenmiş. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">İşte bunun için yetkileri genişletilmiş bir kumandanın tayin edilmesi bu kumandanın Mustafa Kemal olması Türk halkının şansıdır, bizim talihimizin ve tarihimizin dönüm noktalarından biridir 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışı. Bu tarih ardından gelecek zorlu günlerin, bu zorlu günlerin sonundaki özgürlüğün ilk adımıdır. Terhis edilmiş bir orduyu birleştirmek tek bir ordu haline getirmek Samsun’a çıkışla başlamıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bu geminin yolcuları başta Mustafa Kemal olmak üzere gelecekteki özgür günleri yaşamak, bunun içinde başarmak istiyordu, isteklerinin ve kararlılıklarının kudreti ile dünyayı hayret ve şaşkınlık içinde bırakacak bir mucizeyi, Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp zaferle sonuçlandırdılar. Bir Mucizeyi top yekün başaran Türk Halkı’nın da haklı olarak kahramanı oldular.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">&nbsp;Samsun’a yola çıkmadan annesi ve kardeşiyle helalleşiyor Mustafa Kemal. </span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Anne ben yarın Anadolu’ya gidiyorum. Selanik nasıl elden gittiyse buralar da öyle olabilir. Ben kurtarmaya çalışacağım. Elimden ne gelirse onu yapacağım. Hesapta ölmek gidip gelmemek var. Bana hakkını helal et. Makbule işler fenaya dönerse buradan ayrılmayın. Ne olursa olsun yola çıkmaya kalkmayın. Başaramazsam zaten sizi öldürürler, o zaman elbet bende ölmüş olurum, diyor. Ölüme atıldıklarını biliyor ama ailesini geride bırakmayı da biliyor.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Sana ve silah arkadaşlarına minnettarız Atam. Saygı ve şükranla anıyoruz sizleri sadece 19 Mayıs’lar da da değil her nefes alışımızda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Huzurla uyuyun.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 May 2023 15:22:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramayana Türküsü</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ramayana-turkusu-94</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ramayana-turkusu-94</guid>
                <description><![CDATA[Ramayana Türküsü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>‘Ramayana Türküsü’ filmini izleyen vardır mutlaka, izlemeyenlere öneririm. İkinci kez aynı ilgiyle izledim.Film Japonya da dağların arasında kıtlığın ,yoksulluğun sıkıştırdığı, boğduğu bir köyünyaşamını anlatır. Yoksulluğa gelenekler yaratarak buldukları çözümleri içimiz burkularak izleriz. Zamanzaman kanımız donar.</p>

<p>Geleneklere göre 70 yaşına gelen kişi ölmediyse aile fertlerinden biri tarafından o yörede kutsal sayılan Ramayana Dağı’na götürülüp bırakılır. Bu bırakılışı ya da ölüme terk edilişi haklı çıkarmak, zorunlu hale getirmek, dağa çıkaranın kutsal bir görevi gerçekleştirdiğini vurgulamak için, yolculuğun ritüelleri vardır, titizlikle uygulanan. Köyde 70 yaşını geçen yoktur. Amaç kıt olan yiyeceklerin genç ve işe yarar biri tarafında kullanılmasıdır.</p>

<p>Kahramanımız Orin’in annesi son günlerinde çocuklarının sorunlarını çözer ve dağa tırmanışa hazırlanır. Günü geldiğinde de oğlu Orin, anneyi sırtına alır, uzun ve zorlu bir yolculuk sonunda dağın zirvesine, daha önce oraya bırakılmış köylülerin kemik yığınına ulaşırlar. Görüntü kanını dondurur insanın. Annesini bırakıp geri döndüğünde onun giysileri çoktan paylaşılmış, yokluğunun hissedilmediği, hatta normal sayıldığı hayat başlamıştır Yaşam devam eder köyde, dağa bırakılma sırası onlara da gelecektir. Yaşlılık yük olmak demektir bu köyde. Yaşlının dışlanması doğaldır, ölmeye gitmesi doğaldır ve şarttır. Genç nesil ancak bir öncekinin yokluğuyla var olur.</p>

<p>Acı verici ve asla tercihimiz olmayacak uygulama. Korkutuyor, kabul algımızı zorluyor. Oysa bu tür uygulamaların savaş ve kıtlık dönemlerinde farklı biçimlerde var olduğunu görüyoruz. İşte tam da bu yüzden birçok düşünür yaşlılığın olumlu yönlerine inanıyor çevresini inandırmaya çalışıyor.</p>

<p>Mesela Sophokles tragedyalar yazmaya devam ederken, çocukları mallarını idare edemediğini ileri sürerek mahkemeye veriyorlar. Sophokles yazdığı tragedyaları okuyarak ‘yaşlı ve bunak biri bunları yazabilir mi’ diye savunuyor kendini. Cicero yaşlılığın faydalarını sıralayanlardan bir diğeri. Hatta Kanuni Sultan Süleyman yaşlandığını düşünüp mutsuz olunca Cicero’nun eserini Osmanlı Türkçesi’yle çevirtir. Eser 2.Murat’la oğlu 2.Mehmet (Fatih Sultan Mehmet) arasında yaşlılık üzerine sohbet gibi uyarlanır.</p>

<p>Geri dönülemeyen kaçılamayan son evre yaşlılık. Son baharın sonu, kışın başlangıcı…Kararlı ve acımasızca yavaş yavaş geliyor, bir çok bedensel ve ruhsal kayıpla çalıyor kapımızı…Açmazsak pencereden bacadan sızıyor içeri. Bizimle beraber uyuyor, bizimle paylaşıyor koltuğumuzu,kaşığımızı. Gülen gençlik resimleri, sığmadığımız ama sakladığımız çok sevilen gençlik giysileri yavaşlatamıyor hızlı gidişi, bir gün belki giyerim de ki bir gün asla geri gelmiyor. Havanın değiştiğini<br />
haber veren yaşlı kemiklerimizin üzerinde durmaya çalışıyoruz, fersiz gözler, titrek ses, güçsüz ellerle.,</p>

<p>Dünyada yaşlı nüfusunun giderek artışı Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konudaki programları arasına Sağlıklı yaşlanma’ olarak alınmış. Amaç aktif ve nitelikli bir yaşlılık dönemi geçirilmesini sağlamak ve yaşlılık yükünün azaltılması. Yaşlılara yönelik sosyal politikalar her gün yeni ihtiyaçlara göre değişiyor gelişiyor. Emeklilik yaşı, emeklilik maaşları her daim konuşulan konular. Çağdaş devletler yaşlılara destekler veriyor, evde bakım hizmeti. Bedava sağlık hizmetleri, parasız ulaşım hakkı, maaşların evde ödenmesi, yaşlılara temizlik hizmetleri gibi. Belediyelerde bu hizmetlerin destekçisi.</p>

<p>Yaşlıların aile içindeki yeri ve önemi yaşam şartlarımıza göre değişiklik gösteriyor. Günümüzde tek dileğimiz yaşlandığımızda kimseye maddi olarak ihtiyacımızın olmaması, oysa bir ömür bu amaç için çalışmak yeterli gelmiyor artık. Oysa bu doğal bir devinim. Tüm canlılar yaşlanıyor, değişmeyen tek bilgi, yaşlanacağımız ve bu dünyayı terk edeceğimiz. Dünyamızda yaşlanıyor. Yaşlı dünyanın, yaşlanan çocuklarıyız. Her bahar yenilenen, çiçeklenen ruhumuzla.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 09:24:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seçimler...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/secimler-93</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/secimler-93</guid>
                <description><![CDATA[Seçimler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir aydan az bir zaman kalmışken seçimlerden başka bir konu mu var konuşulacak? Ya da tam tersi, konuşmaktan, televizyonlarda tartışma programlarında izlemekten, arkadaşlarla denk geldiğimizde önünde sonunda bu konuya girmekten kaçamadığımız için bugünlerin konusu seçimler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysaki hayat zaten seçimlerden ibarettir. Ancak bunların bir kısmı sizin yaptığınız seçimlerdir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mesleğini, nerede yaşayacağını, kiminle arkadaş olup kiminle evleneceğini bile seçerken insan tek seçici değildir. Görüp beğendiği ama karşılık göremediği için yönünü istemeyerek de olsa başka adaylara çevirir. Meslek konusunda bazen doğal yetenek, bazen maddiyat, bazen de aileden gelen durumlarla çok istediği yere ulaşamayabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı insanlar doğup büyüdüğü topraklara pek yabancı, bazıları canını feda edecek derecede bağlı olabilir. Ya da parfüm; kimini baştan çıkarırken kimini karşısındaki kişiden soğutur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatımız seçimlerle şekillenir ama çoğu zaman farkında olmasak da mantıktan önce duygularımız, rakamlardan daha fazla ideallerimiz ve manevi değerlerimiz, nitelikten fazla önümüze gelen adaylara olan sempatimiz karar verdirir. Aynı renk ya da desen her bir kişiye aynı şekilde hitap etmez. Aynı kıyafet ya da saç modelini herkes tercih edemez. Kimisi bahçeli bir ev hayali kurarken kimileri şehirleri kuş bakışı gören kulelerde yaşamayı arzular.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seçimler yaklaşırken insanların eğitimleri, öz geçmişleri, varlıklı veya yoksul olmaları fark etmeksizin modern bilimin ışığında ve kimi sabit gerçekler ortadayken çok farklı değerlendirmeler yapılması, insanların sizinle aynı şeyi düşünmeyip sizi şaşırtması tek kelimeyle normaldir.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü insanlar duygularıyla, hayalleri ve inançlarıyla paralel seçimler yaparlar. Sonra o seçimlerin mantıklı sonuçlar doğurmasını umarlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yarın çok sevdiğiniz birisinin sizi çıldırtan bir yorumuyla karşılaştığınızda veya seçimler yapılıp hiç beklemediğiniz bir tablo ortaya çıktığında bunu hatırlayınız. İnsanlar farklıdır ve farklı düşünüp farklı hareket ederler. Güzel ülkemizde bu normal ve alışıldık bir durumdur. Hep birlikte bir karar veririz ve sonucu olgunlukla karşılarız. Hakkımızda hayırlı olmasını dileriz. Belli bir süre sabreder, günü geldiğinde yeni bir seçim yaparız. Her şeyin hepimiz için güzel olması dileğiyle.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 09:18:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dost acı söyler...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/dost-aci-soyler-92</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/dost-aci-soyler-92</guid>
                <description><![CDATA[Dost acı söyler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir iktidar düşünün 21 yıldır ülkeyi yönetiyor. Bu süre içerisinde neredeyse başına gelmeyen kalmamış. Siyasi, ekonomik, toplumsal birçok olay atlatmış. Darbe görmüş, doğal afetlerin ardı kesilmemiş, en son vuran depremle 11 şehir harap olmuş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm bunlara enflasyonu, hayat pahalılığını eklediğinizde o iktidarın ayakta kalmaması gerek. Ancak bizdeki durum öyle değil. Ülke bir kez daha seçime gidiyor. Hatta bu kez neredeyse tüm muhalefet tek cephe olmuş fakat iktidar partisi halen birinci görünüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Masa başı, manipüle anketleri bir kenara bırakın. Bizimde manşet yaptığımız işin ehillerinden System Araştırma’nın son anketine bir bakın. Daha bir ay öncesine kadar 30-32’lerde olan AK Parti, bugün yeniden yüzde 38’lere yükselmiş, Meclis’te çoğunluğu alacağı kesin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhurbaşkanlığı seçimin de de tam hangi amaca hizmet ettiği anlaşılamayan Muharrem İnce sayesinde ikinci tura kalacak gibi görünüyor. İlk günlerdeki rüzgarı dinmiş gözükse de hala yüzde 3-35 oy oranıyla seçimin 2. Tur’a kalmasına sağlıyor. Kim bilir belki de görevi bu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak System Araştırma’nın sahibi Çetin Çetinkaya’nın görüşüne göre seçimin sonucunu yüzde 10-12’lerde görünen kararsızlar belirleyecek. Yani bir diğer deyimle halen hangi parti veya adaya oy vereceğini belirlememiş olan yaklaşık 6 milyon kişi seçimin kaderini tayin edecek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kararsızların eşit oranda dağıtımı yapıldığında 2. Tur’da Erdoğan burun ucu bir farkta olsa yüzde 50.3 ile seçimi kazanıyor. Girdiği her seçimde yenildiği rakibini belki de ilk kez bu kadar zayıf, ilk kez de kendi cephesi bu kadar güçlüyken yakalayan Kılıçdaroğlu yüzde 49.7’de kalıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Buraya kadar okuduysanız hatırlatmayı hemen yapayım, bir; bu anket profesyoneller tarafından yüz yüze yöntemiyle yapılmış çıkan sonuca itibar etmeli, iki tüm anketlerde olduğu gibi sonuçlar her zaman yüzde +-2 yanılma payı içeriyor ki bu oran yabana atılmamalı.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir hatırlatma da Çetinkaya’dan. Kendisi, kararsızlar kadar İnce ve Sinan Oğan’ı tercih edenlerin 2.Tur’da nasıl davranacaklarının da önemli olduğunu söylüyor. Yüzde 5’e tekabül eden bu seçmenin yüzde 40’ı oy kullanmayacağını, yüzde 30’u da karar vermediğini belirtmiş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Önemli bir diğer veri de karasızların 2018’deki tercihleri dikkate alındığında çıkıyor. Yarıdan fazlası AK Parti seçmeni. Bunların seçimin kaderinin şekilleneceği son 15 günde neyi dikkate alarak kararlarını verecekleri çok önemli. Ya da 28 Mayıs’taki 2. Tur’da kimi tercih edecekleri. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm bunları baz aldığımızda Millet İttifakı’nın halen arayı açamamış olması, bırakın arayı açmayı seçimi kaybetme tehlikesinin bulunması bile üniversitelerde ders olur. Neyi yanlış veya eksik yapıyorlar da halen vatandaşı ikna edemiyorlar gerçekten şaşırtıcı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugünü saymazsak kaldı 23 gün. Hala çok şey yapılabilir. 14 Mayıs akşamı Truva Atı’na benzetilen İnce’nin ‘Adam kazandı’ sözünü tekrarlamamak adına kararsızları ikna etmenin yolları buluna bilir. Biz uyarı görevini yaptık,&nbsp; ‘Dost acı söyler’ diyerek gerçek durumu ortaya koyduk</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaradan güzel ülkem için en hayırlı olanı nasip etsin. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Apr 2023 09:03:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Kader&#039; diye diye...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kader-diye-diye-91</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kader-diye-diye-91</guid>
                <description><![CDATA['Kader' diye diye...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli art arda gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerle bir kez daha yıkıldık. 11 İlde 13 milyon insan etkilendi, neredeyse Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman haritadan silindi. Bu satırları yazarken açıklanan son can kaybımız 43 bin 556, yüz bini aşkın da yaralı.</p>

<p>İlk günlerde yaşanan kaos ortamı, yetersizlik, çaresizlik, ileri ki günlerde yerini olması gerektiği gibi bir düzene, koordinasyona bıraktı ama yapılacak işte, yolda çok uzun. Bölgede hala arama-kurtarmanın sürdüğü evler var. Bir yandan Erciyes dağı kadar kaldırılmayı bekleyen enkaz.</p>

<p>Diğer yandan açıkta kalan depremzedeler için kurulan çadır ve konteyner kentler. Milyonlarca insana sıcak yemek, giysi, hijyen malzemeleri, ısınma imkanı. İlk anda bocalasa da hem hükümet, hem belediyeler, hem STK’lar, hem de gerçek kahraman olan halkımız bunları gidermek için seferber.</p>

<p>Genlerimizde olan yardımseverlik, zora düşenin yardımına koşma, dardakine destek olma özelliğimiz her zamanki gibi pik yaptı. Deprem, sel, hatta biraz şiddetli yağan yağmurda can kaybı vermemeyi, ya da en az zararla atlatmayı beceremesek te, sonrasında dünyaya örneğiz.</p>

<p>Ancak ders almıyoruz, hiç hem de hiç almıyoruz. Deprem kuşaklarıyla dolu bir coğrafyada deprem olacağını bile bile bilimi dinlemiyoruz. Dayanıksız, çürük, malzemesi çalınmış binalar yapmaya adeta ‘Ölüme davetiye’ çıkarmaya aptalca, şuursuzca, geri zekalı gibi devam ediyoruz.</p>

<p>Tüm bunların üzerine sadece ve sadece siyasi çıkar, hazineye gelir toplama adına ‘İmar Affı’nı da sıraya diziyoruz. Üç, beş sene de bir hemen hemen her seçim döneminde tekrarlıyoruz. Yanlışı düzeltmek, eksiği gidermek, ölümleri önlemek varken, biz üzerine bir de tabut ekliyoruz.</p>

<p>Bırakın 1999’u, daha üç yıl önce 80 kilometre uzakta denizde olan bir depremde İzmir Bornova’da 117 can kaybediyoruz ama akıllanmıyoruz. Her şey birkaç ay sürüyor. Ölen öldüğüyle, kurtulan acısıyla kalıyor. Biz yine ‘Deprem gerçeğini’ unutup, aynı hataları yapmaya devam ediyoruz.</p>

<p>Bir de bunu, kendi aptallıklarımıza bakmadan ‘Kader’ diyerek suçu Yaradan’a yüklüyoruz. Sen eşeğini sağlam kazığa bağlama sonra Allah’a emanet et. Eşek kaybolunca da ‘Kader’’ deyip Allah’ı suçla. Hatalardan, günahlardan, suçlarımızdan ne kadar kolay bir kaçış yolu.</p>

<p>Çalan müteahhit suçlu değil, ona ruhsat veren suçlu değil, rüşvet alıp gerekli kontrolü yapmayan suçlu değil, siyasi ya da ekonomik çıkar uğruna buna susan, göz yuman suçlu değil, bunu değiştirme yetkisi elinde olmasına rağmen iki de bir ‘İmar Affı’ çıkaran suçlu değil, Yaradan suçlu.</p>

<p>Evet, tek hüküm tabii ki bu düzeni Yaradan’ın, O istemeden tabii ki yaprak bile düşmez. Ancak bu demek değil ki insan tercih yapamaz, yaşam bir labirent gibidir. İnsanın tercihi ‘Kader’ini belirler. Her şeyin sahibi inanın trilyonlarca tercihle oluşacak ‘kader’ yolunu da çizer.</p>

<p>İşi ‘Kader’e yükleyip, hatalardan, günahlardan kurtulmak isteyenler, ‘Kader’in sahibi Yaradan’ın, ‘İşinizi dosdoğru yapın’, ‘Çalmayın, haram yemeyin’, ‘Başkasının günahına girmeyin’ gibi kanunlarına da bu kadar uysalar, biz zaten bu ‘Kader’i yaşamaz, hiç yolunda ölmezdik.</p>

<p>İnşallah bu son olur, aklımız başımıza gelir de bir daha böyle bir felaketi, acıyı yaşamayız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Apr 2023 12:28:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seçilmiş-atanmış</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/secilmis-atanmis-90</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/secilmis-atanmis-90</guid>
                <description><![CDATA[Seçilmiş-atanmış]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öncelikle bu yazının amacı herhangi bir şekilde kanunları çiğnemiş seçilmişleri korumak veya aklamak değil onu peşinen söyleyelim. Bizim inancımıza ve itikadımıza göre kamu görevi yapan tüm seçilmişler ‘yetim hakkı’ nı gözeterek iş yapmak zorundadır, bu böyle biline.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak bazen siyaset kurumu, doğal olarak iktidar, özellikle muhalefette bulunan belediye yönetimlerini, sandıkta kazanamasa da çeşitli soruşturmalar ya da davalarla görevden alıp, ya da uzaklaştırıp, orayı ‘kayyum’ aracılığıyla yönetiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülke genelinde bu daha çok HDP’li belediyelerde başlamıştı. Ki burada birçoğunda işin ucunda terör bağlantısı olduğundan dolayı da haklılık payı vardı. Ha terörden korurken çoğunda atanan ‘’kayyum’’lar işin cılgını çıkarıp, ‘yetim hakkı’nı har vurup, harman savurdu, ona çıt yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı tablo FETÖ terör örgütüne ilişkili şirketlerde de yaşandı. Çoğunda ‘kayyum’lar ya da çevresi zenginleşirken şirketler iflas etti. En son çorap şirketindeki kayyum efendinin 20 milyon lirayla sırra kadem basması gibi, ‘yetim hakkı’ ile kendine sauna yaptıranlar da cabası.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani demek istediğimiz bu yöntem haklı gerekçelerle bile uygulansa işin işine ‘kayyum’ girince çok sağlıklı yürümediği aşikar. Bir de bu yöntem siyasi manevralar için uygulanırsa daha da feci. Muhalefete mensup seçilmişlerin başında ‘’Demokles’in Kılıcı’’ gibi duruyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">AK partili siyasetçilerin özellikle bürokrasiye yönelik ‘’Seçilmişleri, atanmışlara yedirmeyiz’’ düsturu sanki bu yöntemde tersine işliyor gibi. Seçilmişler görevden alınıyor, atanmışlar ise eline yüzüne bulaştırıyor. Sandıkla gelen, sandıktan önce bir şekilde gidiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Malum seçim takvimi yaklaştıkça da bu yöntem hız kazanmaya başladı, daha da hızlanacağı kesin. Bu durumda da gerekçeler haklı bile olsa zamanlaması ve genelde ya da çoğunlukta bu işler muhalefete mensup seçilmişlerin başına gelince sanki siyaset kokuyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Örneğin İzmir’deki son örnek Menderes Belediyesi’ne yapılan operasyon. Daha önce Menemen’de olduğu gibi hurda satışına yönelik bir soruşturma gibi başladı, ta 2018 den bu yana ki o zaman AK Partili bir başkan vardı, yıl 2022 ve 4 yıl sonra yönetim CHP’deyken baskın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dosya içeriğini çok bilmediğimizden soracağımız tek soru 4 yıl niye beklendiği olur. Hal böyleyken soruşturma da bir de ‘Rüşvet’’ kısmı çıktı ve Başkan Mustafa Kayalar ile bir meclis üyesi buna yönelik gözaltına alındı, mahkemeden tedbirli olarak serbest bırakıldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak, hemen ertesinde İçişleri Bakanlığı’nca ‘’geçici olarak’’ görevden alındı. Bu da süreci bir hafta içinde Meclis’in seçim yapıp yeni bir başkanvekilini belirlemesine getirdi. Soruşturma ne olur, dava süresi nasıl sonuçlanır, yaşarsak izleyip, göreceğiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama tüm bunlarda neden 2018’den bu yana süren bir yolsuzlukta 4 yıl sonra harekete geçildiğinin, ilk gün alınmayan başkanın neden bir gün sonra ‘rüşvet’ iddiasıyla alındığının ayrıntılarını öğrenebilecek miyiz? İşte burası biraz zor görünüyor, kuşlar mı geç söyledi acaba?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En başa dönersek; kamu görevi yapan seçilmişler, bir kuruş yetim hakkı yediyse, en ufak bir kanunsuzluğa göz yumduysa, bir dakika dahi görevde kalmasın ve cezası neyse fazlasıyla alsın. Lakin bunu yaparken tek kılavuz kanunlar olsun, işin içinde siyaset ve onun oyunları yer almasın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kayalar veya diğerleri suça bulaşmışsa ‘’Demokles’in Kılıcı’’ başlarına insin bunda hiç tereddüdümüz yok. Tek isteğimiz kanunlar Anayasa’da olduğu gibi iktidar veya muhalefete mensup diye bakmadan herkese eşit uygulansın, birde gerektiğinde namuslu insanlar ‘Kayyum’ atansın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü adalet herkese lazım..</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Jul 2022 02:00:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demokrasi model 2022</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/demokrasi-model-2022-89</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/demokrasi-model-2022-89</guid>
                <description><![CDATA[Demokrasi model 2022]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüz dünyasında kanunlar ve kurallar ile yaşamaktayız. Kanunları devletler adına seçilmiş kişiler yani toplumun içinden bir grup insan yapmaktadır. Ülkelere ve kültürlere göre farklılık gösteren oranlarda kanunlar ve kurallar sıkı şekilde uygulanıyor veya tam olarak uygulanmıyor bazen de duruma veya kişilere, etki gruplarına göre uygulanmasında farklılıklar olabiliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani kanunlar ve kurallar var fakat uygulaması eksik olabiliyor. Sonuç olarak dünyanın genelinde demokrasi denen uygulama görülüyor. İki bin beş yüz yıldan daha eski bir uygulama bu. Antik Yunan devletinde halk doğrudan kanun yapılmasına, ticaret veya savaşa, şehirlerin düzenlenmesine karar veriyordu. Günümüzde doğrudan halkın karar verdiği bir örnek bulunmuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halk temsilciler seçiyor, temsilciler şehirleri yönetecek başkanı, o başkanlar bir ekibi seçiyor. Devletlerin yönetiminde de doğrudan değil dolaylı temsil denen yöntem var ve devletleri yönetenler genellikle bir kaç yıl için ve seçilmiş kişilerce seçiliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani hep söylenen “bir oy çok önemlidir, senin oyun her şeyi değiştirebilir” sözü pek de gerçeği yansıtmıyor. Çünkü seçilmiş kişiler bir kaç yıl için yetki alıp halk adına kararlar veriyor. Bizlerin değil bir tek oyu, bazen binlerce, yüzbinlerce oyu asıl karar verme mekanizmasının dışında kalabiliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Teknik olarak toplumu oluşturan tüm bireylerin her ihtiyaç halinde ve hızlıca ortak olarak karar verebilmesi mümkün olmadığı için halkın temsilciler seçmesi, temsilcilerin bir yönetici kadro oluşturması ve o kadronun tüm halk adına ve belli bir süre zarfında kararlar vermesi günümüze kadar uygulanan ve adına demokrasi, cumhuriyet denen yönetim şeklidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günlük yaşamımızdan bir kaç örnek vermek istiyorum. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların yoğun trafik, şehir planlaması, sosyal alanların düzenlenmesi gibi o şehirde yaşayan herkesi ilgilendiren konularda mutlu olmadığını, çoğu zaman o şehrin maddi imkanlarının doğru şekilde kullanılamadığını hatta kötü niyetlerle hareket edildiğini düşündüğünü biliyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şehirlerde tüm bu işler ve yönetim nasıl olmaktadır? Bu işleri idare etmeye aday kişileri halkın seçmesi ve görevlendirmesiyle. Görevi almadan önce iddia edilenlerle görev süreci içerisinde karşımıza çıkan tablo farklı mıdır pekiyi? Genellikle evet. Maalesef bir sonraki seçim dönemine kadar tırnaklarımızı yiyerek, kendimize kahrederek, bir başka ekibi ve yöneticiyi göreve getirmenin hayalini kurarak beklemek durumunda kalırız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Devleti yönetecek kişi veya ekibinin seçilmesi bundan farklı değildir. Görevleri süresince hayatımızı doğrudan etkileyen pek çok kararlar verirler ve biz onlara o yetkiyi verdiğimiz için sürenin sonuna kadar da elimizden bir şey gelmez. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben şahsen siyaset ya da kamu yönetimi eğitimi almadım. Belki de beni bu önerimden dolayı cahil cesaretli olmakla suçlayacaklardır. Fakat siyaseti bir grup elite, devlet ve toplumun imkanlarını rant peşindekilere, düşünceyi üniversite çevrelerinin tekeline bırakmak yerine düşünen, doğru bildiklerini söylemekten, yeni ve yararlı olabilecek şeyler önermekten çekinmeyen birisi olarak demokrasi modelimi açıklamak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yine şehirlerin yönetiminden örnek vererek modeli açıklayalım. 2022 yılında artık teknik imkanlar ve özellikle yapay zeka kullanılarak şehrin teknik ve alt yapı sorunları tespit edilebilir. Trafik ya da şehir planlaması gibi hatta maddi imkanların doğru şekilde değerlendirilmesi konusunda hesaplamalar yapılabilir, karar aşamasında bir kaç seçenek arasında halkın tamamının ve saniyeler içerisinde karar vermesi sağlanabilir. Bir çeşit akılı uygulama üretilebilir. İstatistik ve anket tekniği ile verilen karar saptanıp siyasetçi değil teknik ekipler tarafından uygulamaya konulabilir ve gerçek demokrasi seçenlerin tam ve eksiksiz oylarıyla hayata geçirilmiş olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan ruhunun hassasiyetlerini, duyguları kullanıp karar vermeyi gerektiren durumlarda ve sanat gibi konuları değerlendirmek gerektiğinde, tarihten gelen ve top yekün savaş gibi insan hayatıyla ilgili kritik kararlar ise toplumun herhangi bir bireyi veya grubunun önerisi ile yine anket ve istatistik yöntemiyle saniyeler içerisinde karara bağlanıp gerekiyorsa yasalaşır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kapalı kapılar ardında yapılan siyasi pazarlıklar, hiyerarşik yapılar, kayırma ve en önemlisi toplumun güven sorunu ortadan kalkar. Her karar bizler adına karar verenlerce değil bizzat bizler tarafından alınır. Demokrasi Model 2022.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Jul 2022 01:58:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okuma eylemi...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/okuma-eylemi-87</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/okuma-eylemi-87</guid>
                <description><![CDATA[Okuma eylemi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Okuma eylemi nedir? Okumaya doyulmaz ihtiyaç nedendir? Aklımızda cevaplanacak bir sürü soruyla mı kitap açıyoruz? Cevap mı arıyoruz?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Merak ettiğimiz nedir? Tabi merak ediyorsak. Tariflenen çağ mı bize albenili geliyor, yoksa hikayenin şehri mi sokaklarında koşturmak istediğimiz? Okurken&nbsp; dost ya da akrabalarımızın arasına mı katıyoruz kahramanları? Bize ait, sakladığımız&nbsp; göstermediğimiz adını anmadığımız bir parçamı buluyoruz ? Aniden sayfaların arasından sen busun diye fısıldıyor mu? Yüzleşiyor muyuz gölgeli yanlarımızla kimse görmeden? Bir karakter ya da olay aydınlığa mı taşıyor bizi? Ya da hepsi mi?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Olaylara üçüncü göz olmak, tepeden bakmak güçlü mü hissettiriyor? Uzağı yakın, geçmişi şimdi mi yapıyoruz? Yoksa zamanımızdan geleceğe mi taşınıyoruz? Zamanda , mekanda, insan ilişkilerinde, karakter&nbsp; çeşitliliğinde yolculuk mu hoşumuza giden? Hiç durmayan sürekli giden bir tren edebiyat. Hiçbir durakta, garda inmek istemiyorsun, çünkü bir sonraki durağın merakı var aklında.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gerçek öyküler dikkatimizi çekerken kurgusal olandan da aynı hazzı alıyoruz. Yazarın&nbsp; kurguladığını, biz hafızamızda gerçeğe döndürüyoruz, ete kemiğe büründürüyor, seviyoruz üstüne üstlük. Beş duyumuzu hizmetine sunuyoruz, aklımızı bilgimizi deneyimlerimizi hayal gücümüzle katılıyoruz yazarın kurguladığına. Belli ki artık bizim oluyor o roman yada hikaye. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Evet yalnız bizim oluyor okuma eylemiyle yani küçücük bir çabayla… yalnızca okuyarak, anlayarak bizim yapıyoruz, duygularımızın istemlerimizin en kuytularına&nbsp; saklıyoruz. Kimseninkine benzemeyen gizemler, güzellikler ekliyoruz. Kendi beğenimizle biçimliyoruz, Anna Karanina yı dünyanın en güzel kadını yaparken, Hamleti yakışıklı ve centilmen olarak tarifliyoruz, yazar izni beklemeden.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bence okuma eylemini yeniden yaratmak olduğu için seviyoruz. Kitabın ilişkiler ağında kendimizi&nbsp;aklayıp paklıyoruz birazda.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tiyatro ya da film yönetmenleri tekste yada senaryoya en bağlı olan bile kendi düşünsel dünyasını, dünyaya bakış açısını, algılayış biçimini, etkilendiği her şeyi ekliyor rejisine.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Edebi eserlerin tiyatro sinema uyarlamalarını sever misiniz? Ben bayılırım. Hatta aynı eserin farklı yönetmenlerce tekrarlanması heyecanımı arttırır. Ne zengin bir çeşitlilik çıkar karşımıza. Farklı ele alışlar, farklı duyumsamalar, farklı özümsemeler. Metinler her birinin elinde farklı renkle boyanır bence, dokuları farklılaşır adeta.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zamanla okuma alışkanlığımız belirli türlere, belirli yazarlara, yada konulara evriliyor. Sevdiğimiz bir yazar takip hissi uyandırıyor çoğumuzda.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yazar yaşıyorsa eğer, aile yapısı dikkatimizi çekiyor sosyal yaşamı, nerde ne yapıyor sorularıyla yazma ritüellerini&nbsp; merak ediyoruz. Hayatta olmayanlarda çağının etkilerini görmek, başkaldırısını hissetmek sarhoş ediyor bizi. Yazar yazdığı kahraman ve biz dostluk kuruyoruz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İlk çağlardan, uzay araçlarına, efsanelerden, mitlerden, yaşanmış olana törelere, sevgiden nefrete, acıdan sevince , özel olandan değersiz ilan edilmişe, bir çok daldan meyve topluyoruz. Yazarların amacı da bu değil mi olgunlaşmış en değerli meyvelerini okuyucularına sunmak.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kitap bizi yalnızlığa itelerken, bir yandan da yalnızlığımızdan çekip çıkarıyor. Okurken yalnızlığa itiliriz, zevk almamaya başlarız günlük hayhuydan, gereksiz süzülmemiş, özensiz çapaklı konuşmalardan. Süslü değil ama içi dolu, bizi şaşırtacak, duyma lezzeti taşıyan konular&nbsp; cümleler ararız, gönlümüz onu ister, sıradanlıktan kaçar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kitap eğitir öğretir ufkumuzda sürprizli kapılar açar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kitap bizi estetik bir dünyaya davet eder.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kitap yalnız bir dünyanın kalabalıklığıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Okumak biraz da kendin olmak değil midir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Okuması bol günler dilerim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Jul 2022 01:46:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deha...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/deha-86</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/deha-86</guid>
                <description><![CDATA[Deha...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün 19 Mayıs, Atatürk’ün gençliğe armağanı. Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı kabul edilen Samsun’a çıkışın yıldönümü. Bugün 103. Yıldönümü kutlanacak. Bir asır, en az 3-4 kuşağı kapsayan bir süreç. İlk kuşakların duyduğu heyecan ve coşku azalsa da miras sürüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysa tam tersi olmalı, heyecan ve coşku her nesilde daha da artmalıydı. Eğer o gün Bandırma Vapuru, Samsun’a çıkmamış ve Kurtuluş Savaşı’nın fitili ateşlenmemiş olsaydı. Bugün halimiz nice olurdu, düşünmek bile yersiz. Bir vatana sahipsek, bu Ata ve tüm kahramanların eseri. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">19 Mayıs 1919 gibi bu zaferin kazanılmasında onun gibi birçok tarihin önemi var. Atatürk bu tarihlerin hepsinde başrolde. Kısa süren hayatına birkaç ömürlük başarıyı sığdıran bu Deha’nın belki de içinde uhte kalan ve olduğunu göremediği tarih ise 30 Haziran 1939. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatay’ın ana vatana katıldığı bu tarih bugün daha da önem kazandı. Atatürk’ün ‘’Benim şahsi davam’’ dediği. Fransızlarla savaş çıkacak korkusuyla hareket ederek yeni kurulmuş Hatay Cumhuriyeti’ne pek karışmak istemeyen hükümetle ters düştüğü en önemli konu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyle ki; Fransızlar’ın bölgedeki Türk nüfusu sindirmek, ümitlerini yok etmek için yaydığı ‘’Atatürk ölüm döşeğinde’’ propagandasını kırmak, hem Fransızlara, hem çekingen davranan İnönü hükümetine mesaj vermek için hasta yatağından kalkıp, geziye çıkacak kadar sahiplendiği bir dava. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neden derseniz, tabii ki O’nun ileri görüşlülüğünün askeri dehasının, diplomatik zekasının eseri. Bugün Akdeniz’de söz sahibiysek, Kıbrıs’ı koruyabiliyorsak, ‘’Mavi Akım’ ı sürdürebiliyorsak, en önemli coğrafi etkenlerden birisi İskenderun Limanı’na sahip olmamızdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birilerinin neden Irak’ı, neden Suriye’yi karıştırdıklarını, neden bu bölgede doğudan-batıya uzanan bir koridor devlet kurmaya, denize ulaşmaya çalıştığını şöyle bir düşünürseniz, Hatay’ın da Türkiye için ne kadar önemli olduğunu hemen anlarsınız, hem de hayati bir önem. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Atatürk gibi bir Deha’nın 100 yıl önceden gördüğü bu önemi kaybetmemek, nasıl Türk nüfusun fazlalığı sayesinde yapılan referandumla Hatay Cumhuriyet’i, Türkiye’ye katılmışsa, şu anda ciddi şekilde değişen nüfus dağılımının tersi bir sonuç doğurmayacağının garantisi ne? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Doktor Lütfü Savaş, geçtiğimiz aylarda bu konuya dikkat çekmek için böyle giderse 10 yıl içinde kenti Arap kökenli bir başkanın yöneteceğini söylemişti. Ancak konu birkaç gün konuşulduktan sonra unutulup gitti. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Meseleye, Suriyeli mültecilerin ‘’bugün kalsınlar mı, gitsinler mi?’’ gibi daraltmaktan çok daha geniş perspektifle bakmamız, Atatürk gibi çok uzun vadeli düşünmemiz, çok daha ileriye bakmamız gerekir. Bugünkü iyi niyetimizin yârin ki pişmanlığımız olmaması için.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kanla kazandığımız, diplomasiyle taçlandırdığımız, 30 Haziran 1939’da nihai sınırını çizdiğimiz bu güzel vatanı gençlerimize, çocuklarımıza bırakmak istiyorsak, attığımız her adımda bu coğrafyada bu topraklarda gözü olanların yüzyıllık planlarını da hesaba katmamız gerek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Deha’lar yeryüzüne her yüzyıl da bir gelirmiş, bize düşen görev bizim adımıza düşünüp, yapacak yeni bir Deha daha beklemeden sahip olduğumuzun bıraktığı mirası korumak, onu geliştirip, güzelleştirip, daha da ileriye taşımak, günü kurtarırken, yarından olmamak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Atatürk’ü anma, anlama, anlayabilme bayramınız kutlu olsun.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 May 2022 15:14:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıyaslamak ve eleştirmek</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kiyaslamak-ve-elestirmek-84</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kiyaslamak-ve-elestirmek-84</guid>
                <description><![CDATA[Kıyaslamak ve eleştirmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaşamak güzel şey değil mi ama? İnsan sağlıklı olursa bir de. Hayatta bir amacı, gelecek adına planları varsa ne güzeldir yaşamak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimimiz doğuda, kimimiz batıda, kimimiz kuzeyde veya güneyde, koca dünyada bir yerlerde doğmuşuz. Bizi yetiştiren insanların ve içinde büyüdüğümüz toplumların da kimliğimiz, kişiliğimiz üzerine büyük payı var. Bizler de gerek yapıp ettiklerimizde, gerek askerlik gibi vatani görevlerle, gerekse çalışıp üreterek hem toplumumuza hem de dolaylı olarak tüm dünya insanlarına hizmet ediyor, bir yerde borcumuzu ödüyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Asya veya Avrupa, Afrika veya Amerika hatta bu kıtaların küçük ülkelerine göre pek çok şey değişiklik gösteriyor. Kanunlar olsun, kültür ve ahlak kuralları olsun çok çok farklı. Yaşam standartları, mutluluk ölçeklerine yani bazı istatistiklere göre insanların yaşam standartları çok farklı olabiliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demokrasi olan veya demokrasi olmayan toplumlar var. Demokrasinin bile çok farklı uygulanması, toplumda ve bireysel düzeyde farklı algılaması söz konusu. Hem demokrasi hem de krallıkların birlikte mevcudiyeti, örnekleri gözümüzün önünde. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başka toplumlarda, başka kültürlerde yaşayan insanların bir araya geldiklerinde yaşam şartlarını ve genel durumu hem kıyaslamaları hem de eleştirmeleri kaçınılmaz oluyor. Avrupalı’nın Ortadoğu veya Afrika, Asya toplumlarını ya da tek tek örnekler üzerinden devletlerin idare ediliş biçimlerini kıyaslayıp eleştirmeleri çok doğal tabii ki. Fakat atalarımız ne de güzel söylemiş. ‘Bir elin parmakları bir değil’. Kardeşler bir fabrikada üretilmiş gibi tek tip değilken farklı toplumlar ve devletler tek düze olabilir mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şahsen pek çok kez Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde bulunmuş bir kişi olarak bizden ne denli farklı olduklarını çok iyi biliyorum. Tarihten gelen uygulamalar ve gelenekler toplumların adeta genlerine işliyor ve toplumu şekillendiriyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzakdoğu toplumlarından örneğin koca Çin’in bugün şahit olduğumuz demokrasi ve insancıllıktan uzak uygulamaları tarihlerinin bir yansımasıdır. Afrika’nın pek çok ülkesinin doğal kaynaklar yönünden zengin fakat yaşam standartları yönünden tüm dünyanın gerisinde olmasının temeli de genlerine işlemiş olan parçalanmış kabile yapısıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Teknoloji ve bilgi akışı sayesinde bugün dünyanın herhangi bir yerinde insanlık aleminin geldiği son noktayı, en güzel düzeni görüp, bilip, uygulayıp yaşatmak olası değil midir? Teorik olarak tamamen mümkün fakat gerçekte asla mümkün değildir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplumları hatta bireyleri kıyaslayıp eleştirmek kolaydır. Oysaki yaşamın renklerini, kültürlerin farklılığını kabullenmek gerekmektedir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 May 2022 15:07:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İş başa düşünce...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/is-basa-dusunce-83</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/is-basa-dusunce-83</guid>
                <description><![CDATA[İş başa düşünce...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siyasi partilerde örgütü toparlamak görevi genelde örgütün başındaki insanlara aittir. Yani ilçelerde ilçe başkanları, illerde il başkanları mensup oldukları siyasi kurumun diri ve birlik halinde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhuriyet Halk Partisi İzmir'de 2000 yılından sonra bu konuda hatırı sayılır bir yol kat etmiş, örgütü sağlam ve diri tutarken bir yandan da büyümeyi sağlayabilmiştir. Bu özverili ve disiplinli çalışma, İzmir seçmeninin duyarlılıkları ile de örtüşünce Cumhuriyet Halk Partisi, 2004 seçimlerinden itibaren yerel seçimlere ambargo koymuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak 2018 yılında yapılan parti içi seçimlerinden sonra CHP örgütü İzmir'de bu birlik görüntüsünden uzaklaştı. Dağınık ve gruplaşmaların arttığı bir örgüt haline geldi. Mevcut erkin örgüt üzerinde hakimiyet kurma konusundaki yetersizliği, karmaşanın artmasına neden oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sıkıntı Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in de dikkatini çekmiş olmalı. Başkan Soyer bu dağınıklığı dermek için kolları sıvamış görünüyor. Büyükşehir’in yaptığı çalışmaları, yatırımlarını ve projelerini örgüte anlatıp, bir hedef etrafında birleştirme çabaları Soyer'in örgüt olmadan hedefe varılamayacağını düşündüğünü gösteriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eski İl başkanlarını, ilçe başkanlarını, il yöneticilerini Ahmed Adnan Saygun Merkezi'nde bir araya getiren Soyer yaptıklarını ve hedeflerini örgütün deneyimli isimlerine anlatarak, bir anlamda onları da sahaya çekti. Bu sunumları tekrarlayacağını ve eski meclis üyelerine de sunum yapacaklarının altını çizen Soyer, dağılan il örgütünü toparlama konusunda önemli bir adım atmış oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">------------------------------------------------</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!"</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gençliğe hitabesinde Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın hangi koşullar altında yapıldığını kısaca özetlemiş ve en kötü durumda bile Cumhuriyeti kurtarma görevini gençliğe vermiştir. Bugün bu büyük devrimcinin bağımsız bir Cumhuriyet ile taçlanan büyük yürüyüşünün ilk gününün 103. yıl dönümü. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, en az o günkü gibi vahim ve zorlu koşullar içinde. Millet yine fakr ü zaruret içinde. Türk gençliğinin önünde Atatürk'ün kendisine yüklediği görevi yerine getirmek için tarihi bir fırsat var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gençlik, bir yıl sonra yapılacak olan seçimlerde bu tarihi görevi demokrasi kuralları içinde yerine getirecektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 May 2022 15:02:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bandırma Vapuru</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/bandirma-vapuru-82</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/bandirma-vapuru-82</guid>
                <description><![CDATA[Bandırma Vapuru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tarihte yer almak, ya da tarihe mal olmak önemli kavramlar.&nbsp; İnsanlık için hizmet etmiş olmak, bulunduğu zaman içinde bir gelişimin değişimin nedeni olmak v.b gerekiyor. Tarihte yerini almış birçok acının nedeni olmuş kişi ve olayları şimdilik atlıyoruz, yok da sayamıyoruz ne yazık ki.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hepimizin aklında yüreğinde Bandırma Vapuru var şu günlerde. 113 yıl önce yola çıkmış,&nbsp; kendi eski,&nbsp; &nbsp;yürekleri umutla kararlılıkla dolu yolcuları olan Bandırma Vapuru.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bu yazıya başlamadan tarihteki önemli gemiler nelerdir diye merak edip biraz araştırdım. Colomp’un gemisi Santa Maria – Rusların Potemkini – Almanların Bismarck’ı – Titanik – Macellanın Victoriası—Çanakkale Savaşı’nın ünlü Nusret Mayın Gemisi ve Bandırma Vapuru. Süre kısa olduğu için bu kadarla yetindim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Pr. Dr. Mehmet Ö. Akan bir yazısında’’ 20. Yüzyıl için en uzun yıl gibi tanımlama yapılacak olsa bunun 1919 yılı olacağını çünkü Türkiye ve dünya için her şey yeni başlıyordu, kartlar adeta yeniden dağıtılıyordu. 1919 çok ilginç bir yıldı’’ diyor.&nbsp; 1914-1918 arasında süren savaşın sonunda Avrupa’nın siyasi haritasının, güç dengelerinin değişmesi ile bir çok devlet yıkılmış, yeni ülkeler kurulmuş. Kurtuluş Savaşı’nı zorunlu kılan bir paylaşım başlamış Anadolu üzerinde.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İşte tam bu dönemde Bandırma Vapuru ile tanışıyoruz, tanışıyoruz ama yükünün önemini bilmeden, sıradan bir vapur olarak başlıyor seferine, böylece yol alıyor, tarih sayfalarına geçiş nedeninin farkında değil belli ki. Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımının&nbsp; taşıdığı kişilerle o günlerde atılacağını bilse daha mı hızlı giderdi ? Ya da o bozuk pusulasını tamir ettirir miydi ? Sanırım ‘evet’ yapardı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bilseydi yolcularının bir ulusun kaderini değiştireceğini, yenik düşmüş yorgun ulusa, sahip oldukları iman gücünü hatırlatacaklarını, yurt ve vatan sevgisinde birleştireceklerini. Gelecek günlere, özgürlük inançlarına hep beraber ölmek pahasına sahip çıkmak gereğinin, bununsa ancak birlikte hareket etmekle mümkün olduğuna inandıracaklarını… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bilseydi, Bandırma Vapuru bunları Kara denizin dalgalarına anlatırdı usul usul… derdi &nbsp;’’ yüküm dünyaya bedel’’ Yunuslar müjdeci çıkardı eminim. Karadeniz daha bir deli çırpınırdı belki.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">1878 de Britanya da inşa edilmiş. İngiliz ve Yunan bayraklarıyla yolcu ve mal taşımış. 1910 dan sonra İdare-i Mahsusa tarafından satın alınmış ve Bandırma adı verilmiş. 47,7 metrelik Bandırma Vapuru 192 tonluk bir gemiymiş. Üstelik 1.Dünya Savaşında Şarköy de İngiliz denizaltısının saldırısına uğramış ama sağ salim kurtulmuş. Kurtulmuş çünkü çok önemli bir görevi var 19 Mayıs’ta.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">O Günlerde Samsun,&nbsp; limanıyla Anadolu’ ya açılması nedeniyle stratejik bir konumda. Buradaki Rum Pontus çetelerine karşı bir ayaklanma şüphesiyle İstanbul’dan bu duruma son verilmesi halkın sakinleştirilmesi istenmiş. İşte yetkileri genişletilmiş bir kumandanın tayin edilmesi bu kumandanın Mustafa Kemal olması Türk halkının şansıdır, bizim talihimizin ve tarihimizin dönüm noktalarından biridir 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışı. Bu tarih ve ardından gelecek zorlu günlerin, o günlerin sonundaki özgürlüğün ilk adımıdır. Terhis edilmiş bir orduyu birleştirmek tek bir ordu haline getirmek Samsun’a çıkışla başlamıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bu geminin yolcuları başta Mustafa Kemal olmak üzere gelecekteki özgür günleri yaşamak, bunun içinde başarmak istiyordu, isteklerinin ve kararlılıklarının kudreti ile dünyayı hayret ve şaşkınlık içinde bırakacak bir mucizeyi, Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp zaferle sonuçlandırdılar. Bir Mucizeyi top yekün başaran Türk halkının da haklı olarak kahramanı oldular.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Samsun’a yola çıkmadan annesi ve kardeşiyle helalleşiyor Mustafa Kemal. </span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Anne ben yarın Anadolu’ya gidiyorum. Selanik nasıl elden gittiyse buralar da öyle olabilir. Ben kurtarmaya çalışacağım. Elimden ne gelirse onu yapacağım. Hesapta ölmek gidip gelmemek var. Bana hakkını helal et. Makbule işler fenaya dönerse buradan ayrılmayın. Ne olursa olsun yola çıkmaya kalkmayın. Başaramazsam zaten sizi öldürürler, o zaman elbet bende ölmüş olurum, diyor. Ölüme atıldıklarını biliyor ama ailesini geride bırakmayı da biliyor.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sana ve silah arkadaşlarına minnettarız Atam. Saygı ve şükranla anıyoruz sizi sadece 19 Mayıs’larda değil her nefes alışımızda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Huzurla uyuyun.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tarihte yer almak, ya da tarihe mal olmak önemli kavramlar.&nbsp; İnsanlık için hizmet etmiş olmak, bulunduğu zaman içinde bir gelişimin değişimin nedeni olmak v.b gerekiyor. Tarihte yerini almış birçok acının nedeni olmuş kişi ve olayları şimdilik atlıyoruz, yok da sayamıyoruz ne yazık ki.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hepimizin aklında yüreğinde Bandırma Vapuru var şu günlerde. 113 yıl önce yola çıkmış,&nbsp; kendi eski,&nbsp; &nbsp;yürekleri umutla kararlılıkla dolu yolcuları olan Bandırma Vapuru.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bu yazıya başlamadan tarihteki önemli gemiler nelerdir diye merak edip biraz araştırdım. Colomp’un gemisi Santa Maria – Rusların Potemkini – Almanların Bismarck’ı – Titanik – Macellanın Victoriası—Çanakkale Savaşı’nın ünlü Nusret Mayın Gemisi ve Bandırma Vapuru. Süre kısa olduğu için bu kadarla yetindim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Pr. Dr. Mehmet Ö. Akan bir yazısında’’ 20. Yüzyıl için en uzun yıl gibi tanımlama yapılacak olsa bunun 1919 yılı olacağını çünkü Türkiye ve dünya için her şey yeni başlıyordu, kartlar adeta yeniden dağıtılıyordu. 1919 çok ilginç bir yıldı’’ diyor.&nbsp; 1914-1918 arasında süren savaşın sonunda Avrupa’nın siyasi haritasının, güç dengelerinin değişmesi ile bir çok devlet yıkılmış, yeni ülkeler kurulmuş. Kurtuluş Savaşı’nı zorunlu kılan bir paylaşım başlamış Anadolu üzerinde.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İşte tam bu dönemde Bandırma Vapuru ile tanışıyoruz, tanışıyoruz ama yükünün önemini bilmeden, sıradan bir vapur olarak başlıyor seferine, böylece yol alıyor, tarih sayfalarına geçiş nedeninin farkında değil belli ki. Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımının&nbsp; taşıdığı kişilerle o günlerde atılacağını bilse daha mı hızlı giderdi ? Ya da o bozuk pusulasını tamir ettirir miydi ? Sanırım ‘evet’ yapardı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bilseydi yolcularının bir ulusun kaderini değiştireceğini, yenik düşmüş yorgun ulusa, sahip oldukları iman gücünü hatırlatacaklarını, yurt ve vatan sevgisinde birleştireceklerini. Gelecek günlere, özgürlük inançlarına hep beraber ölmek pahasına sahip çıkmak gereğinin, bununsa ancak birlikte hareket etmekle mümkün olduğuna inandıracaklarını… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bilseydi, Bandırma Vapuru bunları Kara denizin dalgalarına anlatırdı usul usul… derdi &nbsp;’’ yüküm dünyaya bedel’’ Yunuslar müjdeci çıkardı eminim. Karadeniz daha bir deli çırpınırdı belki.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">1878 de Britanya da inşa edilmiş. İngiliz ve Yunan bayraklarıyla yolcu ve mal taşımış. 1910 dan sonra İdare-i Mahsusa tarafından satın alınmış ve Bandırma adı verilmiş. 47,7 metrelik Bandırma Vapuru 192 tonluk bir gemiymiş. Üstelik 1.Dünya Savaşında Şarköy de İngiliz denizaltısının saldırısına uğramış ama sağ salim kurtulmuş. Kurtulmuş çünkü çok önemli bir görevi var 19 Mayıs’ta.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">O Günlerde Samsun,&nbsp; limanıyla Anadolu’ ya açılması nedeniyle stratejik bir konumda. Buradaki Rum Pontus çetelerine karşı bir ayaklanma şüphesiyle İstanbul’dan bu duruma son verilmesi halkın sakinleştirilmesi istenmiş. İşte yetkileri genişletilmiş bir kumandanın tayin edilmesi bu kumandanın Mustafa Kemal olması Türk halkının şansıdır, bizim talihimizin ve tarihimizin dönüm noktalarından biridir 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışı. Bu tarih ve ardından gelecek zorlu günlerin, o günlerin sonundaki özgürlüğün ilk adımıdır. Terhis edilmiş bir orduyu birleştirmek tek bir ordu haline getirmek Samsun’a çıkışla başlamıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bu geminin yolcuları başta Mustafa Kemal olmak üzere gelecekteki özgür günleri yaşamak, bunun içinde başarmak istiyordu, isteklerinin ve kararlılıklarının kudreti ile dünyayı hayret ve şaşkınlık içinde bırakacak bir mucizeyi, Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp zaferle sonuçlandırdılar. Bir Mucizeyi top yekün başaran Türk halkının da haklı olarak kahramanı oldular.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Samsun’a yola çıkmadan annesi ve kardeşiyle helalleşiyor Mustafa Kemal. </span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Anne ben yarın Anadolu’ya gidiyorum. Selanik nasıl elden gittiyse buralar da öyle olabilir. Ben kurtarmaya çalışacağım. Elimden ne gelirse onu yapacağım. Hesapta ölmek gidip gelmemek var. Bana hakkını helal et. Makbule işler fenaya dönerse buradan ayrılmayın. Ne olursa olsun yola çıkmaya kalkmayın. Başaramazsam zaten sizi öldürürler, o zaman elbet bende ölmüş olurum, diyor. Ölüme atıldıklarını biliyor ama ailesini geride bırakmayı da biliyor.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sana ve silah arkadaşlarına minnettarız Atam. Saygı ve şükranla anıyoruz sizi sadece 19 Mayıs’larda değil her nefes alışımızda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Huzurla uyuyun.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 May 2022 14:58:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşler tıkırında...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/isler-tikirinda-81</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/isler-tikirinda-81</guid>
                <description><![CDATA[İşler tıkırında...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekonomiden genel tabirle ‘’aklım yettiğince’’ anlarım. Kesinlikle ‘’Ekonomist’’ değilim. Lisans eğitimime baktığımda da iktisat ve istatistik derslerindeki bilgilere çalışma hayatımdakileri eklesem yine de ‘’Ekonomistim’’ in ‘’Eko’’ su ancak olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ondan dolayı ekonomik modeller, ekonomik teoremler, ‘’Öyle olursa, böyle olur’’ u benden beklemeyin. Doların artışının neden her şeyi altüst ettiğini anlasam da, cari açıktan girip, ihracattaki artışın neden kişi başı gelire hakkaniyetle yansımadığını anlamam mümkün değil!</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Amma velakin,&nbsp; bizdeki enflasyonun sadece doların artışı, petrol fiyatlarındaki yükseklik, hatta dibimizdeki Rusya-Ukrayna savaşından kaynaklanmadığını net olarak söyleyebilirim. Bunların etkisi tabii ki var, fakat temel neden üretimden kaçmamızdan kaynaklanıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tarımda yıllardır uygulanan hatalı politikaların buğday, ayçiçek yağı gibi temel gıda maddelerinin bile dışa bağımlı hale gelmesinin enflasyondaki etkisi yukarıda saydıklarımızdan çok daha fazla. Yol, köprü, havaalanı, tünel, demiryolu hepsi güzel şeyler ancak bedelleri ağır oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her şeyden önce en kötü zamanlarda bile tarımda kendine yeten bir ülkeyken nasıl bu duruma geldik, bunun nedenini bulmalı ve çözmeliyiz. Ekonomimizi inşaattan, fason üretime dayalı sanayiden, orta sınıf hizmet sektörü sarmalından kurtarmak için ciddi adımlar atmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yüzde 10’ların altında olan enflasyonun, öyle olduğu için övünen yöneticilerin, bir senede (hadi birazda pandemi etkisi var diyelim) resmi rakamlarla nasıl yüzde 37’lere ulaştığını iyi analiz etmesi gerekiyor. 2022’de daha iyi olacak derken, 3 aylık enflasyonun resmisi yüzde 22’yi geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muhalif ekonomistlere bakarsak, gerçek enflasyon zaten yüzde 80’lerde seyrediyor. Bu yıl resmi de yüzde 40’ları aşacağı, gerçekte ise yüzde yüzleri zorlayacağı dillendiriliyor. İşçinin, memurun, emeklinin aldığı zamlar zaten Şubat’ı göremedi, çoktan eridi gitti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hem sıcak döviz hem işsizliğe çare diye bakılan Turizm’de lanet savaş yüzünden balta yemiş durumda. En çok turistin geldiği Rusya savaşta keza Ukraynalı turistleri de yok saymamak gerek. Sektör tam ‘’pandemiden kurtulduk’’ diye düşünürken, savaşla yine can evinden vuruldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunu halen kilosu 15-20 lira olan domatesten bile anlayabilirsiniz. Keza petrol, ayçiçek, buğday’dan da. Zincirleme etkisiyle ekmek başta olmak üzere tüm ürünlere de yansıyor bu. Savaş her şeyi ile kötü, bir yanda yaşananlara üzülürken, diğer yanda da ekonomik etkilerini yaşıyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toparlarsak, bu yıl 2021’den daha kötü olabilir, ama endişelenmeyin ‘’İşler tıkırında’’. Büyüklerimize göre her şey 2023 seçimiyle ilgili. Mesela füze gibi yükselmeye devam eden enflasyon, 2023 itibariyle düşecek. Dolar dersen, ‘’Siz kaç isterseniz öyle olsun efendim’’ e dönecek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onun için sıkın dişinizi, 20 yıllık iktidar, bir kez daha kazanırsa sorun diye bir şey kalmayacak. Bugüne kadar yaşananların sorumlusu ülkeyi yönetenler değil ki, fail 20 yıldır iktidar olamayan muhalefet.&nbsp; Bir kez daha iktidara yenilirlerse, her şey güllük gülistanlık olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">‘’İşler tıkırında’’ yken az daha dayanın şunun şurasında bir yıl bile kalmadı…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Apr 2022 11:56:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İkbal ışığı...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ikbal-isigi-80</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ikbal-isigi-80</guid>
                <description><![CDATA[İkbal ışığı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dünyanın ilk ve tek çocuk bayramıdır. Atatürk, bir bayramı çocuklara atfeden ilk ve tek liderdir. Ama bu bayram öyle “çocuk bayramı” diye geçiştirilecek, sadece çocukların eğlenmesi için etkinliler düzenleyerek baştan savılacak bir bayram değildir. Bu bayramın ne anlam ifade ettiği Atatürk’ün sözlerinde vücut bulmaktadır:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışında yaptığı konuşmada söylediği bu sözler, 23 Nisan’ın önemini vurgulaması açısından anlamlıdır. Cumhuriyetin temel çerçevesinin belirleyici olması da 23 Nisan’ın ayrıca ne kadar önemli olduğunu da açıklar. Buradaki temel çerçeve yine Atatürk’ün deyişiyle; “Hakimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir.” Yani “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ulusun kendi kendini seçtiği vekiller aracılığı ile yönetmesini sağlayacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihinin bayram olarak ilan edilmesinin anlamı ve temel özelliği budur. Bu bayramın çocuklara atfedilmesi ise yine Atatürk’ün yüksek öngörüsünün bir yansımasıdır. Herkesin yaşama çocuk olarak başladığı gerçeğinden hareketle insanlığın yarına uzantısı olan çocukları, ulusal egemenlik bilinciyle donatma isteği<span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#333333">dir Atatürk’ün düşüncesi. Dikkatleri insanın yarına uzantısı olan çocuk üzerine çekip yoğunlaştırarak, ailelerin, milletlerin, ülkelerin yarınlarını güvence altına alabilmeleri için önlemler oluşturulması gerektiği bilincini yaymak ve bu yolda çalışmalar yapılmasını sağlamaktır amaç.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#333333">Tabi ulusal egemenliği sağlamak sadece meclise ve parlamenterlere sahip olarak olanaklı olmuyor. Ekonomik bağımsızlık ulusal egemenliğin </span></span><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#333333">ön koşuludur. O yüzden Atatürk, “Her fabrika bir kaledir” sözü ile bu egemenliğin nasıl korunacağının yolunu göstermiştir. O yüzden ulus olarak her zamankinden daha çok üretmeliyiz. Çocuklarımızı üreten bireyler olma yolunda teşvik etmeliyiz. Yine Atatürk’ün çocuklar üzerine yüce düşüncesini anımsayalım:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#333333">“Küçük hanımlar, k</span></span></strong><strong><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#333333">üçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.”</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:10.5pt"><span style="color:#333333">23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Apr 2022 11:52:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Modern çağda zorbalık!</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/modern-cagda-zorbalik-79</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/modern-cagda-zorbalik-79</guid>
                <description><![CDATA[Modern çağda zorbalık!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güneşte parlayan kum tanecikleri gibi neredeyse sonsuz sayıda gezegen ve gök cismi var. Şehirden uzak bir yerdeyseniz, gece başınızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda pırıl pırıl parlıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O sonsuzluk içerisinde artık biliyoruz ki bu Dünya gibi bir tane daha yok. En azından bugünkü bilimle. Çok ilginç değil mi? Işığın hızıyla bile yıllar yüzyıllar süren bir mesafeye varsak dahi yok. Bizlerin yaşayabileceği, nefes alıp yeşil otlarına uzanıp kuş cıvıltılarını dinleyebileceği bir yer yok işte. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nice güzellikleri içerisinde insan eliyle yapılmış binalarla, köprülerle, heykellerle, çiçek bahçeleriyle süslenmiş yaşanası ülkeler ve şehirler var. İçinde yaşayan güzel insanlarıyla başka pek çokları gibi bizim de imrendiğimiz yerler var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrıca zeki ve girişimci insanların sıfırdan kurup geliştirdiği, adeta bir bebek gibi büyütüp dünya çapında hizmet verebilen devasa şirketler var. Yüksek teknoloji kullanarak insanların neredeyse hiç bir fiziksel sınıra veya kısıtlamaya takılmadan günün herhangi bir anında fikirlerini, duygularını, kimi belge bilgilerini başkalarına aktarabildikleri müthiş olanaklar sağlıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir de insanlık adına büyük işler yapan, günün birinde Mars’ta yaşanabilecek bir yer inşa etme hayali kuran, elektrikli otomobil kavramını bambaşka bir seviyeye çıkaran, teknolojinin harika çocuğu Elon Musk var. Uzaya gönderdiği insan taşıyan roketlerinin yeryüzüne dikine iniş yapmasını izlemek bile hayranlık uyandırıyor. Yıl 2022. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O güzelim şehirleri ve bu muhteşem şirketleri kuranlar hem de bu modern çağda bir bakıyorlar ki zorbalık; sahip oldukları ve tüm dünya insanlarının da faydalanıp tadını çıkardıkları o güzellikleri yakıp yıkıp yok etmekte. Elinde baltalar, keskin kılıçlar, başlarında tuhaf şapkalarla antik çağın vahşi insanları değil bunu yapanlar. Bilakis teknolojiyi kullanan, güzel giyinen, güzel beslenen, güzel bir sanat eserine değer verip takdir edebilen insanlar bunlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tankla topla tüfekle şehirleri yok edip insanların canını almak ne kadar büyük vahşet değil mi? Ya elindeki maddi kaynakları kullanarak başkalarının sıfırdan kurup geliştirdikleri şirketleri amiyane tabirle üzerine çöküp “ya benim olursun ya kara toprağın” zihniyetiyle elde etmeye çalışmak? zorbalığın dik alası değil midir? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hani nerede kaldı senin o kibarlığın, insanlık adına projeler geliştiren yüce gönlün? Hep söylerim. İnsan vahşi bir tür. İnsanlar insanları öldürür. İnsanoğlunu ne kanunlar durdurabilir ne kurallar ne de yazılı veya yazılı olmayan sözleşmeler içindeki vahşi yön harekete geçtiğinde. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm bunlar tabii ki gereklidir ve kanunların kuralların var olması gerekir. Aksi halde kaos olur. Hatta kanun ve kuralların tüm dünya üzerinde sınırlar olmaksızın herkes ve her durum için aynı şekilde uygulanabilir olması gerektiği düşüncesindeyim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani adalet ve korunmanın herkes için mümkün olması gerektiğini. Bugün için ütopyadır bu. Fakat düşleyip tasarlamadığımız hiç bir şey gerçekleşmeyecek, düşleyip tasarladığımız hemen her şey elbet bir gün gerçekleşecektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Apr 2022 11:47:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeniden çocuk olsak...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yeniden-cocuk-olsak-77</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yeniden-cocuk-olsak-77</guid>
                <description><![CDATA[Yeniden çocuk olsak...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlamlı 3 bayramın birleşmesinden oluştuğunu ben çocukluktan sonraki yıllarda öğrendim. Tabi önemi bir kat arttı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İlk bayram: 23 Nisan 1921 de Türkiye’nin ilk Milli bayramı kabul edilmiş. Milli Bayram Addine Dair kanun ile.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İkinci bayram: 1 Kasım 1922 de Hakimiyet-i Milliye yani Saltanatın kaldırılması ile (Ulusal Egemenlik Bayramı) kutlanmaya başlamış. Daha sonra 23 Nisan Milli Bayramı ile 1 Kasım Hakimiyet-i&nbsp; Milli Bayramı birleştirilmiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">23 Nisan 1927 de Çocuk Esirgeme Kurumu bu günü şehit ve gazi çocuklarıyla bakıma muhtaç ve himaye altındaki çocukların durumunu anlatmak ve kamuoyu yaratmayı amaçlamış. İşte bu tarihten sonra 3 bayram birleşerek tek bayram olarak kutlanmaya başlamış.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">23 Nisan 1927’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı&nbsp; Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiş. O yıl çeşitli etkinliklerle kutlanmış. Hafta olarak kutlanması 1929’da olmuş. Atamızın başlattığı bir gelenekte çocukların bu önemli günde Cumhurbaşkanlığı makamına davet edilmesine başlanılmış. 1980 yılında Milli Güvenlik Kurulu’nun kararıyla adı &nbsp;‘ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ &nbsp;olmuş. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kentlerin, kasabaların, köylerin meydanlarında, stadyumlarda yapılan gösteriler fener alayları coşkusunu hiç kaybetmeden devam ediyor hatta daha coşkulu ve&nbsp; daha katılımcılı demeliyiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bizlerin çocukluğunda 23 Nisan anlamının çocukça zihnimizdeki karşılığının yanı sıra geçit töreni demekti, sınıfı süslemek demekti ve en sevdiğimiz şeydi. Sınıflar Atatürk resimleriyle bayraklarla donatılırdı, telaşla yaptığımız kedi merdivenlerine elişi kağıdından çiçeklere coşkumuzu ekler, sınıf camlarını 23 Nisan Kutlu olsun yazılarıyla doldururduk. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İlk 23 Nisan müsameresi kostümüm öğretmenimin kırmızı grapon kağıdından yaptığı bir elbiseydi. Tam gösteri başlayacak yırtıldı bir yeri, yırtan asla bulunamadı ama gözyaşları içinde devam ettim gösteriye…. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İlk okul üçüncü sınıfta tören kostümlerimizde grapon kağıtlarını terk ettik kumaşa geçtik. Öğretmenlerimiz günlerce kumaş aradı model beğendi. Tüm sınıf aynı kostüm içinde gururlu ve mutlu katıldık törene. Tören kostümü öğrenci için önemlidir. Giydiğinde bir özenle taşıyacaksın, öbür sınıflardan ya da okullardan farklı duracaksın. Çocukluk fiyakalı duruştur, bütün sınıf aynı kostümü sevinçle giyme kardeşliğidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Törende şiir okuyacak öğrenci olmak da önemliydi, günün anlam ve önemini belirtmek,&nbsp; duygularını en iyi ifadeyle şiire yansıtmak, başarılı olmak demekti. Şiir okuyan olmazsam kahrolabilirdim o çocuk yıllarımda. Ve en çok inandığım özlemle beklememe neden olan söz Atamızın ‘Bu günün küçükleri yarının büyükleridir’ sözüydü. Her 23 Nisan’da mutlaka duyardım. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ve yarının büyükleri olabilmek için, kendimizi yetiştirmek adına ant içtik sessizce , hiç unutmadık yeminimizi hiç….. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Çocukluk ve gençlik yıllarımızda Milli bayramlarımıza katıldıkça coşardık, içimiz sevinç dolu, kıvançlıydık. &nbsp;Aynı coşkuyu çocuklarımızla yaşıyoruz şimdi. &nbsp;Küçük bir kıskançlık saklı kalbimin bir köşesinde. Çocuk olmamanın kıskançlığı, çünkü&nbsp; o kadar çok kutlama var ki. &nbsp;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlamını ruhumuzda, varlığımızda hissederek çocuklarımıza anlatıyor, bir kez daha minnet duyuyoruz Atamıza ve silah arkadaşlarına.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kutlamalara bakıyorum da, artık okulların yanı sıra birçok kuruluş kendi bünyesinde şenlik programları hazırlıyor. Kültür Merkezlerinde sergiler, atölye çalışmaları, masal ve müzik dinletileri, tiyatro gösterileri var çocuklar için.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları da yoğun ve titiz çalışmalarla 23 Nisan kutlamalarına katılıyor. Devlet Tiyatrosu 17.sini düzenlediği&nbsp; ‘Küçük Hanımlar&nbsp; Küçük Beyler’ şenliğiyle 7 ülkeden 14 farklı oyunla 71 temsile çocuklar için perde diyecek. Yurt dışından gelen dans grupları gösteriler yapacak, Orman Genel Müdürlüğü 10 ayrı şehirde&nbsp; ‘orman ve Çocuk şenliği’ düzenliyor bu hafta.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Yani şenlikler gösteriler haftasındayız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Ve biz Saltanatın kaldırılmasının, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasının ve &nbsp;içimizdeki, evimizdeki, çevremizdeki çocuğun önemini biliyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Yaşasın 23 Nisan'lar.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Apr 2022 11:34:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlık değişmeli...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/insanlik-degismeli-76</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/insanlik-degismeli-76</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlık değişmeli...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Amerika Birleşik Devletleri’nde yüksek mahkeme (Supreme Court) adıyla bilinen çok özel ve önemli bir yapı var. Amerikan yüce mahkemesi. Hem yargı hem de devletin işleyişinde bizde Anayasa Mahkemesi’nin yaptığı denetim ve onay görevini yaptığı için çok kritik, önemli makam . Ve bu makama seçilen üyeler devlet başkanının tavsiyesi onayıyla aday olup seçilebiliyorlar. 233 yıllık yüce mahkeme tarihi boyunca sadece 115 üyesi olmuş çünkü üyeler bu görevi ömür boyu görevli olarak sürdürüyorlar. Üyeleri açısından da çok özel ve çok ayrıcalıklı bir konum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu göreve 233 yıl sonra ilk kez siyah tenli bir kadın, başkan Biden’ın tavsiyesiyle aday olup seçildi. Ketanji Brown Jackson. Ondan çok, onu aday gösteren ve seçen kişileri canı gönülden ayakta alkışlıyorum. Zira o çok özel bir kişi olsa da asıl mesele böyle bir tarihi olan ülkede, böyle tarihi olan kuruma tarihe geçecek bu seçimi yapmaktı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyle ya, aynı eğitim ve mesleki tecrübeye sahip, aynı şekilde kişiliğiyle yaşam tarzıyla, geçmişiyle, aile hayatıyla uygun birisi olabilir fakat yine de seçilemeyebilirdi. Nitekim iki yüz yıl sonra ilk olarak siyah tenli ve kadın olarak seçilebilmesi seçilenden çok seçenlerin takdir edilmesini gerekli kılar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fakat şöyle bir durup düşününce insan buradaki tuhaflığı hemen fark ediyor. İlk siyahi devlet başkanı Barrack Obama. İlk siyahi yüksek mahkeme üyesi kadın Ketanji Brown Jackson vs. O ülkede televizyon haberlerinde dahi açıkça insanların ten renkleri söylenerek haberler aktarılıyor. Sinema filmlerinde var. Binlerce kez izledik gördük. Ne olmuş yani yolda yürürken başına tatsız bir durum bir kaza gelmiş ya da bilerek suç işlemiş olsun kişinin ten rengi, hangi coğrafyadan kökenli olduğu ne fark eder ki? Orta ve Güney Amerikalılar da başka bir şekilde isimlendirilip ırk olarak zikrediliyor. Savaş oldu, insanlar öldü. “Sarışın mavi gözlü insanlar ölüyor” diye verdiler haberleri. Onların kromozom sayıları mı farklı? Farklı bir tür mü? Daha mı kıymetli o insanlar ya da diğerleri kıymetsiz mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tamam, bu ayrımcılık bu ırkçılık ya da benzeri çirkin tavır bana ya da muhtemelen size yapılmadı fakat ben böyle şeyleri duyunca sanki bana yapılmış gibi bir hisse kapılıyorum. İçim eziliyor. O anda suratımın halini ben karşıdan bakıp görebilsem kim bilir nasıldır?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İspanyol yazar Jose Saramago’nun ‘’Körlük’’ isimli sonradan filmi de yapılan bir eseri var. Filmi zledim. Gizemli bir hastalık insanları ani körlüğe sürüklüyordu. Bulaşıcı olduğu düşünüldüğü için de hastalar hapishane benzeri bir yerde topluca tutuluyor, toplumdan izole ediliyordu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlginç olan ise gözleri görmeyen ve aynı şartlarda hapis hayatı yaşayan bu topluluğun zaman içinde bir hiyerarşi geliştirip hiyerarşide alt basamakta olanları acımazsızca ezmeleriydi. Yani, dünya yıkılıp yeniden kurulsa insanlar arasında sınıf farklılıkları, adaletsizlikler ve zulmler olmaya devam edecektir gibi bir önermesi vardı filmin. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan olmak ezmek kırıp dökmek midir ?Tarihler değişir, yüzyıllar geçer, üniversitelerde felsefe, kamu yönetimi, şehircilik, hukuk fakülteleri kurulur, binlerce bilimsel çalışma yapılıp doktora tezleri yazılır da insanoğlu değişmez mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben yine de yazımı umut veren ifadelerle bitirmek isterim. Bizlerin yaptığı saçmalıkları bizden sonraki nesillerin yapmamasını diliyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz göremesek de insanlığın değişmesini umuyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Apr 2022 14:20:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir gün eşitlik…</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/bir-gun-esitlik-73</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/bir-gun-esitlik-73</guid>
                <description><![CDATA[Bir gün eşitlik…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında, sembolik olan günleri çok sevmem. Birçoğu, sevgililer günü, anneler, babalar günü gibi sonradan üretilen tüketime dayalı günler ise en önde gelenleri. Tüm bu günlerde aklımdaki soru hep aynıdır, ‘’Kalan 364 gün ne olacak, aynı ilgi, sevgi, şefkat sürecek mi?’’</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kökeni sosyalizme dayanan 8 Mart Kadınlar Günü’de böyle aslında. Zaman içerisinde feminizm akımının da etkisiyle tüm dünyada toplumsal bir kabul gören bugün yine cafcaflı açıklamalar, şaşalı kutlamalar yapılacak, konuşmalar gırla gidecek, kadınlar baş tacı edilecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">9 Mart’ta ise her şey yine eskisi gibi olacak. Yine erkek egemen toplumun yazılı olmayan, eğitim eksikliğinden kaynaklı bağnaz, genelde şiddet içerikli kuralları kaldığı yerden devam edecek. Bir gün önce ‘’Baş tacı’’ edilen kadınlar yine ‘’Eksik etek’’ olacaklar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onların anne, eş, kardeş, arkadaş, dost olduğu unutulup, sadece cinsiyete dayalı ayrıma aynen devam edilecek. İnsan hakları adına bizden ilerde kabul ettiğimiz ülkelerde bile durum tam eşitliğe ulaşamamışken, bizim kat edecek yolumuz çok daha uzun. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve bizim klasik günlerden çok bu konuda ciddi bir eğitime ihtiyacımız var. Hem pratik aileden, çevreden başlayan hem de teorik ilkokuldan, üniversiteye, hatta hayatın içinde son nefesimizi verinceye kadar, biz erkekler gerçek anlamda yontulmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başka türlüsünde sadece 8 Mart kadınların, 364 gün erkeklerin olmaya devam eder. Belki değişimi hızlandırmak için Nazım Hikmet Ran’ın, Kurtuluş Savaşı’nda kadınların kahramanlığını anlattığı efsane ‘’Kadınlarımız’’ şiirini yüzlerce, binlerce kez okumalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>KADINLARIMIZ</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>sanki gidenler hiçbir zaman</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>hiçbir menzile erişemeyecekti.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Ve onlar</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ayın altında dönen ilk tekerlekti.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Ayın altında öküzler</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ufacık kısacıktılar</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve ayakları altından akan</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>toprak,</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>toprak,</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve topraktı.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Gece aydınlık ve sıcak</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve kağnılarda tahta yataklarında</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Ve kadınlar</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>birbirlerinden gizleyerek</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>bakıyorlardı ayın altında</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Ve kadınlar</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>bizim kadınlarımız:</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>korkunç ve mübarek elleri</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>anamız, avradımız, yarimiz</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve soframızdaki yeri</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>öküzümüzden sonra gelen</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ve kara sabana koşulan ve ağıllarda</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ışıltısında yere saplı bıçakların</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>kadınlar,</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>bizim kadınlarımız</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>şimdi ayın altında</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>kağnıların ve hartuçların peşinde</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>aynı yürek ferahlığı,</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>ince boyunlu çocuklar uyuyordu.</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>Ve ayın altında kağnılar</em></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><em>yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.</em></strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Mar 2022 22:41:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkunun gerçekliği</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/korkunun-gercekligi-72</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/korkunun-gercekligi-72</guid>
                <description><![CDATA[Korkunun gerçekliği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir bahar akşamı genç bir adam, arkadaşlarıyla görüşmüş bir şeyler yiyip içmiş, evine doğru yürüyordu. Hava serin fakat temizdi. Beş on dakika yürüyüşten sonra evine varmak üzereydi. Evine yakın bölgede uzaktan köpek havlaması sesini duydu. Köpeğin sesi gittikçe artıyor, köpeğin yaklaştığı anlaşılıyordu. Adam köpeği kendisine doğru koşarken gördü, korkmaya başladı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aralarında elli altmış metre mesafe vardı ama köpek havlıyor ve koşmaya devam ediyordu. Adam etrafına bakındı, kendini koruyacak bir dal, bir taş, bir sopa aradı. Kaçayım mı durayım mı, koşsam bana yine yetişir, dursam üzerime atlayıp saldırır mı acaba diye düşünüyordu. Şimdi ne yapmalıydı. Küçük bir çocuk ya da bir kadın belki savunmasız olabilir fakat yetişkin bir erkek bir köpek tarafından parçalanabilir miydi, Köpek ona zarar verebilir miydi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elini belindeki silaha attı, silahı çekip köpeğe doğrultu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayır… Aslında hikaye tam olarak böyle değil. Hikayemizde bir silah da yok. Normal şartlar altında kimse belinde silahla dolaşmıyor, her havlayıp koşan ya da saldıran köpeğe silah çekilmiyor. Uzaklardan havlayarak gelen her köpek de üzerimize saldırmıyor. Fakat bir risk var mı? Bu durum insanda bir korku uyandırıyor mu? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evet. Belki de köpek adama yaklaştığında adam sadece yerden bir taş alıp köpeğe fırlatır gibi yapmış ve yüksek sesle bağırarak köpeği korkutmuş ve durum saniyeler içerisinde tatsız bir şey olmadan çözülmüştür. Gerçekten de benzer durumların yüzde doksanı bu şekilde olup bitmekte, insanlar hiç bir şey olmadan yollarına ve hayatlarına devam etmektedirler. Kısa süreli bir korku ve heyecan dalgası yürekleri ağıza getirse de hiç kimse bir sokak köpeğinin canını almaya kalkmamaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Korku gerçek bir duygu, saldırı ve zarar görme riski de gerçek ve olasıdır fakat ihtimaller üzerine karşı tarafı incitecek bir hamle yapılabilir mi? Bir sokak köpeği dahi olsa yetişkin aklı başında bir insan o anki krizi yönetebilmeli, tehlikeyi savuşturup kendisi de dahil olmak üzere hiç bir canlının zarar görmemesini temin etmelidir değil mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Korku ve tehdit algısı ile yola çıkıp yıkıcı bir tavırla insanlara ve insanların sahip olduğu varlıklara zarar verilebilir mi? Mal canın yongasıdır demiştir atalarımız. Hangi vicdan, hangi kanun, hangi düzen buna razı gelebilir? Güç ve iktidar sahipleri masum ve nispeten güçsüz konumdakileri ezmek değil, koruyup kollamak zorundadır. İnsan olmanın erdemi bunu gerektirir. Korku ve endişeye, duygularına kapılıp tamiri mümkün olmayan zararlar vermeyi değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kıymetini bilebildiğimiz, zarar verip kirletmediğimiz, gözümüzü açıp görebildiğimiz zaman güzelliğine hayran kaldığımız şu güzelim dünyamızda, insanların insanları incitmediği, sebebi, amacı, bahanesi ne olursa olsun kan dökülmediği, çocukların anasız babasız, yersiz yurtsuz kalmadığı güzel günler, yarınlar diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Mar 2022 22:36:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstatistik...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/istatistik-71</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/istatistik-71</guid>
                <description><![CDATA[İstatistik...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türkiye'de 2021 yılında 280 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. 96 kadına tecavüz edildi, medyada yer alan haberlere göre de 793 kadına şiddet uygulandı, yaralandı. Medyada yer almayan ve resmi kayıtlara geçmeyen şiddet ve yaralama olaylarının ise sayısının ne kadar çok olabileceğini tahmin ediyorsunuzdur. Şüpheli şekilde ölü bulunan kadınların sayısı ise 217.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Medyada yer alan haberler ve karakola ya da diğer adli kurumlara yansıyan rakamların yansıttığı tablo bu. Ancak aklı başında herkesin bildiği gibi tablo bundan çok daha ağır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu tabloyu düzeltmek için kimsenin özel çaba harcadığı da yok. Çıkarılan göstermelik yasalar, hamasi nutuklar sorunu azaltmıyor. Kadın öldüren, tecavüz eden, kadına şiddet uygulayan erkekler iyi hal nedeniyle mahkemelerden salıverilince, sorunun çözümü ister istemez hayal oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu tablo içinde ne kadar kutlu olabilecekse artık; yine de Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">**********************</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2020 yılında yapılan CHP İl Kongresi öncesinde göreve gelen ilçe başkanları, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun talimatı ile Deniz Yücel'i il başkanı yapmıştı. Ancak daha yıl bitmeden başlayan örgütsel sorunlara Deniz Yücel'in acemilikleri eklenince, kaos kaçınılmaz oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sürece bir de ilçe yönetimlerinin istifalarıyla görevden düşmeler eklenince, CHP İzmir İl Örgütü adeta mini bir kongreler süreci yaşamaya başladı. İl yönetiminin ve mevcut belediye başkanının baskısıyla istedikleri sonucun alındığı Torbalı kongresinden sonra gözler Tire'ye çevrildi. Ancak bu sefer evdeki hesap çarşıya uymadı. İl başkanı ve il yönetimine tepki gösteren Tire Örgütü, belediye başkanı baskısı olmayınca il yönetiminin canını sıktı. Üstelik hatırı sayılır bir farkla.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kınık ise bildiğiniz gibi. Yücel ve yönetimi sudan sebeplerle erteledikleri ancak bir türlü İsmail Yılmaz'a karşı kazanacak bir aday bulamadıkları kongreyi kaybetti. Yılmaz yeniden ilçe başkanı seçildi. Yani Yılmaz'ın söylediği "Ya ben kazanırım ya da benim gösterdiğim aday kazanır" sözlerinin gerçek olduğunu sandıkta anladı Deniz Yücel.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi sırada Bayraklı Kongresi var. Bayraklı'da da işler karışık. Bir yanda Belediye Başkanı Sandal'ın desteklediği iddia edilen Didem Gültekin, bir yanda Mehmet Yılmaz ve genç avukat Samed Tekin adaylık konusunda ismi geçenlerden. Bu hafta sonu Bayraklı'da da başkan belli olacak. Ama görünen o ki; CHP İzmir'de sular bir türlü durulmayacak.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Mar 2022 22:25:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sezar&#039;ın hakkı...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/sezarin-hakki-69</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/sezarin-hakki-69</guid>
                <description><![CDATA[Sezar'ın hakkı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siz bu yazıyı okuduğunuz sıralarda bugün (14 Şubat) İzmir için çok önemli bir yatırımın temeli atılacak. Yanlış hatırlamıyorsam en az 15-20 senedir hep konuşulan ama Soyer’e nasip olan Buca Metrosu’nun inşası için start veriliyor. Bir aksilik olmazsa da 4 yıl içinde bitmesi hedefleniyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Az bir rakamda değil maliyeti, 765 milyon Euro yani bugünkü kurla yaklaşık 12 milyar lira, krediler döviz cinsinden olduğundan bu rakam 4 yıl içerisinde daha da artacaktır. Kredi demişken, 13.5 kilometrelik hattın, 11 istasyonun maliyetini karşılayacak 490 milyon Euro kredi de hazır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kentin bugüne kadar en büyük yatırımı olan Buca Metrosu, tamamen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapılıyor. Bu açıdan da önemli. Çünkü Ankara’da da, İstanbul’da da bu tür işler hep Devlet tarafından yapıldı. Belediyelerin kasasından tek kuruş çıkmadı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muhalefetin elinde olduğu için ya da daha da doğrusu AK Parti’nin iktidarda olduğu 20 yıldır muhalefet tarafından yönetilen İzmir’in makus talihi olan ‘’Devlete verdiğinden az alması’’ Buca Metrosu’nda da değişmedi. Hatta garanti filan derken iş bile uzadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İzmir buna alışık. Zamanında Ankara’ya, İstanbul’a verilenin 10’da birini bile alamayan (Ki şu anda Ankara ve İstanbul’da İzmir’in makus talihini paylaşıyor) bu kent kendi yağıyla da geçte olsa sorunlarını çözmeyi, ihtiyaçlarını gidermeyi hep sürdürdü, hep başardı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halen yapımı süren ve seneye Cumhuriyet’in 100 Yılı’nda açılacak olan Narlıdere Metrosu’da böyle. Orada da Devlet’ten gelen bir kuruş yok. O da Büyükşehir’in kaynaklarıyla yapılıyor. Şimdi onun yanına sadece Buca’ya değil, İzmir’in trafiğine de nefes aldıracak Buca Metrosu eklendi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beğenirsiniz, beğenmezsiniz Tunç Soyer o koltukta üç senedir oturuyor. Özellikle kırsala yönelik tarım ve hayvancılık alanı başta olmak üzere, çevre, altyapıya yönelik birçok projeyi başlattı ve yürütüyor. Kadınların istihdamına, çocukların gelişimine endeksli var gücüyle çalışıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sürede sadece İzmir’i değil, tüm dünyayı etkileyen corona belasının yaşattığı ve kaybettirdiği bir seneyi de görmezden gelmemek lazım. O olağanüstü dönem sonuçta halihazırda yürüyen, yapılacak işleri, projeleri de net geciktirdi. Artı, üstüne mali açıdan da oldukça zorladı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm bunların ışığında ikinci kez aday olup, seçilir mi seçilmez mi, dolayısıyla açılışında kurdeleyi keser mi bilemem, ancak diğer icraatlarının yanında bir yıldız gibi parlayacak olan Buca Metrosu onun yüz akı olacaktır. Nesiller boyu, yılların hayalini hayata geçiren olarak hatırlanacaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizde siyasetten uzak İzmirli bir vatandaş olarak bu eseri kazandırdığı için Sezar’ın hakkını Sezar’a verip canı gönülden teşekkür ediyoruz. Aynı tarzda ilçe belediye başkanlarından da kendi ölçeklerinde bu kente değerler katmalarını bekliyoruz. Ankara vermese de, desteklemese de.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü o koltuğa talip olduğunuzda bunu biliyordunuz, günahta, sevapta sizin…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Feb 2022 22:40:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir umudum sende anlıyor musun?</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/bir-umudum-sende-anliyor-musun-68</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/bir-umudum-sende-anliyor-musun-68</guid>
                <description><![CDATA[Bir umudum sende anlıyor musun?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgililer Günü heyecanı ve kutlama hazırlıkları (tabi kutlamayacak olanlar da var) 10 yılı aşkın süredir iki kutuplu bir toplum yapısı içinde, ülke sorunları için kafa yoran insanların pek de ilgilendiği bir olgu değildi. Öyle ya, toplum artık “biz ve onlar” sarmalında hoşgörüden uzak, tahammülsüzlüğün tavan yaptığı bir süreçten geçiyordu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Felsefenin, siyasal doktrinlerin kapitalist, sosyalist, komünist, faşist, anarşist, liberal, sosyal demokrat, lümpen vs. şeklinde tanımladığı toplum katmanları gitmiş; yerine “biz ve onlar” gelmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu ayrımcı, kutuplaştırıcı siyasal tavır ve söylem, uzun yıllardır süregelen toplumsal gerginliğimizin temel kaynağı olmuştur. Üzerine bir de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır ekonomik bunalımı eklenince, mutsuz insanların yaşadığı bir ülke haline geldik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama hafta sonu altı siyasi parti liderinin buluşması bu konuda insanlar için bir umut ışığı oldu. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı üzerine bir araya gelen altı lider, toplumsal uzlaşmanın yeniden sağlanabileceği konusunda bir iyimser bir hava yarattı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#212529">Liderlerin ‘yuvarlak masa’ toplantısında ana gündem maddeleri; ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ çalışması, seçimlere yönelik iş birliği olanakları, seçimin kazanılması halinde ‘parlamenter sisteme geçiş’ sürecinin planlaması oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#212529">Liderlerin bu buluşmasının ilk olduğu ve ardından devamının geleceğinin ifade edilmesi, önümüzdeki süreçte yeni bir siyasi iklim oluşacağının sinyallerini verdi. Liderlerin uzlaştığı 22 sayfalık metne göre, cumhurbaşkanı, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte yeni anayasa yazılacak. Yeni anayasa tabi parlamenter sistemin çerçevesini belirleyecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#212529">Altı liderin buluştuğu zirvede HDP yer almıyor ancak, HDP parlamenter sistemi destekliyor. Bu da genel seçimlerde sol partilerle ittifak yapacak olan HDP’nin muhalefet bloğuna destek vereceği beklentisi oluşturuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#212529">Bu buluşmayı biz de CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Ömer Topsakal gibi Ahmet Arif'in “Kaç bin yıllık hasretimin koncası, gözlerinden, gözlerinden öperim, bir umudum sende, anlıyor musun?” dizeleriyle mi yorumlayacağız, ya da mutsuz ve umutsuz bir gelecekle mi karşılaşacağız, zaman gösterecek.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Feb 2022 22:33:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En büyük hediye</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/en-buyuk-hediye-67</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/en-buyuk-hediye-67</guid>
                <description><![CDATA[En büyük hediye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğmak, var olmak, yaşamak bir mucize. Bir aşkın meyvesi olarak dünyaya gelmek yani, başlı başına tarifi zor bir güzellik. Benim kelimelerim yetersiz kalır bu değeri biçmeye. Herkes kendi meşrebince hayat görüşünce bunu tanımlıyor ya, ben de Allah’ın bir lütfu diyeyim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Görmek, tatmak, koklamak, nice güzellikler yaşamak bize yaratanın bir armağanı kuşkusuz. Hayatın zorlukları, acıları yok mu? Var elbette. Fakat her şeye rağmen yaşamak ve var olmak güzel. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğuştan görmeyenler var. Başka fiziksel eksikliklerle doğmuş olanlar var. Sonradan bazı organlarını ya da yetilerini kaybedenler var. Yaşlanmak örneğin. İnsanın başına gelen büyük bir zorluk. Eskisi gibi olamıyor, gençliğinde yapabildiği pek çok şeyi yapamıyor veya eskisi gibi istek duymuyor insan yaşlandıkça. Bu durumlarda bile insan yaşamaktan vazgeçmiyor. Yeter artık ben göçüp gideyim bir an evvel bu dünyadan demiyor. Yani yaşamak bir hediye. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne güzel şey yaşamak… </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatırlamak çok gerekli ve çok da güzel değil mi? Güzel günleri ve anları hatırlamak, bir çiçeğin ya da sevdiğimiz birinin kokusunu. Gördüğümüz bir yeri ve bir telefon numarasını. Hatırlamak güzeldir ve de gerekli yaşamak için. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sabah evden çıktığımızda nereye gideceğimizi hatırlamasak mesela, ya da eve dönmek istediğimizde evin yolunu. Korkunç bir durum olurdu değil mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir hediye, bir lütuf daha var ki, pek farkında olmasak da o olmadan yaşamak mümkün olmazdı belki de. İlk anda bu fikir size tuhaf gelebilir ama unutmak da bir o kadar gereklidir yaşam için. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Acı çekeriz ve unutur hayatımıza devam ederiz. Severiz, çok severiz ama ayrılırız ya da tümden kaybederiz sevdiklerimizi ve onlar olmadan devam ederiz yaşamaya. Yaralanırız, hastalanırız, ceza alır mahkum oluruz bir şekilde, sabreder, dişimizi sıkar, o günler geçince unuturuz yaşadıklarımızı, ‘’Bu da geçer yahu’’ deriz. Çünkü unutmamız gerekir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aksi halde yaşamaya, üretmeye, başkasını sevmeye güç bulamayız kendimizde, ‘’Ölenle ölünmez deriz’’ mesela. Hatta ölümü unuturuz, ölüm gerçeğini sileriz aklımızdan,&nbsp; bir cenazeden bir diğer cenazeye kadar. Aksi halde yaşamak mümkün olmazdı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bu sebeple büyük bir hediyedir unutmak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günü geldiğinde hatırlarız elbette güzel anları ve devam ederiz yaşamaya ve sevmeye. Unutmak belki de insanoğlunun sahip olduğu hem en büyük hediye hem de bir lanet gibi. Büyük ikilem. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz yine de hatırlanması gereken güzel anları ve sevdiklerimizi hatırlayalım. Hatta güzel bir armağan ile belki bir buket çiçek ile hatırlanası bir anı yaratalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgiye ve sevgiliye armağan olsun.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Feb 2022 22:25:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şiddet...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/siddet-66</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/siddet-66</guid>
                <description><![CDATA[Şiddet...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Binlerce yıldır var olan, milyonlarca can yakan, feryat figan karşı konulmaya çalışılan, şiddet için, sorunun çocukluk yıllarında aranması gerektiğini belirtiyor uzmanlar. Ve kirli temiz, mutlu mutsuz, saklı açık, özel genel bütün anılarımız deşiliyor. Bilinç altımızın en derinlerinde nedeni aranıyor, bulunanların da işe yaradığına tam olarak emin değilim. Tabi konunun uzmanı da değilim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ben sadece ara ara şiddete maruz kalan bir insanım. Çevremdeki bu konunun mağdurlarını gören biriyim. Ve ben hepsi için acı hisseden bir anneyim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Eğitimle, bilgiyle, vicdanla ya da insan olmanın erdemiyle üstesinden gelemiyoruz. İçimizde herkesten sakladığımız, kendimize bile yalanlara sararak itiraf etmediğimiz gerçeğimiz, haklı olduğumuz düşüncesinin arkasında bekliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bekleyen korkularımız, bencilliğimiz. Eylemlerimizin görünmez yüzleri. Ve tabi bu saklanmış yanımızın tezahürü şiddet. Kanıksanmış doğal kabul edilen şiddet..</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Birçok şekle girebiliyor, fiziksel olabiliyor mesela, sözel olabiliyor ya da. İftira şekline gireni var. Adam kayırıcılığı, adam satıcılığı ise argoda dil bulmuş şekli. Yalanlarla şerbetlendirilmişi, gizli saklı yapılanı, kibarca alenileştirilmişi… Var işte, saymakla bitmez.. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Her yerde yaşıyoruz bunları kaçış kurtuluş yok. Bizden hızlılar yakalamakta. Eğer kadın ya da çocuksanız saklandığınız en kuytulara ansızın sızarlar,’ bir gün mutlaka, ansızın gelebilirim..’ &nbsp;demeden, ayak seslerini bile duymazsınız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Diyorum ki; dur kardeşim soluk al, sorunun ben değilim… kendinsin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Doymak bilmeyen iştahın, kibrin, uyku yüzü göstermeyen korkuların. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Dur ve soluk al. Kendine karşı kendini koruyamıyorsan eğer, ikimizi de yaratan Tanrıya şükret ve yalvar (tabi inançlıysan).&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yalvar ki başkasına zarar verdiğin için hissettiğin hastalıklı kibirden uzak tutsun bağışlasın seni.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ve diliyorum; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İçimiz de ki şiddete yenilmeyeceğimiz bir dünyaya….</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Şiddeti kanıksamadığımız bir dünyaya….</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Şiddeti unuttuğumuz çocuklarımıza bulaştırmadığımız bir dünyaya…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Feb 2022 22:15:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İttifak!</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/ittifak-65</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/ittifak-65</guid>
                <description><![CDATA[İttifak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasetin son dönemdeki sihirli kelimesi ‘’İttifak’’. Arapça’dan dilimiz geçmiş kelimenin Türk Dil Kurumu’na göre anlamı, ‘’Söz birliği, oy birliği’’ demek. Daha geniş anlamı ise ‘’Bir konuda ya da bir hedef doğrultusunda anlaşma, Fikir birliği yapmak, bağdaşmak, uyuşmak, Karara varmak’’. İttifak etmek ise ‘’Belirli bir zümrenin ortak menfaat paydasında anlaşması’’ .</p>

<p>2019 seçimlerinde başlayan Millet ve Cumhur İttifak’ları halen sürüyor. Olası seçim içinde özellikle Millet İttifakı’nda uzun süredir bir genişleme çabası, hazırlığı var. Hali hazırda 6 parti uzlaşma metni ya da ortaklık sözleşmesi üzerinde çalışıyor. Cumhur İttifakı’nda da dar kapsamlı olsa da benzer hareket var. HDP’nin de üçüncü bir ittifak kuracağı da dillendirilenler arasında.</p>

<p>Aslında tüm bu İttifak faaliyetleri iki ana cephede toplanıyor. İktidar ve onu devirmek isteyen muhalefet. Buradaki en büyük handikap ise muhalefetin bölünmüşlüğü, aralarındaki kapanması güç &nbsp;uçurumlar. Şimdilik ortak hedefe kilitli hareket etseler de, bu birliktelik nereye kadar sürer, kestirmesi zor. Türk siyaseti üçlü koalisyonları gördü de 6’lı İttifakı zaman gösterecek.</p>

<p>Genel siyasete İttifak halleri böyle. Birde yerelde İttifak’lar var. Paraya, çıkara endeksliler değil bugünkü konumuz. Maşallah o konuda ‘’İttifak’’ yapmakta hiçbir sıkıntı yok, AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi, İYİ Partilisi, hatta HDP’lisi bile el ele kol kola bir güzel iş yapıyorlar. Kimsenin kimseye bir üstünlüğü yok, yeter ki yüzdeler eşit dağılsın. Maksat vatandaşa hizmet nede olsa.</p>

<p>Dün sosyal medyaya düşen bir fotoğraf, yerelde ki hareketi gün yüzüne çıkardı. Üç yıl önce ki yerel seçimlerde CHP’de kurulan İttifak’ların da değiştiğini kanıtladı. Tabii ki üç yılda köprünün altından çok su aktı, ancak yine de herkes ortaya oynuyor, tam tarafını belli etmeden maçı götürmeye çalışıyordu. Son anda açığa düşmemek için kılıçlar çekilmiyordu, el kabza da bekliyordu.</p>

<p>Geçen ‘’Örgüt’’ yazımızda anlatmaya çalıştığımız gibi CHP Örgütü ile belediye başkanları arasındaki kavga günlük siyaset arasında bir alevlenip, bir yumuşuyordu. Herkes bir sonraki hamle için pusuda beklemeye devam ediyordu. Her ne kadar kim kiminle kol kola girmiş, kim kiminle dirsek temasına başlamış, kulislerde konuşulsa da açıktan gösterilmiyor, dile getirilmiyordu.</p>

<p>2019 yerel seçimlerinde başkan adaylarını ‘’Trene bindirip, indirecek’ kadar güçlü olan Tuncay Özkan, geçen sürede etkisini de ‘’Trenine bindirdiği’’ başkanlardan bir kaçını kaybetse de görülen o ki, ne İzmir’i planlama sevdasından, ne de arka planda da olsa olası seçime yönelik hazırlıklardan vazgeçmiş değil. Özellikle ‘’Trenden inen’’ lere karşı özel bir kurgu sahneye konmuş gibi.</p>

<p>Yeni filmden ilk sahnede Bornova’dan geldi. Aslında çok normal gibi görülen bir ziyaretten. Birkaç aydır, yeniden sahaya çıkmış ve takım kaptanı olmaya hazır olduğunu göstermeye başlayan Bornova Belediyesi Eski Başkanı Olgun Atilla’nın, Bornova CHP İlçe’ye yaptığı ziyarettendi, bu sahne. Her şey çok doğal, eski Başkan’dan, Örgüt’e ziyaret, hal hatır halleri.</p>

<p>Ancak, zamanlama müthiş. Tam da Bornova Belediye Başkanı Mustafa İduğ ile İlçe Başkanı Ertürk Çapın arasında ipler atılmışken, restler çekilmişken olunca o masumane, doğal ziyaret siyaseten çok farklı, arka planda çok hesaplı bir hareket. Ertürk Çapın ve Mahir Polat birlikteliğini de düşündüğünüz de dünün karşıt cepheleri Atilla ve Özkan’ın ‘’İttifak’’ hazırlığını da görürsünüz.</p>

<p>Olur mu, olmaz mı, bunu zaman gösterir, ancak ortada olan gerçek Çapın’ın dolaylı da olsa İduğ’a ‘’Aday mı yok’’ mesajı vermesi. Bunu yaparken de zaten birkaç aydır saha çalışması yapan ve Bornova’da bir karşılığı olan Atilla ile göstermesi. Eskiler buna ’Aba altından sopa göstermek’ deseler de böyle bir zamanlama ve ayan beyan yapılması, ’Safları sıklaştıralım’ a daha çok uyuyor.</p>

<p>Şimdi İduğ, nasıl bir hamle yapacak bekleyip, izleyip, göreceğiz. Fakat Bornova’da ki bu sahne önümüzdeki günlerde diğer ilçelerde özellikle ilçe örgütleriyle ciddi sorunlar yaşayan Karşıyaka, Bayraklı başta olmak üzere sıçrayacaktır. Hamleler daha görünür, daha duyulur hale gelecektir. Eski ‘İttifak’ların aktörleri, yeni ‘İttifak’lara doğru yelken açacaktır.</p>

<p>Eğer İl Başkanlığı, kişi başı 1.000 liraya (yazıyla bin lira) yemek düzenleyip, kasa doldurmaktan vakit bulup, bu kavgalara, hiziplere çözüm bulamazsa inanın yerel seçimde CHP kendi içinde değil 6, 16 ‘İttifak’la bölünmüş girer. Eğer yerel seçim olası bir iktidar değişikliğinden sonra yapılırsa da mevcuttaki belediyelerden yarısını ‘’İttifak’’ yaptığı partilere&nbsp;kaybeder.</p>

<p>Daha genelden yerele dönmedi siyasetin ibresi. Döndüğünde bir de çıkacak dosyalar, koltukla ağalığa terfi edenler, başkan maaşıyla villa alanları, mal mülk zengini olanları göreceğiz daha. Tüm bunlardan sonra geriye ne kalır, yaşarsak bileceğiz. Bugünkü gerçek ise kartlar yeniden karılıyor, oyuncular değişiyor, kılıçlar artık çekiliyor, kınına girmez bu saatten sonra.</p>

<p>**********************************************************************************</p>

<p>Bu arada gündemden düşmeden CHP İl Başkanlığı’na birkaç soru…</p>

<p>*Düzenlediğiniz yemek için bin liralık davetiyeleri kim aldı? Belediye Başkanlarına kaç bilet parası daha doğrusu belediyelerle iş yapanlara, daha da doğrusu İzmirlilere ödettiniz?</p>

<p>**Topladığınız 1.5 milyon liranın kaç lirası tekil kişilerden ‘’Bin lira ne ki partime feda olsun’’ diyenlerden geldi.</p>

<p>***Ve bin liraya yemek yaparsanız, fazlasına bile gerek yok ‘’Bin lira’’ gelen elektrik, doğalgaz faturalarına nasıl karşı çıkacaksınız, nasıl ‘’bin lira fatura mı olur?’’ diyeceksiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Feb 2022 07:59:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Örgüt...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/orgut-63</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/orgut-63</guid>
                <description><![CDATA[Örgüt...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başlığa bakıp hemen yanlış düşünmeyin, bizim bahsettiğimiz illegal filan değil, gayet legal, yasal bir örgüt. CHP’nin parti yapılaşmasına verdiği ad. AK Partililer buna ‘Teşkilat’ diyor. Bizim bahsedeceğimiz konular ‘’Teşkilat’’ tarafında pek yaşanmıyor, orada emir demiri keser hali hakim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Örgüt’te ise genelde bir çekişme, anlaşamama, gruplaşma hakim. CHP örgütteki bu görüntüyü ‘Demokrasi’’ kılıfıyla örtmeye çalışsa da çoğu zaman mızrak çuvala sığmıyor. Kim kiminle kavgalı, kim kiminle düşman, kim kimin altını oyuyor, bilmeyen kalmıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genel Merkez tarafında zora ki de olsa bir barış, seçim yaklaşırken maraza çıkmasın durumu varsa da &nbsp;il ve ilçe örgütlerinde her şey ayan beyan ortada. Güç savaşları, koltuk derdi, köşe kapmalar had safhada devam ediyor. Sürekli bir gerilim hakim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Örgütün kendi içindeki bu güç savaşları bir yana belediye başkanlarıyla yaşananlar işin boyutunu da, zararını da büyütüyor. İzmir özelinde bakarsak, Büyükşehir Başkanı Tunç Soyer ile İl Başkanı Deniz Yücel arasında sağır sultanın bile duyduğu çekişme, son zamanda ilçelere de sıçradı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seçimde el ele kol kola olanlar şimdi kanlı bıçaklı, herkes diğerini gönderme peşinde. Örgütle sorun yaşamayan belediye başkanı sayısı bir elin parmaklarını bile geçmiyor. CHP’de ‘’Önemli olan partidir’’ anlayışı ilçe başkanlarının elinde bir koz, bir silah olarak başkanlara karşı kullanılıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlçe başkanı, belediye başkanını, belediye başkanı da ilçe başkanını yönetmek istiyor. İşin içine siyasi ikbal, beklentiler, egolar girince de aralarında derin uçurumlar oluşuyor. Kavga ayyuka çıkıp, her iki tarafa da zarar vermeye başlayınca, büyüklerin ikazıyla zoraki sulh oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama bitmiyor, sadece bir daha ki hamle için bekleniyor. Konak’ta yaşanan ‘’Küfür olayı’’ gibi. Başkan Abdül Batur, adaylığının açıklandığı ilk günden beri yanından hiç ayırmadığı dönemin ilçe başkanı Çağrı Gruşçu’dan beklemediği bir ihanete uğradı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Menemen’de ilçe örgütüyle belediye başkanı arasındaki çekişme dönemin Belediye Başkanı Serdar Aksoy’un hapse girmesine, üstüne üstlük 3 Brütüs sayesinde başkanlığın AKP’ye geçmesine sebep oldu. Bunlara Karşıyaka, Bayraklı, Bornova’yı da ekleyin, alın size Örgüt. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diğerlerinde de her şey süt liman zannetmeyin, Örgüt ile ele ele, kol kola yürüyen Başkan sayısı ben diyeyim iki siz deyin üç, bunu geçmez. Son seçimlerde yerelde elde ettiği başarıyla iktidara yürümeye çalışan CHP’deki Örgüt’ün belediye başkanlarıyla arasındaki durum bu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendi aralarındaki kavgayı, çekişmeyi bitirememenin yanında bu görüntü sokağa iyi yansımıyor, vatandaşın gözüne de hoş gelmiyor. Erken ya da normal genel seçimde iktidarın değişmesini isteyenlerin umudu olan partinin bu hali hayal kırıklığı yaratıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Umudun boşa çıkmaması içinse Örgüt’e gerçekten bir çeki düzen gerekiyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Jan 2022 21:51:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bütçe yönetimi...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/butce-yonetimi-62</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/butce-yonetimi-62</guid>
                <description><![CDATA[Bütçe yönetimi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir kurum düşünün, kurulduğu günden bu yana iki dünya savaşı yaşanmış, Avrupa'da ve Asya'da hatta Afrika'da yeni ve bağımsız devletler kurulmuş.. Askeri paktlar kurulmuş, dağılmış. Dünya Sovyet rejiminin kuruluşunu ve dağılışını görmüş. Dile kolay, tam 141 yıldır varlığını sürdürmüş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evet, Bornova Belediyesi tam 141 yaşında. 2000’li yıllara kadar küçük mütevazı binasında varlığını sürdüren Belediye, ikinci binasına o yılların başlarında kavuşmuş. Türkiye'nin gelişmiş ilk 20 ilçesi içinde yer alan Bornova, ekonomik gelişmişlik endeksinde de ilk sıralarda yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak bütün bu avantajlarına, insan kaynağı zenginliğine rağmen, son dönemlere kadar Bornova Belediyesi kentin gelişimine ayak uydurmakta zorlanmış. İki dönemdir kent halkının yaşamında varlığı hissedilen Bornova Belediyesi, 2019'dan bu yana tam anlamıyla kabuğunu kırmış, her alanda kent halkının yaşamına dokunan bir belediye haline gelmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaklaşık bir buçuk asırlık geçmişine rağmen mülk açısından son derece kısıtlı olanaklara sahip olan belediye, üç yılda bu konuda da ciddi bir yatırım yaptı. Belediye Başkanı Mustafa İduğ, çok sayıda binayı belediyeye kazandırarak hizmet binası sayısını da arttırdı. Bu sayede Bornovalılar'ın hizmete ulaşma oranı ve hızı arttı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belediye Başkanlığı'nın ilk yılında 105 araç ve iş makinesini belediyeye kazandıran İduğ, bu sayede belediyenin 300 milyon TL tasarruf etmesini sağladı. Belediyeyi kiralık araçlardan kurtararak, kira bedelleriyle araçların paralarını ödedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Daha önceki dönemlerde BELGEM aracılığıyla eğitime destek veren Bornova Belediyesi, 36 sınıflı yeni bina ile eğitim merkezinin kapasitesini arttırdı. Böylece daha çok sayıda öğrenciye hizmet verme olanağı yarattı. Ayrıca "Dijital Sınıf" projesini hayata geçirerek on-line eğitim desteği sağladı. Bu sınıf sayesinde 60 bin öğrenciye ulaşma şansı yakaladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekonomik göstergeler açısından gözle görülür bir büyüme hacmi yakalayan Bornova Belediyesi, artan gücü ve verimliliği sayesinde Bornova halkına daha yakın olmayı ve daha hızlı ve etkin hizmet vermeyi başaran bir belediye haline geldi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pandemi dönemindeki olumsuzluklara ve ülkenin yaşadığı büyük ekonomik krize rağmen Bornova Belediyesi etkin ve verimli bir bütçe yönetimiyle gücünü ve etkisini arttıran bir belediye haline geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanın doğası hep ulaşabildiğinden fazlasını istemeye kurgulandığı için Bornova Belediyesi de performansını arttırarak çalışmalarını sürdürmek durumunda. Çıtayı yükselten belediye yönetimi, bunun da üstesinden gelecek yönetim anlayışına ve kadroya sahip. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bize düşen ise başarıyı alkışlayıp, gerektiğinde uyarıcı olmak.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Jan 2022 21:47:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Farklı bakanlar...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/farkli-bakanlar-61</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/farkli-bakanlar-61</guid>
                <description><![CDATA[Farklı bakanlar...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Soğuk kış günlerini yaşıyoruz. Ocak ayının son günlerinde ülkemiz şiddetli soğuklar ve kar yağışlarının etkisinde. Zorluklar ve zaman zaman gerçekten yaşamsal riskler de olabiliyor hatta. Dondurucu soğukta dışarıda bir yerlerde belki de yolculuk sırasında yolda kalıp ölüm ve yaşam arasında gidip gelmek olası. Kış çetin geçiyor. Bir kaç ay öncesini hatırlıyorum da İzmir’in yakıcı bunaltıcı sıcağıyla mücadele ediyorduk. Belki kış soğuğunun bizlere yaşattığı zorluklar gibi değildi ama yine de epey şikayet ediyorduk. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mevsimler gelip geçtikçe, havalar bir soğuyup bir ısındıkça, ağaçlar ve kırlar yeşillenip sonra sarardıkça ve yapraklar döküldükçe yaşamın sabit olmadığı, hep bir devinim hep bir değişim ve gelişim içerisinde olduğunu görüp idrak ediyoruz. Hatta Dünyanın kuzey yarım küresi kışı yaşarken güney yarım küresinin yazı yaşaması gerçeği insanı tekdüzelikten uzaklaştırıp “işte hayat budur, hayat değişip dönüşmektir “ dedirtiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Coğrafi farklılıklar, bitki örtüsünün çeşitliliği, iklimlerin bölgeden bölgeye farklılık göstermesi, hatta hayvanlar ve diğer küçük canlıların değişkenliği ile ne üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Balkan Yarımadası ne Avrupa ve Afrika ne güney Amerika ne de Avustralya. Hiç bir uzak bölge birbirine benzemezken insanların birbirlerinden çok ama çok farklı olması şaşırtıcı olmamalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlar farklı yerleri insanları ve kültürleri görüp tanımak için seyahat etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Devasa bir sektör haline gelen turizm denen kavram ortaya çıkmıştır. Farklı yerler ve insanlar görmek tanımak isteriz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında insanlar birbirine benzer fakat çok da farklıdırlar. Aynı şeylerden veya bambaşka şeylerden hoşlanırlar. Aynı tadları sever veya nefret ederler. Aynı aileden hatta aynı anneden ikiz doğmuş olsalar bile çok farklı olabilirler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı olay ve durum karşısında aynı veya çok farklı düşünüp tavır gösterebilirler. Bakış açısı deriz buna. Hayat görüşü deriz. İnanç deriz veya kişilik farklılıkları deriz. İnsanlar farklı bakarlar ve farklı görürler aslında aynı olan şeyi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çeşitliliktir bu. Renktir, hayatı tekdüzelikten kurtaran şeydir. Farklı giyimleri farklı lezzetleri farklı taşıtları ve daha pek çok sevdiğimiz vazgeçemediğimiz şeyi farklı yapan işte bu kişisel farklılıklarımız, aynı şeye farklı bakmamızdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen birbirimize katlanamadığımız hatta öfkelendiğimiz, çok daha ileri gittiğimiz olur. Başkaları için “neden ve nasıl farklı davranabilir? Her şey apaçık ortadayken nasıl bizden farklı düşünebilir ki?” dediğimiz olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kabul etmek gerekir ki hayat böyledir ve insanlar bir fabrikanın ürettiği tek tip ürün değildir. İyi ki de değildir ve farklılıklar farklı renkler ve görüşler güzeldir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kabul edebildiğimiz, saygılı ve olgun olabildiğimiz sürece.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Jan 2022 21:43:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İletişim</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/iletisim-60</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/iletisim-60</guid>
                <description><![CDATA[İletişim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Okuduğumuz ya da yazılan ‘İletişim becerileri’ ‘İletişim yolları’ gibi kitaplar kütüphaneleri doldurur. Bu konuda yazılanların yanı sıra, yüzlerce seminer, video kaydı, kurslar var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İletişim konusunda ki ortak dikkat noktası, birbirimizi fark etmek, birbirimize bilinçli bakmak, sevgiyle değerlendirmek, hoşgörü süzgecinden geçirmek, aklı asla bertaraf etmemek, vicdanımızın sesini kısmamak, olmuyor mu? Bunlar Tanrı’nın bize bahşettiği özellikler değil mi? Doğamız bunlarla yoğrulmamış mı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">‘Şeytan ayrıntıda gizlenir’ denir ya, belki şeytan ayrıntıda gizlenirken arkasında sakladığı da insanı insan yapan sevgidir, insan yönümüzdür belki de…&nbsp; olamaz mı</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İki tarafında mutlu olduğu, iletişim dilinin sağlıklı olduğu aileler de aslında taraf yoktur öyle değil mi? Bütünün iki parçası vardır. Gerilerden bir anımızı arayalım, anne ve babamızın sohbetin koyusuna daldıkları bir anı yakalayalım. Bu resim olarak hafızamıza kazınmıştır, hatta resimden ileri canlı bir andır, kokusu bile vardır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Her hatırlayışımızda, huzuru sarar bizi yılların gerisinden gelerek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte ailemizin sevgi saygı dolu iletişimi bizim limanımızdır, çoğu zaman gelecek rehberimizdir, bilinçaltımızın fırlatılmayı bekleyen taşlarıdır</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çocuklarımızla iletişim,,,,, İşte en zoru bu bence.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Onun birey olduğunu, bizden, bize benzeyen, bizim yetiştirdiğimiz olduğunu düşünürken biz olmadıklarını kabullenmek ne zor değil mi? Oysa biz olmadıklarını kabul ettiğimizde sağlıklı iletişimin ilk düğümünü atıyoruz. Onu, fert olarak kabul ettiğimizde haklarını teslim ediyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İyi bir iletişim için , iyi dinlemek doğru anlamak önemli derken ön yargılarımızı bertaraf edemiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çağlar önce küçük aileler ya da topluluklar halinde yaşayan insan, bir arada yaşamanın toplum olmanın zorunluluğunu fark etmiş. Daha rahat ve düzen içinde yaşamak, birbirimizin varlığını kabul edebilmek için gelenekler, kurallar, yasalar geliştirmiş. Ama tüm bunları delen yok sayan da, insanın kendisi olmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu düşünce ve davranış zıtlığı ne garip değil mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Beni en çok etkileyen evimizde koyduğumuz kuralları canının istediğince yok sayan ebeveynler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ve diyorum ki…. Çocuktuk büyüdük, ama ikinci bir çocukluk bizi bekliyor. Bu çocukluk, çocuklarımızın anne babamız olduğu yıllara varıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Shakespeare’nin&nbsp; dediği gibi…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu garip serüvenlerin son perdesi</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İkinci bir çocukluk ve yok olmayla başlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gözsüzlük, dişsizlik, duyusuzluk, </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ve&nbsp; tam bir yokluk içinde.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Jan 2022 21:35:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güven getirsin….</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/guven-getirsin-59</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/guven-getirsin-59</guid>
                <description><![CDATA[Güven getirsin….]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Klasiktir, her yılın son yazısında geçen yılı değerlendirmenin yanında yeni yıldan beklentiler, umutlar&nbsp; da sıralanır. Yeni yıllarda doğum günü gibidir, biri kişisel diğeri dünyasal. Kişiseldeyken edilen dualar, istekler, talepler, dünyasal da genişler ve genelleşir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında insanın bir yıl daha yaşlanacağı, pek düşünmek istemesek de sona biraz daha yaklaştığımız zamandır yeni yıl. Ama insanın doğası gereği, nasıl her yeni gün yeniden başlıyorsa hayata yeni yaş ve yeni yıllarda da en azından kalan ömrü için güzellikler diler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2020 ve 2021 herhalde bizden bir önceki kuşağın büyük acısı olan 2. Dünya Savaşı’nı pek aratmadı. Tabii ki kıyaslama yaşadığımız kaosa yönelik. Yoksa savaş çok büyük bir acı. Ancak o yıllardan bu yana bir çok yerde lokal bazda sorunlar yaşansa&nbsp;bile bunu tüm dünya olarak hissettik. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2020 başlarında başlayan ve düne kadar 5 milyon 410 binden fazla canı alan Covid-19 belası, 2021’de de devam etti. Bulunan aşılar, tedavi yöntemleri hayat kayıplarını yavaşlatsa da, bitmedi ve maalesef yeni yılda da devam edecek. Son varyantı omicron hızla yayılıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğal olarak 2021’de merkez; çağın belası olunca ana konu da sağlık oldu. Ardından en büyük darbelerden biri de ekonomiye geldi. Dengeler alt-üst oldu. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde sorun vatandaş nezdinde çok baş ağrıtmadan çözüldü, büyük yaralar açılmadan atlatıldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizde durum biraz daha kritikti, her ne kadar yönetenler ellerinden geleni yapmaya çalışsa da ülkenin kıt kaynakları tam derman olamadı. Yaz aylarıyla yeniden canlanmaya başlayan ekonomik hayat umutlandırırken, giderek artan enflasyon ve işsizlik onu da aldı götürdü. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dövizde olanlara laf edesim bile gelmiyor. Nasıl bir dansöz çıktı kendisi, bir ayda uzaya gidecek gibi yükselirken, bir akşam edilen birkaç cümleyle tepetaklak oluverdi. Yöntem ve usul halen tartışıla dursun, rakamsal inişi dışında aslında bir şey de değişmedi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne çıktığı günlerde ona dayandırılarak yapılan zamlar, zirve gören fiyatlar indi. Ne de TUİK’in matematikçileri bile şaşırtan hesaplamayla bulduğu enflasyon geriledi. Yani kağıt üstünde iyi görünen hiçbir şey gerçekte karşılık bulamadı, olan yükselmeye kanıp, döviz alana oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte böyle 2021, sağlık, ekonomi, dolayısıyla huzurumuzun içine ede ede bitiyor. Kaldı şura da bir gün bu saatten sonra yapabileceği tek iyilik Milli Piyango’nun büyük ikramiyesini kazanacak olanlara. Başka da bir hayır beklemek boşuna olur, yani üç beş şanslı dışındaki bizler için.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm bu gerçeklerin doğrultusunda 2022’den ne bekliyorsun derseniz, benim seçimim ‘’Güven’’ olur. Ben yeni yıldan ‘’Güven’’ getirmesini bekliyorum. Çünkü ülke olarak asıl ihtiyacımız olan bu. Bireysel, toplumsal olarak derin bir ayrışma ve yalnızlık içindeyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimse kimseye, bir grup diğerine, yönetilenler, yönetene ‘’Güven’’ duymuyor. Günü yaşıyoruz, ancak yarından korkuyoruz. Bugün dünü aratıyor, yarının bugünden daha kötü olacağından çekiniyoruz. Yeni yıl dileklerimiz var ama şüphelerimiz daha fazla.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülke olarak bu zafiyeti aşmak zorundayız, her alanda her konuda sorunları çözmek, aşmak, daha iyiye, daha güzele ulaşmak istiyorsak, güven tazelemeliyiz. Birbirimize, topluma, ülkeye güvenmeliyiz. Tüm bu sorun ve dertlerin üstünden geleceğimize inanmalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yoksa; Yeni yıl gelmiş neyimize...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Jan 2022 20:40:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mutlu yıllar…</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/mutlu-yillar-58</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/mutlu-yillar-58</guid>
                <description><![CDATA[Mutlu yıllar…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nasıl başlanır yeni bir yıla? Yoksa başlanmaz da zaman kaldığı yerden devam mı eder yeknesak. İnsanlar mı yılı yeni yapar, yoksa kurdukları hayallerin devamı için şart mıdır yılın yeni olması?.. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yine, yeniden takvim yaprakları ömrümüzden bir yılın daha kayıp gittiğini, dünyanın bir yıl daha yaşlandığını gösterecek 31 Aralık akşamı. Kimi muhasebesini yapacak geride kalan yıllarının, kimi yeni yılı sevdikleriyle birlikte karşılamanın planını. Herkes kendince, cebine göre bir eğlence dünyası kuracak o akşam ve piyango biletiyle yeni yılda zengin olmanın hayaliyle eğlenecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimbilir belki de Edip Cansever dizelerindeki gibi anlamlıdır başlangıçlar:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Parmağını sürsen elmaya, rengini anlarsın</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onu işitsen, yuvarlağı sende kalır,</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimimiz bu başlangıçlarda yeni bir anlam ararız, kimimiz Ahmet Hamdi Tanpınar gibi Hayat Envanteri’mizi gözden geçiririz. Bu biraz da yaşla ilgilidir aslında. Envanter işiyle yaşlılar ilgilenirken, anlamlı başlangıçlar ve umutlu gelecek gençlerin hesabındadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında insanların düşleri yaşadığı coğrafyayla şekillenir daha çok. Afrika'da su ve yiyecek bulamayan çocuğun düşü, karnını doyurmaktır. Batı ülkelerinde daha rahat bir hayat düşleyenlerle, servetini daha da artırmayı düşleyenler bir aradadır. Bizim coğrafyada ise daha çok barışı, bir arada yaşamayı becerebilmeyi hayal ediyoruz genellikle.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama karamsarlığa yer yok. Tek odalı evlerde, odun sobasıyla ısınmaya çalışıp televizyon izleyerek eğlenen, menüdeki çerez, meyve ve tavuk - pilav ile yeni yıla giren yoksul çocukların bile bir gün "büyük adam" olacaklarının hayalini kurdukları ülke değil mi Türkiye?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz yine de Edip Cansever gibi takılalım yeni yıla ve enseyi karartmayalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeni yılda hep birlikte mutlu olmak dileğiyle...</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Dec 2021 20:37:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zirveler ve  etekleri</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/zirveler-ve-etekleri-57</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/zirveler-ve-etekleri-57</guid>
                <description><![CDATA[Zirveler ve  etekleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben İzmir’de doğdum, büyüdüm. Ufak tefek tepeleri, iniş çıkışlarıyla, körfeze bakan yamaçlarda ve körfezin çevresinde kuruludur bu şehir. İstanbul’da da bir süre bulunmuş ve zaman zaman da gezmek amacıyla gidip görmüş biri olarak Boğaz’ı ve yedi tepesiyle İstanbul’u da bilirim ve çok severim doğrusu. Askerlik görevim boyunca bulunduğum Edirne ve Samsun, geçici görevle bulunduğum Ardahan ve yol üzerindeki Kars, Ankara bu güzel ülkede görüp tanıdığım şehirler. Avrupa’da Paris ve Strasbourg, Prag, Heidelberg ve bir kaç şehir daha. Pek öyle yüce, pek görkemli, tepeleri dört mevsim karlı dağlarıyla süslü bir coğrafyada bulunmadım. Öyle zirveleri uçakla seyahat ederken gördüm. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle Avrupa’ya gidip gelirken üzerinden geçtiğimiz nice karlı dağlar ve sarp yamaçlar, muhteşem manzaralar seyrettim. Uçaklar zaman zaman bulutların üzerine çıksa da daha aşağılarda görünce insanı ürperten o muhteşem dağları, tepeleri, doğa olaylarını gözleyip, bizi ve bütün her şeyi yaratan ve yaşatan sonsuz güç sahibi O varlığın eserleri ve azameti karşısında saygıyla ve iç huzuruyla doldum. Var olmak ve var edilmiş olan nice güzel şeyleri görüp anlamak en azından anlamaya kavramaya çalışmak insanı bambaşka mutlu ediyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünyamız devasa bir gezegen. Aktif bir yıldız olan Güneş’in milyonlarca kilometre uzağında bir yörüngede dönüp duruyor. Güneş, dünyamız ve diğer gezegenler ile bu sistem, Samanyolu galaksisinde mini minnacık bir yer kaplıyor aslında. Göreceli olarak tabii ki. Yani galaksi ve Evren’i ölçmek, mesafelerin büyüklüğünü hayal etmek dahi insan aklının sınırlarını zorluyor. Bizlerin işe ya da gezmeye giderken kat ettiğimiz 10-15-20-50 kilometreler bize uzak ve yorucu gelirken, milyon milyar kentilyon kilometreler ve artık ışık yılı diye tabir edilen mesafeler bunlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan beyninin kavrama sınırlarını aşan büyüklükler bunlar. Bunları bir kenara bırakıp yine o yüce dağlara dönelim biz. İnsanlık tarihi boyunca gelmiş ve geçmiş milyonlarca hatta milyarlarca insan içerisinde öyleleri var ki, adeta bu yüce dağlar gibi o dağların zirveleri gibi sayılı, kendileri göçüp gitmişse de isimleri kalmış ve dünya var oldukça da nesilden nesile anlatılarak aktarılarak kalacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyle isimler ki bunlar, çocuklarımıza veririz isimlerini ki bir nebze olsun bazı özellikleriyle onlara benzesinler isteriz. Çocuklarımız belki o yüce o görkemli dağların zirveleri gibi olamayacaklardır fakat hiç değilse o dağların yamaçları gibi olacaklardır. Babalarımızın dedelerimizin isimlerini koyarız çocuklarımıza. Sevdiğimiz ama artık yaşamayanları hatırlamanın, anmanın, özlem duymanın bir biçimidir bu aslında. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazıları zirvelerdedir bazıları da o dağların eteklerinde. Çocuklarımıza vereceğimiz isimler önemlidir çünkü kişinin ruhuna etki eder, kaderini şekillendirir isimler.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Dec 2021 20:31:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşam sanatı…</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yasam-sanati-56</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yasam-sanati-56</guid>
                <description><![CDATA[Yaşam sanatı…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Noel Cowart ‘Sanatı yargılayamazsın’ derken Brecht ‘Sanatların en güzeli yaşam sanatıdır’ demişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki; yaşam sanatında neden yanlışlar yapıyoruz, çoğu zaman yargılıyoruz da. Sanırım hayatımızın renkleri, sesleri, kokuları çocukluğumuzda bozulmaya başlamasa yaşamlarımız sanata dönüşebilir. Çünkü ruhumuz bunu delice istiyor. Çocukluğumuzda doymamış bir sevgi açlığıyla yetişkinliğe ulaştığımızda, içimizi kaplamış olan sevgisizlikle kendimizden başka herkesi hatta bazen kendimizi bile düşman görüyoruz. Hayatımızın ya da ruhumuzun kaplandığı karanlık renklerden oluşturmaya çalıştığımız yaşam sanatı karanlık ve renksiz oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hepimizin bir amacı var; zengin olmak, güç sahibi olmak gibi. Bunlar mutluluk tanımlarımızdan çıkıyor, yanı mutlu olma şartlarımız, hayattan beklentilerimiz, hedefe yerleştirdiklerimiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte sanat eğitimi sırasında tekst çözümlemesi bölümünde öğrencilerimizle buradan başlarız çalışmaya. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm oyun ya da film içinde kahramanın hedefini bulmalısınız deriz. Dendiği kadar kolay değildir bu. Çünkü hayatta olduğu gibi rol kahramanımızda hemen belli etmeyebilir ya da farkında değildir hedefinin. Duygularını saklayan, duygusal eylemlerinde şaşırtmalı davranan, öz güvenle hareket etmeyen kahramanın amacını okumak zor olabilir. Hayatta da bazen amacımızı karmaşık içinden çıkılmaz hale getiririz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">‘İnsanın tek amacı mutlu olmaktır’ der kimi felsefeciler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mutlu olma yollarındaki farklılıklarsa sanata konu olur hep.&nbsp; Aynı şekilde mutlu olma yolunda karşılaşılan engeller ve onları aşma biçimimiz, azmimiz önemlidir. Tiyatroda, sinemada, dizilerde diğer kişilerle olan ilişkiler hep bu amaç içinde şekillenir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İzleyici olarak kahramanların karşılaştığı her zorluk bizi daha ilgili seyirci yapar.&nbsp; O rolü oynarken ya da seyrederken atlanılan her engel mutluluğa giden yolda adımlarımızı belirler. Kahramanın fiziksel duygusal ve zihinsel engelleri aşması seyirciyi mutlu eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sanat eğitiminde rolümüzü çözümlerken nelere dikkat ederiz uzun, uğraş gerektiren ama bir o kadarda keyifli bir süreçtir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynen hayatı yaşamak gibi; kimi zaman zor, ama doyumsuz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Dec 2021 20:13:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyetçi ve Halkçı</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/cumhuriyetci-ve-halkci-55</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/cumhuriyetci-ve-halkci-55</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyetçi ve Halkçı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">AKP, MHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla kabul edilen Irak Tezkeresi, birçok soruyu ve tartışma konusunu gündeme taşıdı. Bunlardan birincisi ve kamuoyu açısından en önemlisi Millet İttifakı’nda bir çatlak olup olmayacağı konusuydu. Öyle ya, ittifakın temel ayağını oluşturan iki büyük partiden biri evet, diğeri hayır oyu kullanmıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Aslında bu sorunun yanıtını İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Aytun Çıray yanıt verdi. Çıray, “Millet İttifakı ayrı, partilerin siyasi tutumları ayrıdır. Bizim “Evet” oyu kullanacak olmamızın iç politikayla alakası yoktur” dedi. CHP’den gelen açıklamalar da aynı doğrultuda olunca, millet ittifakında çatlama olacağını bekleyenler hayal kırıklığına uğradı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Irak tezkeresinin ikinci sonucu da HDP’nin bu oylama sonucunda mecliste yalnız kalmayacağının tescili oldu. Bu durum aslında ikinci ve önemli bir sonuç daha doğurdu: o da PKK’nın HDP üzerinde baskı yapamayacağı sonucuydu. Eğer CHP de tezkereye evet deseydi HDP yalnız kalacak ve PKK, “Kürt oylarının mecliste temsil edilmesi istenmiyor, o yüzden sizi ötekileştirdiler” argümanını kullanma fırsatı bulacak ve muhtemelen meclisten çekilmesi yönünde baskı yapacaktı. PKK bu vesileyle kendi meşruiyetinin arttığı imajını yayma şansı bulacaktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Cumhuriyet Halk Partisi tezkereye ret oyu vererek 11 milyon oyla meclise giren HDP’nin yalnızlaşmasının önüne geçti. Bununla kalmadı PKK’nın da meşruiyetinin olmadığı mesajını verdi. Kılıçdaroğlu, “Kürt sorununun çözümü meclistir” mesajının da altını doldurmuş oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bunların dışında ve bunlardan daha önemli bir sonucu daha var bu tezkere oylamasının. Cumhuriyet Halk Partisi yıllardır süregelen “Devleti kuran parti, doğal olarak eleştirse de Türk askerinin güvenliği için evet oyu verir” anlayışını yıktı. Yani CHP hem devletçi hem özgürlükçü hem cumhuriyetçi hem de halkçı olunabileceğini kanıtladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Böyle bir tezkerenin Cumhuriyet Bayramı’ndan önce gündeme gelmesi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin tezkere konusundaki tavrı, Cumhuriyetin 100. yılına yaklaşırken bağımsız bir Cumhuriyet düşü kuran tüm yurttaşların yüreğine su serpti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Oct 2021 21:58:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>100&#039;e bir kala...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/100e-bir-kala-54</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/100e-bir-kala-54</guid>
                <description><![CDATA[100'e bir kala...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir yıl önce yazmışız....</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sadece Kurtuluş değil…</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün 9 Eylül. İzmir’in kurtuluşu. Tam 98 yıl önce bugün sabah saatlerinde Türk Ordusu’nun öncü birlikleri Bornova’dan İzmir’e girmiş ve çok fazla direnişle karşılaşmadan Hükümet Konağı, Saraçhane ve Kadifekala’ye Türk Bayrakları’nı çekerek özgürlüğü tüm dünyaya ilan etmişti. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün baktığınızda 9 Eylül için sadece ordunun İzmir’i düşman işgalinden kurtarmasının kutlanıyor olması gibi gelebilir. Ancak öyle değil, bugün sadece İzmir’in kurtuluşu değil. Bugün tam 40 ay süren Kurtuluş Savaşı’nın artık bittiğinin, zaferin kazanıldığının ilan edildiği gün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün; çaresiz, fakir, toprakları işgal edilmiş bir ulusun, tüm eksiklere, tüm hainliklere rağmen asla boyunduruk altına girmeyeceğini ispatladığı gün. Bugün inancın, ‘’Ya İstiklal, ya ölüm’ diyenlerin bunu yedi düvel birleşmiş düşmana yene yene ispatladığı gün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vatan toprağının Batı’daki son kalesi olan İzmir’in düşman işgalinden 3 yıl 114 gün sonra kurtuluşu değil sadece bugün. Aynı zamanda yeni bir ülkenin doğuşunun, bağımsız, hür bir devlerin varlığının da rüşt kazandığı, ete kemiğe büründüğü gün bugün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün sadece bir şehrin kurtuluşu değil kutlanacak, kanla, canla, inançla vatan toprağını namerde çiğnetmeyenlere saygı ve minnetin de adı bugün. Onlara binlerce kez teşekkür etme, milyonlarca kez Yaradan’dan şahadetlerini kabul etmesini isteme günü bugün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün İzmir’in dağlarında açan çiçeklerin, havasında uçan kuşların, parlayan güneşinin, esen rüzgarının bağımsızlıkla güzel olduğunu, hür olmadan hiçbirinin tadı tuzu olmayacağını idrak etmenin, bunun kıymetini anlamanın da günü bugün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm dünya birleşip, topuyla tüfeğiyle saldırmasına rağmen yıkılmayan, büyük bir mucizeyi gerçekleştirip savaşı kazanan, yeni bir devlet kuran bir milletin bugün kısır siyaset nedeniyle neden bölündüğünün siyah-beyaz gibi neden ayrıldığını da düşünme günü bugün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aradan geçen 98 yılda neden gerçek anlamda ‘’Muasır Medeniyet’ seviyesine erişemediğimizin, neden ekonomik bağımsızlığımızı ilan edemediğimizin, neden hala siyasi ve ekonomik rüştümüzü ispatlayamadığımızı da derin derin düşünme günü bugün. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gene marşlar söyleyelim, gene tüm şehit ve gazilerimize saygı ve minnetimizi gösterelim, fener alayıyla coşalım. Fakat bugün Kurtuluş Savaşı’nı verip, bağımsız ve hür bir ülkeyi bizlere hediye eden Atatürk ve silah arkadaşlarına borcumuzu nasıl ödeyeceğimizi de bulalım. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunu anlamaz, bu yolda çalışmaz, bunu başaramazsak 198 yada 298’i&nbsp; görmeyiz inanın.. </span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">9 Eylül’ün 98. Yılı kutlu olsun…</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve 99. Yıl. Bugün zaferi, destanı, kurtuluşu yine büyük coşkuyla kutlayacağız, ancak bunun yanında bugün aradan geçen bir senede ileri mi gittik, biraz daha mı geriledik bunu da ciddi ciddi kafa yoralım. </span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şurada 100’e bir kaldı…</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Sep 2021 19:38:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeniden savaş...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yeniden-savas-53</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yeniden-savas-53</guid>
                <description><![CDATA[Yeniden savaş...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonra, 9 Eylül’de İzmir’e girdik</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve Kayserili bir nefer</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yanan şehrin kızıltısı içinden gelip</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya.</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güneyden Kuzeye,</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğudan Batıya,</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk halkıyla beraber</span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz’i.</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nazım Hikmet’in Kuva-yi Milliye Destanı Kurtuluş Savaşı’nı en güzel anlatan eserlerden biridir. Dizelerden de anlaşıldığı üzere İzmir’in kurtuluşu ile savaş sona erer. Yani 15 Mayıs 1919 tarihinde Hasan Tahsin’in (Osman Nevres) işgalci Yunan askerlerine attığı ilk kurşunla İzmir’de başlayan direniş, 9 Eylül 1922’de İzmir’de sona erdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos’ta kazanılan büyük zafer Anadolu’daki işgalci güçlerin atılmasıyla taçlanıyor, yeni bir devletin temellerinin atılacağı süreç başlıyordu. Anadolu’da kazanılan bu büyük zafer, Emperyalizmin 20. Yüzyıldaki ilk yenilgisiydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bağımsızlığın kazanıldığı Kurtuluş Savaşı’nın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, zorlu mücadelelerle ulusal ekonomisini oluşturdu. Uluslararası arenada saygın bir devlet olarak yerini aldı. Yakın bir tarihe kadar doğu halklarının örnek aldığı, Batı’nın güvenilir müttefiki Türkiye, ne yazık ki 12 Eylül askeri darbesinden sonra gücünü ve saygınlığı azalan bir ülke konumuna düştü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son yıllarda bütünüyle dışa bağımlı hale gelen ekonomisiyle, ithal tarım ürünleri nedeniyle yerli tohumu bile kalmayan, can çekişen tarımıyla büyük borç batağı içinde çırpınan ülkemizin, yeni bir kurtuluş savaşına ihtiyacı var. Tabi bu savaş ekonomi alanında verilecek bir savaş olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeniden tarım ürünleri ihraç eden, katma değerli ürünler ve teknoloji üreten bir ülke olmak için ulus olarak yeniden büyük bir iş birliğine ihtiyacımız var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En önemlisi bu iş birliğini sağlayacak bir siyasi anlayışa ihtiyacımız var.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Sep 2021 19:34:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belirsizlik...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/belirsizlik-52</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/belirsizlik-52</guid>
                <description><![CDATA[Belirsizlik...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aydınlık bir yerden ışık olmayan karanlık bir odaya veya binaya girdiğinizde tanımadığınız bilmediğiniz bir yerse, adım atmaya korkarsınız. Önünüzde bir engel mi vardır, aşağı inen bir merdiven mi vardır yoksa düz ve rahatça ilerleyebileceğiniz bir alan mıdır? Bilemediğiniz için duraksarsınız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gözleriniz o karanlık ortama yavaşça alışıp az da olsa önünüzü görmeye başladığınızda, herhangi bir engel yoksa korku ve tedirginliğiniz geçer ve ilerlemeye başlarsınız. Belirsizlikte böyle insanı durduran, ilerlemeyi engelleyen, yüreklere korku salan bir durumdur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeni bir işe başlamak, yeni bir yere taşınmak ve yeni insanlarla çalışmak da belirsizlik ortamı doğurur.&nbsp; Hayatın pek çok alanında ipler bizim elimizde değildir. Kontrol bizde olmadığı gibi yarın ne olacağını kestiremediğimiz her durumda aynı endişe ve korkuyu yaşarız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu durumunun belki de en uç örneği yaşadığımız siyasal ortamın çalkantılı ve belirsiz olmasıdır. Yeni bir siyasal düzenin kurulacağı ve nasıl bir düzenleme yapılacağının tam olarak belli olmadığı ortamda insanların ne denli tedirgin olabileceğini kestirebilirsiniz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şu günlerde şahit olduğumuz bir ülkenin, bir milletin top yekün yeni bir siyasal düzene geçmesi durumunun o toplumda ve hatta tüm dünya insanları üzerinde oluşturduğu belirsizlik ve endişe bu duruma somut bir örnek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaşanan olumsuz olaylar ve tatsız anılar insanları korkutuyor olabilir. Önümüzü göremediğimiz için tedirgin olabiliriz elbette. Her şeye rağmen bu duyguların esiri olmamalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü aslında korku ve endişe de diğer tüm duygular gibi zihnimizde oluşturduğunuz ve kısmen gerçek kısmen gerçek olmayan şeylerdir. Bizi engelleyip durduran, sindiren, düşünemez hale getiren bu kusurlu yanımızı bilinçli bir karşı duruşla tersine çevirmeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her şey kötü mü olacaktır? </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayır; belki de iyi olacaktır. Bu bakış açısı ve olumlu düşünce tarzıyla önce korkunun ve sonra da asıl sorunun üstesinden geleceğiz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Sep 2021 19:30:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüzyıllık kavga...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yuzyillik-kavga-51</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yuzyillik-kavga-51</guid>
                <description><![CDATA[Yüzyıllık kavga...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 99. Yıldönümü, Kurtuluş Savaşı’nın ibrelerinin bizden yana döndüğü, düşmanın Anadolu’dan silişinin tarihi. Bu büyük zafer bize yepyeni bir ülke, bir Cumhuriyet kazandırdı. O zaferin üzerine inşa edilenlerle bugüne geldik. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geldik gelmesine de tam bir asırdır, ne bunların mimarı Gazi Mustafa Kemal ile ne de Cumhuriyet ile olan kavgayı bitiremedik. Halen hem kişilerle hem de kavramlarla olan kavga sürüyor. Gün gibi ortada olan tarih üzerinde bile tam bir uzlaşma sağlanamıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her ne kadar zaman yeni ihtiyaçlar, yeni bakış açıları ve yeni düzenlemeler gerektirse de bunlar ele alındığında ya da uygulamaya geçildiğinde olay dönüp dolaşıp Cumhuriyet’e, laikliğe geliyor. Esas kıyamet hep değişmemesi gereken konularda kopuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysa yazılı bir anayasası bile olmayan ve farklı ülkelerden oluşan Birleşik Krallık (İngiltere), yazıldığı günden bu yana Kuruluş Anayasası ile hüküm süren Amerika, federal yapısını kısa ve öz bir Anayasa ile birleştirip, bugün Avrupa’yı ayakta tutan Almanya’da bu kavga yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlar sistemlerini eksi-artılarıyla kabullenip, sistemi daha iyi hale getirmek adına var güçleriyle çalışırken, biz yüzyıldır kavga etmeye halen ortak bir yerde buluşmamaya devam ediyoruz. Gelişmeye harcayacağımız enerjimizi, bunun için yok yere tüketiyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ateş çemberi bir coğrafyada yer alan ülkemizin sadece etrafındaki ülkelerde yüz yılda yaşanan değişimlere baksak Cumhuriyet değerlerinin bizi nasıl koruduğunu, nasıl ayakta tuttuğunu görmemek için kör olmak bile yetmez, üstüne sağır ve dilsizlikte gerek</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysa olayı kişilerden çıkarıp, onların insani zaaflarından arındırıp, vücuda getirdiklerine baksak, ortaya koydukları kavrama, ideallere, hedeflere odaklansak, geçen yüzyılda değil bulunduğumuz ikilemli nokta da, muasır medeniyet seviyesini çoktan aşmış olurduk. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama biz halen aslında bir sülale olan Osmanlı ile üst kimlik Türklüğün çatışmasındayız. Halen din ile laikliğin kavgasındayız. Halen yokluklar içerisinde girilen bir savaşta yedi düveli dize getiren, bir ülke bir Cumhuriyet kuran dünyanın dahi kabul ettiği bir insanı zaaflarıyla yargılamaktayız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında bunu yapanlar dönüp aynaya baksalar biraz ‘ar’ları varsa ‘’Kim kimi hangi hakla eleştiriyor, yeriyor’’ diyerek gördüklerinden utanırlar. Bir yanda yaptıklarıyla dünyanın takdirini kazanmış, tarihe mal olmuş bir kahraman, diğer yanda Cumhuriyet nimetleriyle yaşamış zatı muhterem.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zaferin, kuruluşun yüzüncü yılına geldiğimiz bu günlerde artık bizi aşağı çeken, enerjimizi tüketen, birliğimizi zedeleyen bu anlamsız, saçma çekişmeyi, kavgayı bir kenara bırakmamız gerekiyor. Tüm gücümüz daha müreffeh, daha güçlü, daha modern bir ülke olmak için harcamalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve 30 Ağustos’ları, 19 Mayıs’ları, 23 Nisan’ları sadece gün olarak kutlamanın ötesine geçip, onların temsil ettiği değerleri en tepeye koymalıyız. Unutmamalıyız ki Malazgirt Zaferi olmasa 19 Mayıs’ta, 23 Nisan’da 30 Ağustos’ta olmazdı. 30 Ağustos olmasaydı da BİZ…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 99. Yılı kutlu olsun…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Aug 2021 18:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En büyük bayram...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/en-buyuk-bayram-50</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/en-buyuk-bayram-50</guid>
                <description><![CDATA[En büyük bayram...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zafer Bayramı’nın yaz tatiline gelmesi, her düşündüğümde canımı sıkmıştır. Yaz tatili nedeniyle herkesin tatil beldelerinde olduğu, denizin tadını çıkardığı günlere denk gelmesi nedeniyle bayram kutlamalarının sönük geçeceği düşüncesi içimi burkmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiilen de öyle olmuştur. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları hep umduğumdan, olması gereken coşkudan sönük geçmiştir. Özellikle AKP iktidara gelene kadar genellikle devlet erkanının ve ordunun kutladığı bir bayram görüntüsü vermiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysa bu bayram aslında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin büyük coşkuyla kutlaması gereken, herkesin iliklerine kadar özgürlük duygusunu hissetmesi gereken en önemli bayram. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bence en büyük bayram.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neden en büyük bayram?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos Zaferi olmasaydı Cumhuriyet de olmazdı. O yüzden en büyük bayram. 30 Ağustos Zaferi olmasaydı çocuklarımızın kutlayacağı bir bayram da olmazdı. 30 Ağustos Zaferi olmasaydı kutlanacak bir Gençlik ve Spor Bayramı da olmazdı. 30 Ağustos Zaferi olmasaydı kutlanacak bir Kabotaj Bayramı da olmazdı. Dini bayramlarımızı kutlayabilir miydik, kutlasak da hangi koşullarda kutlardık?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bu nedenlerle 30 Ağustos Zafer Bayramı en büyük bayram. 30 Ağustos Anadolu’nun işgal kuvvetlerinden temizlendiği gün. 30 Ağustos Anadolu’nun yurt olarak tescillendiği gün. Bu nedenle halkın en büyük coşkuyla kutlaması gereken bayram.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama AKP’nin iktidara gelmesiyle bırakın halkın kutladığı bayram olmayı, neredeyse devlet erkanının kutladığı bayram olmaktan da çıkarıldı. Ayasofya’da kucak kucağa namaz kıldıranlar, 15 Temmuz’u kutlayanlar, Malazgirt Zaferi’ni “Türklerin Anadolu’ya girdiği tarih” yanlış algısıyla karıştıranlar 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı unutturmaya çalışıyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmanlı İmparatorluğu’nun bir Türk Devleti olduğu yalanını söyleyenler, Türkiye Cumhuriyeti’nden rahatsız oluyorlar. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin gelenekleri olan bir devlet olduğunu ve algı yönetiminin sonsuza dek sürmeyeceğini unutuyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 99. Yılı kutlu olsun…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Aug 2021 18:02:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zaferi kutlarken...</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/zaferi-kutlarken-49</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/zaferi-kutlarken-49</guid>
                <description><![CDATA[Zaferi kutlarken...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaşanılan ekonomik, sosyal, politik olayların sanata yansıması sanatın gerçekçi imbiğinden geçirilmesi çağlar boyunca yaşanılan bir durum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sanatın varlık nedenlerinden biri kendi toplumunu anlatmak, meydana gelen toplumsal olayların nedenini açıklamak, sonucunun insanlar üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bunu yaparken tarihten farklı oluşunu genelden özele indirgemesi ve acıların dramatik yapısını ortaya koyuş şekliyle açıklayabiliriz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sanat bilgi vermekle kalmaz ortak eder sizi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Olaylar sanat yoluyla yaşandığı çağı aşar, gelecek nesilleri o güne paydaş kılar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Toplumsal olayların en çarpıcı en acılı olanı savaşlardır. İnsanın insana ettiği zulmü barındırır içinde, bu yönüyle anlamsızdır, şaşırtıcıdır, haksızdır kimi zaman ve savaşın etkisi yüzyıllara kadar sürer gider.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Sanatın, savaş dönemlerinde birlik beraberlik ruhunu yakalamak, yüceltmek, aynı ülkü için eylem birliğinde buluşturmak, mücadele ruhunu oluşturmak gibi etkileri de göz ardı edilemez. Kurtuluş Savaşı’mız da olduğu gibi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sanatçılar, yaşanan bazı toplumsal olaylara karşı bir tavır geliştirmek, halkın sesi olmak, zaman zaman dikkatlerin yoğunlaşacağı noktayı işaret etmek ister.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sanat ve sanatçı savaştan beslenmek istemez, savaş acılarını en çok sanatçılar yaşar, çok iddialı bir söz olabilir ama ‘acıları dile getiren nesillere aktarma görevini üstlenen sanatçılardır’ diyebiliriz. Sanat gözlemci olarak kalamadığı için acıları benliğinde hisseder, kendini sorumlu tutar sanatçı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Savaşın zorlu koşullarında yaşamak, bu koşullarla mücadele etmek zorunda kalan insanlar sevgi saygı, merhamet, özgürlük, bağımsızlık gibi hasretlerini maniyle türküyle, destanla, dile getirir. Kimi zaman ağıt olur yakar içimizi kimi zaman bir kahramanlık türküsünde deli akıtır kanımızı. Ama hepsi halkındır ve onun mücadele isteğini koyar ortaya.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sanat bizimle yaşar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Milli Mücadele günlerinde ve daha sonraki yıllarda birçok şair ve yazarımız bu duygularını eserlerinde dile getirmişlerdir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri, Kemal Tahir, Reşat Nuri, gibi birçok yazarımızı sayabiliriz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tabi sadece roman sanatında değil şiirde resimde tiyatro eserlerinde sinemada bu örnekleri buluruz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hayranlıkla baktığımız, askerlerimizin siperdeki zorlukları ve vatan sevdasıyla yıkılmayışlarını anlatan ressamlarımız;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ali Cemal’in;&nbsp;yaralı düşman askerine yardım eden Türk askeri.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hikmet Onat’ın; Siperde mektup okuyan askerleri</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Halil Dikmen’in;&nbsp;Mermi taşıyan kadınları ve daha bir çoğu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yerimiz sınırlı olduğu için Savaş yıllarını anlatan eserlerin tümüne özür dileyerek yer veremedim ama Nazım Hikmet’in 30 Ağustos’ta Budapeşte ‘Bizim Radyo’ da yaptığı konuşmasından küçük bir bölümü aktarmak istiyorum.</span></span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">--- ‘’Sömürgeciliğin her şeye rağmen yıkılmaya mahkum olduğunu gösteren milletlerden biri de benim milletimdir. Bunun için bu bayram büyük bir bayramdır. Yalnız Türk Milleti’nin bayramı değil, insanlığın da bayramlarından biridir.’’</span></span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ve konuşmasını kendi yazdığı şiirle sonlandırır.</span></span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Dağlarda tek</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tek ateşler yanıyordu,</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle parlaktı ki</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Şayak kalpaklı adam</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Güzel rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Birden bire beş adım sağında onu gördü.</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Paşalar onun arkasındaydılar.</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">O, saati sordu</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Paşalar ’üç’ dediler.</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sarışın bir kurda benziyordu</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yürüdü uçurumun kenarına kadar.</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Eğildi durdu.</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bıraksalar, ince uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak</span></span></span></em></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Koca Tepeden Aydın Ovası’na atlayacaktı.</span></span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 99. Yıl dönümünde Ulu önder Mustafa Kemal Paşa’mızı ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, dünya tarihinin en büyük kahramanlık destanını kanları ile yazdıkları için şükran ve minnet duyuyoruz.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Aug 2021 17:58:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kazandıran tavır...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/kazandiran-tavir-48</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/kazandiran-tavir-48</guid>
                <description><![CDATA[Kazandıran tavır...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatı örneklerle, benzetmelerle, özlü sözlerle tanımlayıp çok çeşitli şekillerde ama sonuçta aynı anlama gelecek şekilde ifade ederiz, ‘Hayat bir oyundur ve kuralına göre oynamalısınız’ deriz örneğin. ‘Hayat mücadeledir’ deriz çünkü hep önümüze baş etmemiz gereken zorluklar çıkar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yakın çevremizde ya da okul, iş çevremizde de sorumluluklar ve başarmamız gereken görevler olur ve bunlarla sınanırız. Bize güvenen ve kendini yakın hisseden birinin derdini dinleriz ve yol gösteririz bazen. Doğru olanı yapmamız ve zayıf olanın karşısında güçlü durmamız gereken anlardır bunlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ciddi sağlık sorunları ya da güvenlik sorunları olur bazen. Hayatın birer parçasıdır bunlar ve hayatı güzel çiçeklerinin yanı sıra dikenleri de olan gül ve gül bahçelerine benzetiriz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sınav olur önümüzde, çalışıp çabalayıp başarmak istediğimiz bir hedeftir ve çok fedakarlık yaparız o hedefi başarmak için. Vatan görevi olur hatta vatanı korumak gereken bir gün olur ve sahip olduğumuz pek çok şeyi hatta canımızı hiçe sayarız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bütün bunlar yaşamın içinde ve yaşamın ayrılmaz parçalarıdır ve dikkat edilecek olursa yaşamın bu zor tarafında hep aynı tavır gerekir. Başarılı olan insanın tavrı. Koruyan, hayatta kalan insanın tavrı. Yüce değerler ve bizden, canımızdan daha değerli gördüğümüz varlıklar için fedakarlık yapabilen insanların tavrı. İşte kazandıran tavır da budur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kaya gibi sağlam durabilmek, hedeflere koşarken vazgeçmemek, başkaları ne derse desin, başkaları ne düşünürse düşünsün inandığı yolda yürümek tavrı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vatan savunmasında Kurtuluş Savaşı’mızda da geçmişte milletimizin bu tavrı ile vatan toprağını ve özgürlüğü elinde tutabildiğini, nice canlar verildiğini, tarifi zor fedakarlıklar yapıldığını biliyoruz ve asla da unutmamalıyız. Gelecek nesillere de bu tavrı öğretmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Aug 2021 17:53:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir umut...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/bir-umut-47</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/bir-umut-47</guid>
                <description><![CDATA[Bir umut...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bundan yaklaşık 26-27 yıl önce. O zamanlar Hürriyet Gazetesi’nde muhabirim, aynı zamanda da Arena’nın ihbarlarına bakıyorum. Kütahya’nın bir köyünde çok ciddi şekilde artan kanser vakalarını araştırmaya gitmiştik. Köyün dörtte üçü kanser. Birçoğu hayatını kaybetmiş, diğerleri hastanede.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Köyde kala kala yaşlılar kalmış. Son 10 yılda hızla artan vakaları araştıran üniversitenin vardığı sonuç korkunç. Dağ eteğinde bulunan köyün kullandığı suyun da arsenik çıkmış. Köylülerde bu suyu içmekten, onunla yetiştirdikleri sebze-meyveyi yemekten kanser olmuş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Buna sebep olan ise dağın diğer tarafında ve köyden yaklaşık yüz kilometre uzaklıktaki Bakır madeni. O zaman bir devlet kurumuna ait olan madende kullanılan arsenik, yeraltından dağın diğer tarafındaki sulara karışmış. Kurum yönden ve uzaklıktan dolayı bunun imkansız olduğunda diretmiş, kabul etmemiş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En son sismik tespitlerle, madenden toprağa sızan arseniğin, depremler ve diğer yer hareketleriyle yön değiştirerek tam ters istikametteki köyün olduğu bölgeye akmaya başlayan yeraltı akarsularına karıştığı belirlenmiş. Sonuç derseniz, onlarca ölümün karşılığında komik para cezaları ve tazminatlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı yıllarda Bergama’daki altın madeni devreye girmişti. Köylüler ayağa kalkmış, direnmişti. Sonuç maden yapıldı, çalıştı. Hatta şu yıllarda ömrünü tamamlamak üzere. Şirket kapatıp gidecek. Bir araştırma var mı bilmiyorum ancak bunun acısı da o çevrede bir yerden kesin çıkacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gelişen ekonomi, teknoloji, artan enerji ihtiyacı, yer altı değerlerini kullanma zorunluluğu tam bir kaos yaratıyor. Bir tarafta bunu değerlendirme zorunluluğu, diğer tarafta çevreye, doğaya ve insana verilen hasarın büyüklüğü. Tam bir açmaz, iki ucu b…. olan değnek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsana zararın ötesinde doğayı böyle hoyratça kullanıp, onun dengesini bozup, onu zehirleyip, kirletip öldürmenin bedelini kanser olmadan da yaşıyoruz. İklim değişikliği, sıcaklık buna bağlı kuraklık her dakika her gün bizi daha yaşanması zor bir dünyaya doğru götürüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Üç tarafı deniz, gölleri, akarsuları çok gibi görülen ülkemiz bile kuraklık ve susuzluk tehlikesiyle karşı karşıyaysa gerisin siz düşünün. Bugün dünyada iki milyara yakın insan evlerinde sağlıklı içme suyundan yoksunsa bu doğanın suçu filan değil, bizim insanlığın suçu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bu örnekleri de görmüş yaşamış biri olarak Başkan Tunç Soyer’in 10 milyona yakın bir nüfusu ve 4 şehri kapsayan bölgeyi besleyen Gediz Nehri’nin kirlilikten kurtulması için harekete geçmesini önemsiyorum. Gediz’i sahiplenip, elini taşın altına koymasını takdir ediyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak sadece İzmir Büyükşehir’in çabalarıyla bu iş sonuçlanmaz, bu kıvılcıma diğer kurum, kuruluşların, bakanlıklarında katkı koyması lazım. Ve bu çabayı kesinlikle siyasetten uzak, ben-sen çekişmesine sokmadan, gelecek adına, çocuklarımız, torunlarımız adına göstermemiz lazım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yoksa yarın çok geç olacak… </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jul 2021 17:58:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biraz saygı...</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/biraz-saygi-46</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/biraz-saygi-46</guid>
                <description><![CDATA[Biraz saygı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sabah saatlerinde Ege’nin serin ve berrak sularına girerken, tertemiz pırıl pırıl içini gösteren o güzelim sularına, çocukluğumun yaz tatillerine gitti aklım. Ne güzel günlerdi. Saatlerce denizde ve kumsalda vakit geçirirdik arkadaşlarımızla. Akşamüstlerinde de bisiklete biner, bir kaç saat de öyle geçirirdik. Gezerdik, eğlenirdik, tekrar kumsala iner ve gece olunca da yine sahilde arkadaşlarımızla buluşur, arkadaşlığı, dostluğu, o güzel ortamı yaşardık. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tabii o günlerde sahillerde bugünkü gibi kalabalık da yoktu, o kalabalığın getirdiği çöp ve pislik, sahile kadar inen motor ve arabaların verdiği rahatsızlık da. Kumsala küçük mayolarımız dışında bir şey olmadan rahatça oturabilirdik çünkü kumlara sigara izmariti, dondurma vs ambalajları sokuşturulmuyordu. Bu sahilde henüz görmedik ve umarım hiç bir zaman da görmeyiz ama bazı denizlerimiz ve sahillerimizde müsilaj denen organik oluşum da var. Bunun da aslında çevreyi ve denizleri kirletmemiz sonucu olduğu düşünülürse yine bizler yani biz insanların, bu toplumda yaşayanların birbirine ve çevreye olan saygısızlığı neden oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Para kazanmak için kurulan işletmeler çevreyi kirletmese, kendi sağlığını düşünmeyip tütün dumanını ciğerlerine çekenler sigara izmaritlerini kumsalda öylece sokuşturmasa, sadece sahillerde değil, şehirlerimizin yaya kaldırımlarında da motorlar dolaşmasa, yetişkin aklı başında insanlar bir şey yedikten sonra ambalajlarını öylece savurup atmasa, kısaca insanlar daha saygılı olsa. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bütün bunlar basit ve herkesçe bilinen şeyler, biliyorum. Söylemeye bile gerek yok diyebilirsiniz. Maalesef söylenmesi, tekrar tekrar insanların bu konularda uyarılmaları hatta yaptırım uygulanması gerekiyor. Kanunlar ve kurallar olmasa bir düzen olmayacağı, kaos ortamı olacağı kesindir çünkü. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünyayı sevgi kurtaracak, ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey sözleri şiirde ve şarkıda çok güzel olsa da sevgi, saygı olmadan ve kurallarla kanunlarla sınırlandırılmadan hayatımız çekilmez oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben o güzel şiire ve şarkıya atıfta bulunayım ve dünyayı saygı kurtaracak, kirlilikten, çatışmalardan, çirkinliklerden ve çevre felaketlerinden ve her ortamda saygılı olmakla başlayacak her şey diyeyim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jul 2021 17:54:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanat ve Doğa</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/sanat-ve-doga-45</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/sanat-ve-doga-45</guid>
                <description><![CDATA[Sanat ve Doğa]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">‘ Sanat, insanın yaşam kavgasında kendi gücünü ve karşısındaki güçleri tanımasına yardım etmiştir. Sanat, ilkel toplumlarda doğanın gizemli görünen güçlerini etkilemeğe yaramıştır. Sanat, kollektif bir coşku yaratarak insanı çalışmaya yöneltmiş onu eğitmiş, işine tat katmıştır’ der.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sevgi saygı ve rahmetle andığımız değerli hocam Prof. Dr. Sevda Şener, ‘Oyundan düşünceye’ adlı kitabında.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bizlerin başucu kitaplarındandır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tiyatronun doğuşu anlatımlarında Antik Yunan tragedya ve komedyalarının kaynağı araştırıldığında Dionisos için yapılan ritüellerden doğduğu kabul görmüştür. Ama Dionisos kültü ve şenlikleri daha var olmadığı dönemlerde bulunuyor sanatın kökeni.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Doğadaki değişimlerin tümü ilkel insanı hayrete korkuya düşürmüş ya da sevinçle karşılanmıştır. Mevsim değişiklikleri diye adlandırıp normal saydığımız hatta beklediğimiz yazlar, kışlar, sonbahar yağmurları, kızarmış hazan yaprakları, şimşekler, lapa lapa yağan karlar, güzelim donmuş sarkıtlar, baharın uyandırdığı toprak, üreyen çoğalan hayvanlar ilkel insanı düşünmeye zorlamış. Kendisinde bu değişiklikleri etkileyebilecek güç aramış. En önemli doğruyu bulmuş ilk insan’’ doğa karşısında güçlü değiliz.’’</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Doğaya karşı durabilmek için doğadaki değişikliklere etki edebileceğini düşündüğü, doğanın gizemini çözebileceğine inandığı için ritüeller geliştirmiş, ritüellerde büyüye başvurmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ritüellerde büyü yapmaya çalıştığı sırada yaşamlarının taklidini yapmış, günlük&nbsp; hayatının taklitleriyle gücünün artacağını sanmış. Taklit ettiği canlıyla bütünleştiğini düşünmüş. Olayları etkilemek ya da paylaşmak için de baş vurmuş taklide.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İşte bu taklitle canlandırma, giderek taklit edenin de, seyredeninde hoşuna gider olmuş. Tabi bu süreç upuzun bir dönem.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ama taklitten dram sanatının doğduğu kabul edilmiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İyi ki ilk insan doğaya kulak vermiş, iyi ki korkusundan bile olsa onu taklit etmiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ekonomik, sosyal, kültürel gelişimini tamamlamış ya da tamamlamakta olan, bilimin ışığıyla yol alan insan doğadan kopmuş. Doğal olayların nedeni&nbsp; bilimsel olarak çözdükçe kendi gücümüze daha çok inanmışız. Doğaya kulak vermekten, onu anlayıp bize verdikleri için minnet ve saygı duymaktan vazgeçmişiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tahrip ediyor, kirletiyor, yok ediyoruz. Öfkemiz doğaya mı onun gücüne mi bilmiyorum. Belki de kendi doğamızdan hoşnut değiliz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">‘ Sanat, insanın yaşam kavgasında kendi gücünü ve karşısındaki güçleri tanımasına yardım etmiştir. Sanat, ilkel toplumlarda doğanın gizemli görünen güçlerini etkilemeğe yaramıştır. Sanat, kollektif bir coşku yaratarak insanı çalışmaya yöneltmiş onu eğitmiş, işine tat katmıştır’ der</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sevgi saygı ve rahmetle andığımız değerli hocam Prof. Dr. Sevda Şener, ‘Oyundan düşünceye’ adlı kitabında.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bizlerin başucu kitaplarındandır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tiyatronun doğuşu anlatımlarında Antik Yunan tragedya ve komedyalarının kaynağı araştırıldığında Dionisos için yapılan ritüellerden doğduğu kabul görmüştür. Ama Dionisos kültü ve şenlikleri daha var olmadığı dönemlerde bulunuyor sanatın kökeni.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Doğadaki değişimlerin tümü ilkel insanı hayrete korkuya düşürmüş ya da sevinçle karşılanmıştır. Mevsim değişiklikleri diye adlandırıp normal saydığımız hatta beklediğimiz yazlar, kışlar, sonbahar yağmurları, kızarmış hazan yaprakları, şimşekler, lapa lapa yağan karlar, güzelim donmuş sarkıtlar, baharın uyandırdığı toprak, üreyen çoğalan hayvanlar ilkel insanı düşünmeye zorlamış. Kendisinde bu değişiklikleri etkileyebilecek güç aramış. En önemli doğruyu bulmuş ilk insan’’ doğa karşısında güçlü değiliz.’’</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Doğaya karşı durabilmek için doğadaki değişikliklere etki edebileceğini düşündüğü, doğanın gizemini çözebileceğine inandığı için ritüeller geliştirmiş, ritüellerde büyüye başvurmuş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ritüellerde büyü yapmaya çalıştığı sırada yaşamlarının taklidini yapmış, günlük&nbsp; hayatının taklitleriyle gücünün artacağını sanmış. Taklit ettiği canlıyla bütünleştiğini düşünmüş. Olayları etkilemek ya da paylaşmak için de baş vurmuş taklide.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İşte bu taklitle canlandırma, giderek taklit edenin de, seyredeninde hoşuna gider olmuş. Tabi bu süreç upuzun bir dönem.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ama taklitten dram sanatının doğduğu kabul edilmiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İyi ki ilk insan doğaya kulak vermiş, iyi ki korkusundan bile olsa onu taklit etmiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ekonomik, sosyal, kültürel gelişimini tamamlamış ya da tamamlamakta olan, bilimin ışığıyla yol alan insan doğadan kopmuş. Doğal olayların nedeni&nbsp; bilimsel olarak çözdükçe kendi gücümüze daha çok inanmışız. Doğaya kulak vermekten, onu anlayıp bize verdikleri için minnet ve saygı duymaktan vazgeçmişiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Tahrip ediyor, kirletiyor, yok ediyoruz. Öfkemiz doğaya mı onun gücüne mi bilmiyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Belki de kendi doğamızdan hoşnut değiliz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jul 2021 17:50:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demokrasi: Kendi düşen ağlamaz</title>
                <category>Cem Polat</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/demokrasi-kendi-dusen-aglamaz-44</link>
                <author>cempolat7947158@gmail.com (Cem Polat)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/demokrasi-kendi-dusen-aglamaz-44</guid>
                <description><![CDATA[Demokrasi: Kendi düşen ağlamaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DEMOKRASİ; KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demokrasi; kelime anlamı olarak halkın yönetimi, devletin ya da yerel yönetimlerin halk tarafından yönetilmesi ya da en azından yönetimde sesini duyurabilmesi diye bildiğimiz, böyle yerleşmiş bir kavram. Tam olarak halkın iktidarı kelimelerinden türetildiğini ise sözlükler yazıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demos ve kratos. Bunlar klasik bilgiler. “En güzel idare şekli budur, halkın kendi kendini idare etmesi, bundan güzeli olur mu hiç?” gibi beylik laflar da bu klasik bilgilerin ardına sıralanır ve hop, gerçeklere uzak, sorun çözmeyen, goy goy kültürünün nefis bir örneği daha olur ve biter. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne yani şimdi ben demokrasiyi savunmuyorum da diktatöryayı mı savunuyorum ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yoksa, krallık ve benzeri yönetimler ya da daha kötüsü bir grubun veya ayrıcalıklı bir zümrenin ipleri elinde tuttuğu oligarşileri mi ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konumuz bu değil. Rahat olun. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünya tarihi devletlerin ve milletlerin ve pek çok milleti içerisinde barındıran imparatorlukların farklı şekillerde idare edildiği yukarıda isimlerini saydığımız modelleri görmüştür. Ve antik Yunan’dan beri de halkın doğrudan ya da dolaylı olarak yönetildiği demokrasi uygulamaları test edilmiştir. Konumuz ve mesajımız da işte bununla ilgilidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlık tarihi Latin Amerika’nın ve Afrika’nın sahte demokrasilerini de görmüştür. Demokrasi ile yola çıkarak yolda gücün el değiştirdiği Hitler Almanyası’nın diktatörlüğünü görmüştür. Tüm dünyaya örnek gösterilirken kendi içinde derin açmazları ve eksiklikleriyle hem bir süper güç hem bir işlemez kilitlenmiş devlet mekanizması örneği, hem kapitalist dünyanın en zengin adamları ve dahi sokaklarda yatan, kendine bakamayan, sağlık sisteminden dışlanmış yüz binler ile insanlıktan uzak Amerika Birleşik Devletleri örneğini de görmüştür. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanoğlu karmaşık yapısı ve düşünce tarzıyla, hem vicdanı hem zalimliğiyle, hem teknik ve analitik hem de duygularının esiri ihtiras tutkunu halleriyle ve bin bir renk kişilikleriyle elbette mükemmel ve saat gibi işleyen bir yapı inşa edecek değildi. Kimsenin kimseyi incitmediği, suç işlenmeyen, can sıkmayan o muhteşem dünya örneği bir ütopyadan başka bir şey değildir zaten. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Senin sevdiğini ben sevemem kardeşim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Senin uğrunda canını verdiğin şey bence boş ve hatta külliyen yanlış da olabilir. Sen ne kadar uyumlu ve serinkanlı isen ben tam tersi bir kıvılcımla parlayıp barut fıçısı gibi patlayabilirim. Kısaca bu küresel devasa insan toplumu mükemmel bir denge ve düzende olamaz, bu treni boşuna beklemeyelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fakat genel kabul görmüş olan ekonomik model olarak kapitalizm, yönetim biçimi olarak da dolaylı temsil şekliyle demokrasi uygulamasından vazgeçemeyeceğimiz aşikar. Ve bu noktada her birimiz kendimiz ve vicdan sahibiysek kendimiz dışındaki ve ilgili karar aşamalarından etkilenecek kişiler için sesimizi çıkartmalıyız. Sus pus oturmak yerine “öyle değil böyle olsun” diyelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimseye bir faydası olmayan işler ve uygulamalar söz konusu olduğunda değil, gerçekten gerekli konularda konuşup bir arada oyumuzun rengini gösterelim, çünkü kendi düşen ağlamaz dostlar. Demokrasi, sen ben ve bizler ne diyorsak ne istiyorsak onun olması demek. Sessizce oturup istemediğin, sevmediğin şeylerin gerçekleşmesiyle yüzleşmek olmamalı. Kimse sesini çıkartmadıysa bile ben susmadım diyebilmenin iç huzuru ve gururunu duyabilmeli insan.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DEMOKRASİ; KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demokrasi; kelime anlamı olarak halkın yönetimi, devletin ya da yerel yönetimlerin halk tarafından yönetilmesi ya da en azından yönetimde sesini duyurabilmesi diye bildiğimiz, böyle yerleşmiş bir kavram. Tam olarak halkın iktidarı kelimelerinden türetildiğini ise sözlükler yazıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demos ve kratos. Bunlar klasik bilgiler. “En güzel idare şekli budur, halkın kendi kendini idare etmesi, bundan güzeli olur mu hiç?” gibi beylik laflar da bu klasik bilgilerin ardına sıralanır ve hop, gerçeklere uzak, sorun çözmeyen, goy goy kültürünün nefis bir örneği daha olur ve biter. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne yani şimdi ben demokrasiyi savunmuyorum da diktatöryayı mı savunuyorum ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yoksa, krallık ve benzeri yönetimler ya da daha kötüsü bir grubun veya ayrıcalıklı bir zümrenin ipleri elinde tuttuğu oligarşileri mi ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konumuz bu değil. Rahat olun. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünya tarihi devletlerin ve milletlerin ve pek çok milleti içerisinde barındıran imparatorlukların farklı şekillerde idare edildiği yukarıda isimlerini saydığımız modelleri görmüştür. Ve antik Yunan’dan beri de halkın doğrudan ya da dolaylı olarak yönetildiği demokrasi uygulamaları test edilmiştir. Konumuz ve mesajımız da işte bununla ilgilidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlık tarihi Latin Amerika’nın ve Afrika’nın sahte demokrasilerini de görmüştür. Demokrasi ile yola çıkarak yolda gücün el değiştirdiği Hitler Almanyası’nın diktatörlüğünü görmüştür. Tüm dünyaya örnek gösterilirken kendi içinde derin açmazları ve eksiklikleriyle hem bir süper güç hem bir işlemez kilitlenmiş devlet mekanizması örneği, hem kapitalist dünyanın en zengin adamları ve dahi sokaklarda yatan, kendine bakamayan, sağlık sisteminden dışlanmış yüz binler ile insanlıktan uzak Amerika Birleşik Devletleri örneğini de görmüştür. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanoğlu karmaşık yapısı ve düşünce tarzıyla, hem vicdanı hem zalimliğiyle, hem teknik ve analitik hem de duygularının esiri ihtiras tutkunu halleriyle ve bin bir renk kişilikleriyle elbette mükemmel ve saat gibi işleyen bir yapı inşa edecek değildi. Kimsenin kimseyi incitmediği, suç işlenmeyen, can sıkmayan o muhteşem dünya örneği bir ütopyadan başka bir şey değildir zaten. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Senin sevdiğini ben sevemem kardeşim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Senin uğrunda canını verdiğin şey bence boş ve hatta külliyen yanlış da olabilir. Sen ne kadar uyumlu ve serinkanlı isen ben tam tersi bir kıvılcımla parlayıp barut fıçısı gibi patlayabilirim. Kısaca bu küresel devasa insan toplumu mükemmel bir denge ve düzende olamaz, bu treni boşuna beklemeyelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fakat genel kabul görmüş olan ekonomik model olarak kapitalizm, yönetim biçimi olarak da dolaylı temsil şekliyle demokrasi uygulamasından vazgeçemeyeceğimiz aşikar. Ve bu noktada her birimiz kendimiz ve vicdan sahibiysek kendimiz dışındaki ve ilgili karar aşamalarından etkilenecek kişiler için sesimizi çıkartmalıyız. Sus pus oturmak yerine “öyle değil böyle olsun” diyelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimseye bir faydası olmayan işler ve uygulamalar söz konusu olduğunda değil, gerçekten gerekli konularda konuşup bir arada oyumuzun rengini gösterelim, çünkü kendi düşen ağlamaz dostlar. Demokrasi, sen ben ve bizler ne diyorsak ne istiyorsak onun olması demek. Sessizce oturup istemediğin, sevmediğin şeylerin gerçekleşmesiyle yüzleşmek olmamalı. Kimse sesini çıkartmadıysa bile ben susmadım diyebilmenin iç huzuru ve gururunu duyabilmeli insan.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jul 2021 13:40:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/cem-polat-1596535783.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşam sanatı</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/yasam-sanati-43</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/yasam-sanati-43</guid>
                <description><![CDATA[Yaşam sanatı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sokrates insanın amacı ‘ kendini gerçekleştirmesi ve mutluluğa ulaşmasıdır’ der. M.Ö. 469’larda.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Platon ise M.Ö 428’de sanatın ne olduğu sorusunu&nbsp; ve bunun cevaplarını arayan ilk düşünürdür.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">M.Ö 384’de Aristotales aynı soruların peşine düşer,&nbsp; Platon gibi. Sanatın sosyal ve politik yanına dikkat çekerken hocası, ’ insan yaşamını devam ettirirken doğayla savaşmak zorundadır, işte bu savaşta doğaya eklediği her şey sanat anlamındadır’ diye açıklar öğrenci Aristotales.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">M.Ö’den kocaman adımla yüzyılımıza gelelim. Birçok düşünür yaşam ve sanat üzerine yorumlar yapar, yazılan yüzlerce kitap var bu konuda. Bu da konunun önemini vurgulamıyor mu? Belki de az bile!</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çağdaş düşünürlerden Zymunt&nbsp; Bauman ‘Yaşam sanatı’ adlı kitabında ‘Yeryüzünde yaşayan her insanın amaç ve beklentisi birbirinden farklıdır ama farklı olmadıkları tek alan mutlu olma hayalleridir’ der.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bauman yaşam sanatını kişinin kendi gücüne dayanarak hayatını sürdürme çabası diye tanımlarken ‘kendi hayatımızın sanatçılarıyız’ diye ekler.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kendi hayatımızın sanatçılarıyız.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaklaşık bir buçuk senedir bireysel farklılıklarımızdan mecburi bir sıyrılışla ortak ve zorunlu bir tavır birliğine girdik, evlerimize kapandık, sosyal mesafelerin ayarlayıcısı olduk. Oysa insan diğerlerinden değişik ve farklı olduğunu hissetmek hissettirmek ister, bir hazdır bu, yaşanması doğaldır da.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İşte tam da burada sanat bize yardımcı oldu. Aynı kader birliğinde, çaresiz olduğumuzu belki de yenik düşebileceğimizi düşündüğümüz anlarda yüzümüzü sanata çevirdik, yaşam sanatı pratiklerimiz, yaşam reflekslerimizle birleşti, o zorlu virajlar böyle dönülebildi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pandemi öncesi koptuğumuz, sırtımızı döndüğümüz yok oluşuna sessiz kaldığımız doğa ile, kendi doğamız ile ortak heyecanda birleşiyoruz. Güzeli görmeye, her canlıya özen gösterme zorunluluğuna ‘merhaba’ diyoruz. Farklılıklarımızın tadı uzun zamandır damağımızda yok. Yerini kekremsi, ağır, karışık tatlar almış. Unutulmuş yeni tatlara da ‘merhaba’ diyoruz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yaşamımızı sanata çevirmek en önemlisi evet ama üretilen sanat eserlerine ulaşmayı da çok özledik. O eserlerden uzak kalma ölçümüz hayat kalitemizden verdiğimiz ödünlerle aynı orantıda. Yalnız burada çok önemli bir nokta var; o da sanatı kendi dışımıza itmek... </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sanata sanatçıların eylemi ya da yarattıkları ürünler gözüyle dışardan bakmak.. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Oysa sanatı bakış açısında, üretim sürecinde, yaşanan dönemde aramak gerekir. Sanatın mutluluk huzur, eğitim, fayda v.b yönlerinden bahsetmek için bu süreci &nbsp;tanımlamalıyız. Sanat izleyici olmaktan daha öte bir anlam ifade etmeli…</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jul 2021 13:37:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP&#039;nin imtihanı...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/chpnin-imtihani-42</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/chpnin-imtihani-42</guid>
                <description><![CDATA[CHP'nin imtihanı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kayyum atanan Urla Belediyesi, kurada kaybedilen Menemen Belediye Başkanlığı ve son olarak da Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur’un vefatı nedeniyle yapılan belediye başkanı seçimlerinde verilen fire, ‘CHP nerede hata yaptı?’ sorusunu akla getirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öyle ya büyük oy farkıyla seçimlerin kazanıldığı ilçeler birer birer elden gidiyor, meclis üyelerinin hangi oylamada ne yapacağı kestirilemiyor ve örgütün gece gündüz, yağmur çamur demeden bir oy için canını dişine taktığı bir dönemde, birkaç meclis üyesinin başka partiye pazarlıklarla oy vermesi üyeleri kızdırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki; ne oluyor da CHP’den meclise seçilen üyeler başka partilerle pazarlığa giriyor? Listelere yazılanlar partiye üye ama “partili” değil mi? Meclis listeleri yazılırken hangi ölçütler göz önünde bulunduruluyor? Bütün bu sorulara verilecek yanıtlar, bu dönemdeki çözülmelerin nedenini anlamaya ve önlem almaya yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sıkıntının kaynağını ararken öncelikle örgüt yönetimlerine, özellikle de il başkanlığı makamına dikkat etmek gerekiyor. Yerel seçimlere yönelik aday belirleme süreci maalesef CHP Genel Merkezi’nin uyguladığı yöntem nedeniyle sıkıntılı ve verimsiz oldu. Başkan adaylıkları ve meclis üyesi adaylıkları birkaç kişinin inisiyatifine bırakıldı. Genel merkez yöneticileriyle ve il başkanı ile arası iyi olanlar, gerekli bağlantıları kurabilenler listelerde yer aldı. Tabi bu süreçte eş, dost, akraba ilişkilerini de göz ardı etmemek gerek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hal böyle olunca listeler örgüte emek harcamış, örgüt kültürü ve geleneğini bilen, CHP ile bağları üye olmaktan çok daha derinlerde olan partililer liste dışında kaldı. Listelerde siyaseti para kazanma amacı olarak gören isimler yer alınca, fırsat ortaya çıktığında bunu değerlendiren ve partisini satan meclis üyesi tipleri ortaya çıktı. Görevden alma ve seçim süreçleri de il başkanlığı tarafından yanlış yönetilince, Urla ve Menemen faciası yaşandı. Neyse ki Torbalı’da Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer elini taşın altına koydu da fire, sonucun kötü olmasına yetecek kadar olmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tabi bütün bunlardan çıkarılacak dersler var: Öncelikle örgütün vicdanına ve sağduyusuna güveneceksin. Adayları belirlerken temel kriterin örgütün öngörüsü olacak. Parti içi demokrasiyi hakim kılar ve kurulları çalıştırırsan, ölçütlerin liyakat ve örgüt vicdanı olursa böyle sürprizler ve sıkıntılar yaşamazsın. Çünkü bir kentte örgütü kimlerin iyi temsil edeceğini Ankara’dakiler değil o kentin sakinleri ve parti üyeleri bilir. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jul 2021 13:34:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyaset ısınacak...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/siyaset-isinacak-41</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/siyaset-isinacak-41</guid>
                <description><![CDATA[Siyaset ısınacak...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Malumunuz siz bu satırları okuduğunuz sıralarda yaklaşık bir yıldır hayatımızı kısıtlayan yasaklara ‘’elveda’’ demiş olacağız. Sanki başımıza musallat COVİD-19 bitmiş gibi. Aşıda hız aldık ama daha nüfusun dörtte birindeyiz. Yeni mutasyonlarda gırla, bir oradan bir buradan.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aşıda sonbahara kadar nüfusun yarısını geçemezsek vay halimize. Her ne kadar yasaklardan kurtulmuş olsak ta, COVİD- 19 tehlikesinden kurtulmuş değiliz. Şu anda bile yasaklara geri dönen ülkeler var. Hindistan ise Delta adı verilen varyasyonla kavrulup, duruyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşin pandemi kısmında durum bu yani tehlike geçmiş falan değil, sıcak döviz uğruna yasaklar kalktı. Ekonomideki çaresizlik, pandemiye bile ara verdiriyor. Siz siz olun buna kanmayın. En geçerli koruma maske, mesafe ve hijyen kurallarını mümkün mertebe uygulayın. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonbaharda ne halde oluruz, yaşayıp göreceğiz. Ancak her geçen gün kendini daha fazla hissettiren sıcak hava, sadece günlerimizi değil, siyaseti de ısıtacak. Seçim 2023’te mi olur, erken mi olur fark etmez, bu saatten sonra siyasetteki tansiyon hiç düşmez. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genel siyasette dengeler çok fazla. En son HDP’nin kapatma davasının sonuçları birçok dengeyi değiştirecek gibi. İttifaklarda farklı arayışlar gündeme gelebilir. Aslında oyundaki tüm kilitte MHP’nin elinde gözüküyor. Onun yapacağı tercihler seyri de belirleyecek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muhalefetin önderliğini yapan CHP içinse artık tarihi bir dönemeç. Yaklaşık 20 yıllık Ak Parti iktidarında son yerel seçimler haricinde yüzü gülmeyen CHP’nin daha doğrusu Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun belki de son şansı, gireceği son seçim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugüne kadar AK Parti karşısında Ankara ve İstanbul’u alarak elde ettiği en büyük yerel seçim zaferinin üstüne her şekilde, her yönden güç kaybetmiş bir iktidar var şu anda. İç ve dış siyasette yaşananların ötesinde ülke ekonomide artık ‘’SOS’’ sinyalleri veriyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pandemi’nin gölgesinde geçirilen son yıl birçok şeyin üstünü örtse de, orada da artık sığınacak bahaneler azalıyor. Mevcuttaki göstergelerde sanki çok büyük sorun yokmuş gibi görünse de vatandaşın cebinde durum felaket, işsizlik ve gelir kaybı had safhaya ulaşmış durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İktidarın buna acil pansuman yapabilecek, ateşi düşürecek argümanları da pek yok. Buna ne para var, ne de formül var. Sıcak döviz gelmesi için COVİD’i bitmişçesine bile rafa kaldırdığımız turizmden de gelecek olan bir atımlık barutu ya karşılayacak, ya karşılamayacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hal böyle olunca her ne kadar seçim 2023 dense de, tüm bu göstergeler ışığında 2022 her haliyle her an seçim olacakmış gibi geçecek. Eğer AK Parti, mecbur kalır yada kazanma şansının yükseldiği bir süreç görürse de baskın bir erken seçim yaşayacağımız kesin. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülke için en hayırlısının olması temennisiyle…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jul 2021 13:32:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son görev...</title>
                <category>Ercan Pala</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/son-gorev-40</link>
                <author>palaercan35@hotmail.com (Ercan Pala)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/son-gorev-40</guid>
                <description><![CDATA[Son görev...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen yazmak çok zordur. Hissettiklerini döktüğün kelimeler yetersiz kalır. Sevdiğin, saydığın, örnek almaya çalıştığın bir insanın gidişi, ardında koca bir boşluk bırakır ve hiçbir kelime o boşluğu dolduramaz. Çaresizlik kaplar her yanını, çöker bir karabulut gibi ve kalır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O’nu staj için Hürriyet’in kapısından girdiğimde tanıdım. Staj sonunda gece muhabiri olarak devam etmeye başladığımda ise artık şefimdi Sedat Sözer, namı diğer adıyla ‘’Sarı Sedat’’. Bana ve benim gibi hayallerindeki mesleği öğrenmeye çalışan genç muhabirlerin ağabeyi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı dönemde O’nun tedrisatından geçmiş, bir dönemde Sedat Ağabey’le birlikte ev arkadaşlığı da yaptığımız İsmail Kızılbay’ın dediği gibi; ‘Bugün gazeteci olabildiysek, emekleme dönemimizin hocası Sedat Sözer’in eğitmenliği, öğretmenliği en önemlisi sabrı sayesindedir.’ </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Deli dolu, dünyayı kendilerinin kurtaracağını zanneden bizleri sakinliği, uzlaştırıcılığı, akli selim yol göstericiliğiyle sadece mesleğe değil hayata da hazırladı. Bir yandan gazeteciliğin inceliklerini aktarırken, diğer yandan yaşamın bize getireceği iniş-çıkışların rehberi oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhum Kemal Baysak döneminde Karşıyaka Belediyesi’ne Basın Danışmanı olarak geçti. Onun öğrencisi bizler yollarımıza devam ettik. Bizim her başarımızda telefonu ilk açan, her derdimize ortak olan yine O’ydu. Aynı kulvarda olmasak da kardeşlerini hep takipte, hep yanı başındaydı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aradan geçen 30 yılda büyüdük, evlendik, çoluk çocuğa karıştık, hayatın inişli-çıkışlı yollarında yürüyüp payımıza düşenleri aldık. Ancak O’nun bizlerdeki yeri hiç değişmedi, hep vardı, aynı sıcaklıkta, aynı samimiyette, dozu hiç azalmadı, her geçen gün daha da arttı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıllardır sorun yaşadığı midesinde kanser teşhisi konduğunu öğrendiğimizde yıkıldık. Bizler kara kara düşünürken umut aşılayan yine O’ydu. Hayata baktığı gibi aynı sakinlik, aynı iyi niyetle kanserle savaştı. Bizlere acılarını değil, hep tedavisindeki gelişen olumlu yönleri anlattı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ziyaretlerimiz de, telefonla konuşmalarımız da hala bize moral veren yine O’ydu. Tüm o acının, tedavinin arasında ne bizim doğum günlerimizi unuttu, ne sevinçlerimizi, ne üzüntülerimizi. O her zamanki gibi yine ilk arayan, ilk mesaj yazan, ilk ulaşan oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve bir bayram sabahı acı haber geldi. O’nu kaybettik. Gidişiyle hayatlarımızda koca bir boşluk oluştu. Bir insanın kaybının yanında sanki iyiliği, güzelliği, sabrı, sakinliği, umudu, direnmeyi de kaybettik. Onunla beraber adeta tüm bu özelliklerde kayboldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O’nun da hocası diğer ustamız Reşit Çağlayangil’in de yazısında dediği gibi ‘’Ölenin ardından ‘İyi bilirdik, iyi insandı’ demek bir adet, O’nun içinse biçilmiş bir kaftan’’ Aslında O’nu tanıyan herkes için bir son görev, bir hakkı, bir emaneti sahibine teslim etmek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nur içinde yat ağabey, cennet mekanın olsun usta…</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 May 2021 22:26:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/ercan-pala-1596534518.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Corona’dan değil...</title>
                <category>Osman Peri</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/coronadan-degil-39</link>
                <author>osmanperi@hotmail.com (Osman Peri)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/coronadan-degil-39</guid>
                <description><![CDATA[Corona’dan değil...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">65 yaş üstü yurttaşlarımız bugün parklarda sıcak ve bunaltıcı havanın tadını! çıkararak dolaştı, akranlarıyla sohbet etti. Hepsi o kadar özlemiş ki konuşmayı; sokakları çınlatan sesleri evdekilerle birbirimizi duymamıza engel oluyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onların çocuklar gibi heyecanlı söyleşilerini izlerken, coronavirüsün ülkemizdeki sürecini düşünmeye başladım. Sağlık çalışanlarının cansiperane çalışmaları, gönüllü kuruluşların ihtiyaç sahipleri için insanüstü çabalarını aklıma getirdim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkanı hangi partiden olursa olsun bütün belediyelerin her yere yetişmek için geceli gündüzlü çalışmalarını gördük. Türkiye’de yaşayan dili, dini, ırkı ne olursa olsun bütün insanların bir dayanışma duygusuyla bu süreci atlatmak için çaba harcadığına tanık olduk.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak bu dayanışmayı bozan, özellikle de CHP’li belediyelerin vatandaşa yardım etmesini engelleyen valiler de gördük bu süreçte. Parti neferi gibi davranan bazı valiler, belediyelerin ücretsiz ekmek dağıtmasını engellemeye kadar götürdüler işi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Valilerin de yapacak fazla bir şeyi yoktu aslında. Çünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı şapkasını çıkarıp, Ak Parti şapkasını geçirmişti başına. Bu süreçteki tüm demeçleri bir parti başkanı tarzındaydı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgın süreciyle ilgili yapılan yanlışları mı söylediniz, azgın ve sapkınların yanındasınız. Ekonominin kötü durumda olduğunu mu söylediniz, hemen hayali bir dış güç yaratılır. Ekonomiye saldıran hayali dış mihraklar ve sözde onlarla birlikte hareket eden muhalefet siyasi rant peşine düşmekle suçlanır. Virüs bulaşır diye denize girmek yasaklanır ama baskıya dayanamayarak AVM’leri açar. Denizde bulaşan virüs AVM’de bulaşmazmış gibi..</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Salgınla ilgili alınan kararları açıklarken, muhalefeti terör örgütüyle iş birliği yapmakla suçlar. 55 ülkeye maske ve tıbbi malzeme yardımı yapmakla övünür, kendi vatandaşına maske dağıtamaz. Bunu söyleyeni de polemik yapmakla itham eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son günlerde de bir darbe polemiği tutturuldu. Devlet Bahçeli’yi de yanına alarak muhalefeti darbe çığırtkanlığıyla suçlar. Oysa 12 Eylül darbesi ve onun yarattığı siyasal ortamın ve yerleştirdiği bilim dışı eğitim sisteminin ürünü olarak siyaset sahnesinde yer aldıklarını unuturlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Üretimin ve bilimsel gelişmenin olmadığı toplumlarda vatan, millet, bayrak ve din gibi argümanlardan başka siyaset aracı kalmaz. 97 yıllık Cumhuriyet maalesef bu kısırdöngünün içinde acı çekiyor. Bu tabloda 19 Mayıs Atatürk’ün Anma ve Gençlik Bayramı’nın da 101. Yılı kutlu olsun…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 May 2021 22:22:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/osman-peri-1596535259.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevmekle başlayacak her şey</title>
                <category>Asuman Bora</category>
                <link>https://www.yankihaber.com/makale/sevmekle-baslayacak-her-sey-38</link>
                <author>luya@mynet.com (Asuman Bora)</author>
                <guid>https://www.yankihaber.com/makale/sevmekle-baslayacak-her-sey-38</guid>
                <description><![CDATA[Sevmekle başlayacak her şey]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hangi meyvenin tadı diğerine değişilir ki? Meyve cenneti yurdumuzun her mevsimi ayrı bir koku, ayrı bir renk, ayrı bir tat sunuyor bize. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kışın o mis gibi kokan mandalinası, portakalı, baharın müjdecisi erikleri, bademleri, yazın şeftalisi sonbaharın buğulu üzümleri, yemeye doyamadığımız, saymakla bitiremeyeceğimiz tatlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bahar meyveleri tatlarının yanı sıra bir coşku verir bana, rayihalarına sinmiş bahar kokusu harikadır, gelen bahara eşlik eder renkleriyle minik bedenleriyle. Küçücük yemyeşil erikler banıp tuza kütür kütür nasıl afiyetle yenir, ağız dolusu tuzlu bir ferahlık. Ooohhh…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">O zarif çilekler yersin doyamazsın tatlısını reçelini yaparsın yine doyamazsın. Dört mevsim yanınızdadır sanki minik çilek</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çocukluk anılarına arkadaşlık eden bir meyvede kiraz. Herkes mutlaka kiraz küpesini bir kez takmıştır. Kirazın o pürüzsüz, simetrik hali, rengindeki kırmızıdan sarıya turuncuya geçişiyle doğa harikalarındandır. Görsel güzelliği farklıdır benim için.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kiraz denince kendisinden ‘Kiraz mevsimi Öykücüsü’ diye bahsedilen Sait Faik Abasıyanık’ı anarım her zaman.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">&nbsp;<em>‘Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem</em></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">&nbsp; Nasıl etsem, nasıl yapsam da</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">&nbsp; Meydanlarda bağırsam,</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">&nbsp; Sokak başlarında sazımı çalsam.</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">&nbsp; Anlatsam bu kiraz mevsiminin,</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">&nbsp; Para kazanma mevsimi değil</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">&nbsp; Sevişme vakti olduğunu.’</span></em><span style="font-size:16.0pt"> der bir şiirinde.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kiraz mevsimi şiirinde kalmaz, bir kiraz mevsiminde veda eder okurlarına yazmaya, hayata. Hayata veda eder ama hayata dair çok güzel anlar, bunu bende yaşadım diyeceğimiz anılar bırakır bize. Yazdıkları sanki bizim anılarımızdır, bizim öyküye dökemediğimiz gençliğimizdir. Hayatın her dakikasını fark eden, saniye saniye yaşayan, o andaki güzelliği içine sindiren, her ayrıntıyı anlamaya çalışan bir kalemdir Sait Faik Abasıyanık. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İstanbul şehri için de bir şanstır böyle bir öykücüye sahip olmak. Çünkü öyküleriyle size arkadaş olur tüm İstanbul’u gezdirir. Arkadaşlığı ayrı güzeldir. Gündelik telaşları içinde tanışırsınız töresi davranışı kavrayışı farklı ama aynı topraklarda yaşamanın birliği ile seslenen hikaye kahramanlarıyla.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Stelyanos Hrisopulos Gemisi’ne, Eflalikus’un Kahvesi’ne davet eder soluklanmanız için, gezerken yorulursunuz ama okurken yorgunluk nedir bilmezsiniz. Denizin kokusu yosunun yeşili, martıların çığlıklarıyla sürer okuma yolculuğunuz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Okudukça doyamadığımız 200’e yakın hikaye 3 roman ve bir sürü şiir bırakır’ Kiraz mevsimi öykücüsü’. Hayatının yalnızlığını satır aralarına saklar, satırlarda neşe ve heyecan vardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bir sabaha uyanışına ortak eder sizi, artık hep o sabahlara uyanmak istersiniz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">‘Sabahleyin yine yağmurla uyanacaktım, camları buğulu bir kahvenin içinde elleri nasırlı, yüzleri güneş ve rüzgarla çizgili insanlar arasında’</span></em> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu kahveye rastlamak mümkündür bizim için, tanıdık kılmıştır çünkü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sarnıç öyküsünün ilk cümlelerinde ne güzel anlatır liseyi bitirme hevesimizi, büyüme tutkumuzu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">‘Liseyi bir gün ardımıza dönüp bakmadan başkalarına bıraktık. Bir daha buraya ömrümüzün sonuna kadar talebe olarak giremeyeceğimizi bile bile.’</span></em> </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Neydi o telaşımız dedirtir bize.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Tedavi için gittiği Fransa’dan yine tedaviden korktuğu için döner. Hayattan vazgeçmeyi kabul etmiş gibi, tek vazgeçmediği ise yazmak yazmak…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kumpanya, Havuz Başı bu dönemlerinin hikaye kitapları, içlerinde ise ölüm teması. Hastalığına alışmak daha doğrusu alışmaya çalışmak, ölümle kucaklaşmaya hazırlık gibi kokar hikayeleri. Oysa hayatın her anından tat almayı bilen biridir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">‘Adımım düşüyor anlatılmaz ki sözle</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">Bin bir ateşten dili yangınken sönüyorum</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">Bir harabe yüzüyle, balmumundan bir yüzle</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">Sararmış caddelerden evime dönüyorum.’</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">‘Harita da Bir Nokta’ öyküsünün kahramanı der ki.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-size:16.0pt">‘Bura da namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs hiddet neme gerekti? Yapamadım koştum tütüncüye kağıt kalem aldım. Çakımı çıkardım kalemi yonttum, yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.’</span></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yazmadan duramayan, yazdıkça yaşadığını hisseden, hayata yazdıkça katılan bir yazar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Hayattayken bütün malvarlığını bağışladığı Darüşşafaka Cemiyeti&nbsp; yıllardır Sait Faik Abasıyanık adına öykü yarışması düzenliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">‘Kiraz mevsimi öykücüsüne’ bir kiraz mevsiminde sevgi ve şükranlarımızı sunuyoruz, bize bıraktığı o güzel öyküler için.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ve onun sözleriyle bitirmeden, hoşça kalın umutlu kalın diyelim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">‘<em>’Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor."</em></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 May 2021 22:19:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yankihaber.com/images/kullanicilar/2020/08/asuman-bora-1596535409.png"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
